Cts. Tem 25th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Zaman Aşımına Uğramayan Gönlü: Hasretine Kavuştu

⌈Türkan Doğan⌉

Otuz üç yıl…
Bir insan ömrünün neredeyse yarısı. Bazı acılar zamanla hafifler derler; bizimkisi hafiflemeyenden, sadece şekil değiştirdi. Kimi zaman bir mahkeme salonunun soğuk duvarına çarptı, kimi zaman gaz bombalarının dumanında boğazımıza düğümlendi, kimi zaman da bir annenin, babanın, evladın, kardeşin yoldaşın Adaletsizlik karşısında ki öfkesine kuşandı.
İşte yeter gültekin, işte o öfkenin mucadelesini kuşanan bir eş.
Genç yaşta başladı her şey. Hasret’le kurdukları hayat, takvim yapraklarına göre kısa sürdü; ama takvimler gönüllerin genişliğini ölçmez. Onlar, kısa bir zamana büyük bir sevda ve büyük bir mücadele sığdırdılar.
Sonra ateş düştü.
Sonra bir şehir sustu.
Sonra adalet beklenmeye başlandı.
Bu 33 yıl boyunca mahkeme koridorlarında beklendi. Dosyalar açıldı, kapandı. Kararlar verildi, bozuldu. Davalar düştü. Zaman aşımı dendi. Bu düzenin adaleti her vakit sağır, dilsiz ve sağırdı. Ama hafıza sağır değildi. Her 2 Temmuz’da Madımak Oteli’nin önüne geldiğimizde, içeriden yükselen canların sesi yalnızca geçmişe ait değildi; bugünün vicdanına çarpan diri bir yankıydı.
Yeter Gültekin bu uzun yürüyüşte geri adım atmayanlardandi. Adalet talebini mücadele verdiği her alanda haykırdı.Hayatı boyunca Alevi kültürünü yaşanması gerektiği gibi yaşadı. Vefayı bir kelime olarak değil, bir ömür disiplini olarak taşıdı gönlünde.

Gözüyle görmediği bir babanın oğlunu, babasına yakışır bir onurla büyüttü. Bu, sadece bir annenin sabrı değildi; bu, sevdanın ağır yükünü incinmeden taşıyabilme haliydi.
Tapduk Emre’nin “Canınla süpür cananın eşiğini; ancak o zaman gerçek âşık olursun” sözünü hatırlatır onun hayatı. Sevdayı sözle değil, ömürle süpürmek…
Yıllar geçti.
Acı dinmedi.
Bedel ise sadece hafızada kalmadı. Kanser, bedenine yerleşti. Ama biz biliyoruz; bazı hastalıklar sadece hücrelerde başlamaz. Yılların biriktirdiği stres, bekleyiş, adalet arayışında tüketilen ömür
bedenini de yordu ama duruşu yorulmadı. Eğilmedi. Sessizleşmedi. Kırılmadı.
Onun yaşamı bize bir kayıt bıraktı. Bir örnek bıraktı.
Vefanın nasıl taşınacağını, sevdanın nasıl onurla korunacağını, direnişin gündelik hayatın içine nasıl yerleştirileceğini gösteren bir örnek. Bugün onu uğurlarken bir duyguya teslim olmuyoruz yalnızca; bir hayatın tanıklığına da şahit oluyoruz.
Genç yaşta başlayan bir sevda.
Yarım bırakılmış bir beraberlik.
Ama tamamlanmış bir onurla
Hasret’ine kavuştun.
Umarım yüreğindeki hasretin dinmiştir;

Uğurluyoruz seni Yeter Gültekin.
Yolun, sevdan ve vefan daim olsun.

18/02/2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir