Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Cemevleri AKP İktidarını Aklanma Mekânları Değildir

⌈Hasan Subaşı⌉

AKP Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Suriye’de yaşananlara ilişkin yaptığı konuşmadan yalnızca birkaç gün sonra bir heyetle birlikte Hüseyin Gazi Dergâhı – Cemevi’ni ziyaret etmesine, haklı olarak hem Aleviler hem de demokratik Alevi hareketi tepki göstermiştir.

Leyla Şahin Usta’nın Meclis kürsüsünden sarf ettiği ve Suriye’de yaşanan katliamları mezhepsel bir karşılaştırma zeminine oturtan ifadeler, siyasal söylemde masum bir “eleştiri” olarak değerlendirilemez. Bu tür söylemler, şiddeti evrensel bir insanlık suçu olarak değil; kimin maruz kaldığına göre anlam kazanan göreli bir olgu olarak sunmaktadır. Böylece katliamlar arasında hiyerarşik bir ayrım kurulmakta, bazı ölümler “daha anlaşılır”, bazıları ise “geç kalmış hassasiyet” olarak kodlanmaktadır.

Bu yaklaşım, mezhepçi siyasal aklın temel karakteristiğidir. Mezhepçi söylem, yalnızca açık düşmanlıkla değil; acının araçsallaştırılması ve belirli toplumsal grupların mağduriyetinin değersizleştirilmesi yoluyla da işler. Bu bağlamda Alevilere yönelik şiddetin tali bir sorun gibi sunulması, tarihsel Alevi karşıtlığının güncel bir yeniden üretimidir.

Bu söylemin hemen ardından gerçekleştirilen cemevi ziyareti, siyasal iletişim açısından açık bir sembolik meşrulaştırma girişimi olarak okunmalıdır. Meclis kürsüsünde kullanılan mezhepçi dilin yarattığı tepkiyi dengelemek amacıyla Alevi inanç mekânlarının tercih edilmesi, bu mekânların siyasal iktidar tarafından bir “aklanma alanı” olarak görüldüğünü göstermektedir.

Cemevleri, Alevi inancında yalnızca ibadet edilen mekânlar değil; aynı zamanda tarihsel hafızanın, adalet anlayışının ve etik-politik duruşun taşıyıcılarıdır. Bu nedenle mezhepçi bir söylemin ardından verilen “dostluk” fotoğrafları, bir samimiyet göstergesi değil; inanç mekanlarının araçsallaştırılmasıdır.

Bu noktada eleştirinin yalnızca siyasal aktörle sınırlı kalması yetersizdir. Ziyarete zemin hazırlayan cemevi yöneticilerinin tutumu da Alevi yolunun temel ilkeleri açısından ciddi bir tartışmayı gerekli kılmaktadır. Alevi öğretisinde yol; rızalık, adalet ve zalime karşı mazlumdan yana durma ilkeleri üzerine kuruludur. Zulmü normalleştiren ya da mezhepçi dili yeniden üreten bir siyasal aktörle kurulan bu ilişki, Alevilerin zalimlerin karşısındaki tarihsel duruşuyla bağdaşmamaktadır.

Bu bağlamda ortaya çıkan tablo, bireysel tercihlerden çok daha fazlasını ifade etmektedir. İktidarın söylemini görünmez kılan ve onu “hoşgörü” görüntüsüyle örtmeye yarayan bu tutum, Alevi yolunda tarihsel olarak “düşkünlük” kavramıyla tanımlanan bir kopuşa işaret etmektedir.

Suriye’deki Alevilerin katledilmesine karşı çıkanları hedef alan bir siyasetçiyle verilen bu görüntüler; Alevi erkanı, ahlakı ve Alevilerin zalimlerin karşısındaki tarihsel duruşuyla bağdaşmamaktadır. Bu fotoğraflar, Alevi duruşunun değil, düşkünlüğün fotoğraflarıdır!

Alevi tarihsel hafızasında Hızır Paşa figürü, iktidarla kurulan çıkar ilişkilerinin ve yol’dan sapmanın simgesidir. Bugün benzer bir çizgide konumlananlar, Aleviliği temsil ettiklerini iddia etseler de fiilen siyasal iktidarın ideolojik ihtiyaçlarına hizmet etmektedirler. Bu durum, Alevilik ve Aleviler adına konuşan bu yapıların temsil meşruiyetini de ciddi biçimde tartışmalı hale getirmektedir.

Tarihte Hızır Paşa’nın yaptığı neyse, bugün onun yolundan yürüyenlerin yaptığı da aynıdır. Hızır Paşacılığı kendine yol edinenler ne Aleviliği ne de Alevileri temsil edebilirler. Çünkü bunlar yol düşkünüdür.

Bu nedenle mesele, tekil bir ziyaret ya da tek bir konuşmanın ötesindedir. Tartışılan şey, Alevi inanç mekânlarının ve temsil iddiasındaki yapıların mezhepçi siyasal aklın yeniden üretiminde nasıl bir rol oynadığıdır. Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca bugünü değil, Alevi hareketinin gelecekteki yönünü de belirleyecektir.

Cemevleri iktidarların arka bahçesi, siyasetçilerin günah çıkarma mekânı değildir. Gerçek olan budur. Gerçeğin gereğini yapanlara aşk olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir