Paz. May 17th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Onların Adası: Epstein Bizim Adamız: Kızıldere

⌈Türkan Doğan⌉

Bazen dünya iki ayrı ada gibi bölünür; biri zulmün, diğeri direnişin adasıdır. Bir tarafta, insanı duvarların ardına kapatan, yalnızlaştıran ve susturarak hükmettiğini sanan bir düzen… Adına özgürlük diyen ama halkların iradesini boğan, emperyalistlerin adası.
O ada, sadece bir kara parçası değil; bir zihniyetin, bir sömürü sisteminin ve çürümüşlüğün simgesidir. Epstein Adası: çocukların kaçırıldığı, ruhların yalıtıldığı, sapkınlığın ve yozlaşmanın gizlendiği bir yer. Orada sadece bedenler hapiste değildir; insanlık, kültür, umut ve geleceğin kendisi de hapsedilmiştir.
Diğer tarafta ise bizim adamız vardır. Kızıldere bir köyden öte, bir eşiğin ve bir halk bilincinin adasıdır. Haritalarda yoktur belki ama hafızalarda, toprağın kokusunda, mücadele edenlerin nefesinde yaşar.
O yoksul köy evi, bir barınak olmaktan çıkıp halkın kendi kaderini eline alma iradesinin kurulduğu bir mekâna dönüşmüştür. Burada toprağa kök salmak, birlikte çalışmak, yoldaşça bölüşmek ve paylaşmak bir yaşam biçimidir. Ada, sadece denizlerle çevrili bir kara parçası değil; insanın iradesi, doğayla ve halkla kurduğu bağdır.
“Adalıyız” demek, geri dönüşsüzlüğü kabul etmektir. Onların adasında insan yalnızlaştırılır; bizim adamızda hiçbir direnişçi yalnız değildir. Ölüm bile burada bireysel değil, tarihseldir. Aynı umudu paylaşanların, aynı geleceği kurmaya ant içenlerin ortak kaderidir. Mahir Çayan ve yoldaşları, o gün yalnızca bir çatışmanın içinde değildi; iki ada arasındaki farkı tarihe kazıyorlardı. Karşılarında duran güç, sadece faşizm değil; onun arkasındaki emperyalist akıl ve sömürü sistemiydi. Uzak coğrafyalarda savaşlar kuran, halkların kaderini kendi çıkarlarına göre şekillendiren bu büyük düzen… Ve o anda söylenen söz, bir sonun değil, bir çağın ifadesiydi:
“Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik.”
Bu cümle, bir çaresizliğin değil; bilincin en yüksek halidir. Çünkü bazıları yaşamak için susar, bazıları ise yaşanabilir bir dünya için ölümü göze alır.
Onların adası büyür, ama çürür. Bizim adamız küçüktür, ama çoğalır. Çünkü bir ada, etrafındaki sularla değil; içinde taşıdığı hakikat, toprağı, yoldaşlığı ve mücadeleyi barındıran ruhla var olur.
Ve her 30 Mart’ta, o hakikat yeniden yüzeye çıkar. Zaman susar, ama hafıza konuşur.
Bir yoksul köy evinden bir ada doğar. O ada, yalnızlığın değil; ortak bir mucadelenin, yoldaşlığın, paylaşmanın ve toprağın adasıdır.
Kızıldere artık haritalarda Tokat’ın bir köyü değildir; bir eşik, halkın kendine verdiği sözün geçtiği bir yerdir.
Kızıldere, bir kahramanlık destanının adıdır. Anadolu’nun kurtuluşu uğrunda yazılmış bir destandır.
İyi ki gönlümüze, bilincimize dokunup geçtiniz bu dünyadan…

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir