Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Ortadoğu Halkları:Ortadoğu’da İhanet, Cazen Suskunluktur

⌈Türkan Doğan⌉

Aynı toprağın farklı yaralarıdır. Filistin’de yıkılan bir evle, Kürt coğrafyasında yakılan bir köy, İran’da susturulan bir kadın, Alevi dağlarında bastırılan bir inanç arasında görünmeyen ama çok sağlam bir bağ vardır. Bu topraklarda halk olmak, yalnızca yaşamak değil; sürekli hayatta kalmaya zorlanmaktır. Ve bu zorlanma, her seferinde aynı el tarafından, aynı akılla yeniden üretilir.

Ortadoğu’da kadın olmak, bu yükün en ağır hâlidir. Filistinli kadın çocuğunu enkazdan çıkarırken, İranlı kadın bir tutam saçla bütün bir karanlığa karşı durur. Kürt kadınının saçı kesildiğinde, Alevi kadınının yasına dokunulur. Saç, burada süs değildir; kimliktir. Kesildiğinde yalnız tel kopmaz, bir halkın hafızası hedef alınır. Kadın bedenine yönelen şiddet, aslında halkın onuruna yönelir.

Emperyalizm bu coğrafyada yalnız bombayla, tankla işlemez. Daha incelikli, daha kirli çalışır. Dili bozar, anlamı çarpıtır, halkları birbirine düşürür. Filistin’de direnişe “terör” der, İran’da itiraza “ahlâksızlık”, Kürt’ün diline “tehdit”, Alevi’nin inancına “sapkınlık” yaftası yapıştırır. Sonra halklara birbirini işaret eder: Tehlike orada. Böylece asıl fail görünmez olur.

Ama gerçek şudur:
Bu yıkım yalnız dışarıdan gelmez.

İçinizdeki hainleri tanımadan, hiçbir halk özgürleşemez.
Kendi halkının acısını pazarlık konusu yapanlar, zalimin dilini ödünç alanlar, mazlumu “aşırı”, katili “denge” diye anlatanlar… İşte emperyalizmin en sadık müttefikleri onlardır. Çünkü en sağlam işgal, insanın kendi evinden başlar.

Ortadoğu’da ihanet, bazen suskunluktur.
Bazen “bana dokunmayan yılan” cümlesidir.
Bazen Filistin için ağlayıp, Kürt için susmaktır; İranlı kadına alkış tutup, Alevi’nin yasını görmezden gelmektir. Bu seçmeci vicdan, halkların sırtına saplanmış en paslı bıçaktır.

Oysa kurtuluş, parça parça gelmez. Filistin özgür değilse, bu coğrafyada kimse özgür değildir. İranlı kadın zincirliyse, hiçbir halk tam yürüyemez. Kürt’ün dili yasaklıysa, Alevi’nin nefesi dardır. Halkların kaderi ortaktır; ya birlikte ayağa kalkarlar ya birlikte ezilirler.

Bu yüzden artık net olmak gerekir:
Emperyalizme karşı durmak, yalnız dış güçleri lanetlemek değildir.

İçimizdeki hainlerle hesaplaşmadan, kurtuluş yoktur.
Vicdanını satmış aydınla, korkusunu akıl diye pazarlayanla, zulmü “denge” diye meşrulaştıranla yüzleşmeden bu topraklar nefes alamaz.

Güneş, bu coğrafyada ancak o zaman doğar:
Halklar birbirinin acısını kendi yarası bildiğinde.
Kadınların saçları rüzgârda özgürce savrulduğunda.
Ve ihanet, adını kaybettiğinde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir