Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Cemevlerinin Mekânsal Statüsü, İnanç Özgürlüğü ve Aleviliğin Hukuksal Tanınması Üzerine Eleştirel Bir İnceleme

IMG_20250116_202158_00_008.jpg

⌈Hüseyin Akkuş -Bağımsız Araştırmacı⌉
Özet
22 Ocak 2026 tarihli ve 33145 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile cemevleri “kültürel tesis alanı” kapsamında tanımlanmış, buna karşılık ibadet alanları arasında yer almamıştır. Bu düzenleme, Alevi inancının özgün yapısını, ibadet pratiğini ve tarihsel-toplumsal varoluşunu tanımayan kurumsal bir yaklaşımın güncel bir tezahürü olarak değerlendirilmelidir. Bu çalışma, söz konusu düzenlemeyi Alevilik inancı perspektifinden ele alarak cem erkânının ve cemevinin ibadet mekânı olarak taşıdığı anlamı ortaya koymayı; mekânsal planlama aracılığıyla inanç alanının nasıl ideolojik olarak yeniden üretildiğini analiz etmeyi ve bu yaklaşımın inanç özgürlüğü ile eşit yurttaşlık ilkeleriyle olan yapısal çelişkisini tartışmayı amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Alevilik, Cemevi, İnanç Özgürlüğü, Mekânsal Planlama, Folklorizasyon, Eşit Yurttaşlık
1. Giriş
Devletlerin inanç alanına ilişkin düzenlemeleri çoğu zaman teknik, idari ya da hukuki zorunluluklar çerçevesinde gerekçelendirilse de bu düzenlemeler, esasen belirli bir inanç yorumunu merkezileştiren ideolojik tercihler içermektedir. Türkiye’de Alevi inancının kamusal alanda tanınması meselesi, bu durumun tarihsel süreklilik arz eden en belirgin örneklerinden biridir.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Alevilik ya yok sayılmış ya da hâkim Sünni-İslam yorumu içerisinde tali, eksik veya kültürel bir unsur olarak konumlandırılmıştır.
Cumhuriyet dönemi boyunca laiklik ilkesine rağmen Aleviliğin bağımsız bir inanç sistemi olarak tanınmaması, bu dışlayıcı yaklaşımın kurumsallaşmasına yol açmıştır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde yapılan son değişiklik, bu tarihsel sürekliliğin güncel mevzuat diliyle yeniden üretildiğini göstermektedir. Cemevlerinin ibadet alanı olarak değil, kültürel tesis alanı kapsamında tanımlanması, Aleviliğin bütünlüklü ve özgün bir inanç sistemi olarak kabul edilmediğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
2. Alevilikte İbadet Anlayışı ve Cem Erkânı
Alevilik, dogmatik ve normatif bir din anlayışından ziyade, ahlaki, toplumsal ve inançsal boyutları iç içe geçmiş bir yol (erkân) olarak şekillenmiştir. Bu bağlamda ibadet, yalnızca bireysel bir ritüel değil; toplumsal rızalığın, eşitliğin ve etik sorumluluğun kolektif biçimde yeniden üretildiği bir süreçtir.
Cem erkânı, Alevi inancının merkezî ibadet pratiğidir. Cem;
İnsan ile Hakk arasındaki ilişkinin aracısız ve eşitlikçi biçimde kurulmasını,
Toplumsal barışın rızalık temelinde tesis edilmesini,
Cinsiyet, sınıf ve statü farklılıklarının askıya alındığı kolektif bir ahlak düzenini ifade eder.
Cemevi ise bu erkânın icra edildiği mekân olarak yalnızca fiziksel bir yapı değil; Alevi inancının tarihsel belleğini, öğretisini ve sürekliliğini temsil eden kutsal bir mekândır. Bu nedenle cemevlerini ibadet mekânı statüsünden çıkararak kültürel bir işlevle sınırlamak, Alevi ibadet anlayışını epistemolojik düzeyde reddetmek anlamına gelmektedir.
3. Mekânsal Planlama, İktidar ve İnanç
Mekânsal planlama literatürü, mekânın tarafsız bir zemin değil; iktidar ilişkilerinin üretildiği ve yeniden düzenlendiği bir alan olduğunu ortaya koymaktadır.
Mekânın hukuki olarak nasıl tanımlandığı, o mekânın temsil ettiği kimliğin kamusal meşruiyetini de belirlemektedir.
İlgili yönetmelikte cami, mescit, kilise, şapel ve sinagog açık biçimde ibadet alanları arasında yer alırken cemevlerinin bu kapsama dâhil edilmemesi, devletin Alevi inancına yönelik asimetrik yaklaşımını kurumsallaştırmaktadır. Bu durum, laiklik ilkesinin eşitlikçi değil; hiyerarşik biçimde uygulandığını göstermektedir.
4. Folklorizasyon Stratejisi Olarak Kültürel Tesis Tanımı
Cemevlerinin “kültürel tesis alanı” içerisinde tanımlanması, Aleviliğin folklorizasyonu sürecinin hukuksal bir ifadesi olarak değerlendirilebilir. Folklorizasyon, yaşayan bir inanç ya da kimliğin eleştirel, normatif ve hak talep eden boyutlarından arındırılarak temsilî ve zararsız bir kültürel objeye dönüştürülmesi anlamına gelmektedir.
Bu çerçevede cemevlerinin müze, galeri ya da sergi salonu gibi mekânlarla aynı kategoride ele alınması; Alevi inancının hakikat iddiasını ve ibadet pratiğini kamusal alandan dışlamaya yönelik yapısal bir müdahaledir. Bu yaklaşım, asimilasyon politikalarının çağdaş ve dolaylı bir biçimi olarak okunmalıdır.
5. İnanç Özgürlüğü ve Eşit Yurttaşlık Bağlamında Hukuksal Değerlendirme
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Birleşmiş Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, devletlerin tüm inanç gruplarına eşit mesafede durmasını ve ibadet mekânlarını tanımasını zorunlu kılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’ye ilişkin kararlarında da Alevilerin inanç özgürlüğünün sistematik biçimde ihlal edildiği açıkça vurgulanmıştır.
Cemevlerinin ibadethane statüsünden dışlanması, Alevilerin kamusal alandaki varlığını ikincilleştiren yapısal bir eşitsizlik üretmektedir. Bu durum, yalnızca mekânsal bir sorun değil; eşit yurttaşlık ilkesinin ihlalidir.
6. Sonuç
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik, cemevlerini kültürel tesis alanı kapsamında tanımlayarak Alevi inancını ibadet statüsünün dışında bırakmaktadır. Bu yaklaşım, Aleviliği tanımayan ve onu devletin belirlediği sınırlar içerisinde yeniden tanımlamaya çalışan inkârcı bir zihniyetin ürünüdür.
Oysa Alevilik;
Hakk’ı insanda gören,
İnsanı kutsayan,
Zulme rıza göstermeyen,
Eşitliği, özgürlüğü ve adaleti esas alan
bütünlüklü bir inanç ve yaşam yoludur.
Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması talebi bir ayrıcalık değil; eşit yurttaşlığın ve inanç özgürlüğünün zorunlu bir gereğidir. Bu talep karşılanmadığı sürece Alevi inancının kamusal alandaki eşitlik mücadelesi akademik, hukuksal ve toplumsal düzlemlerde varlığını sürdürecektir.
Kaynakça
Çınar, A. (2015). Modernleşme, Kimlik ve Kültürel Politika. İstanbul: İletişim Yayınları.
Kaplan, D. (2010). Alevilikte İnanç, İbadet ve Toplumsal Yapı. Ankara: Dipnot Yayınları.
Ocak, A. Y. (2009). Türkiye Sosyal Tarihinde İslamın Macerası. İstanbul: Timaş.
Yaman, A. (2011). Alevilik: İnanç, Kültür, Kimlik. İstanbul: Cem Yayınları.
@öne çıkar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir