Tarihsel Hafıza ve Alevi Toplumu
⌈Sabri Kalkan⌉
Alevi toplumu, tarih boyunca yalnızca inanç farklılığı nedeniyle değil; çoğu zaman siyasal kutuplaşmaların ve dışlayıcı ideolojilerin hedefi olmuştur. “Darül Harp / Darül islamtemelinde cihatçı anlayışın içinde en büyük düşman Alevilerdir” biçimindeki söylemleri, günümüzde ortaya çıkan cihatçı yapıların Şii ve Alevi kabul edilen topluluklara karşı geliştirdiği düşmanca dilin tarihsel köklerini göstermektedir.
Koçgiri İsyanı, Dersim Katliamı, Maraş Katliamı, Çorum Olayları, Gazi Mahallesi Olayları, Sivas madımak katliamı Gezi Parkı protestoları ve Ortaca’da yaşanan saldırılar gibi olaylar, Türkiye’de benzer zihniyetin Alevilere yönelik sistematik baskı ve şiddet biçimlerinde tezahür ettiğini göstermektedir. Bu acılar, Alevi hafızasında yalnızca geçmişin hatırlanması olarak kalmamış; aynı zamanda gelecekte benzer karanlıkların tekrarını önleme iradesi olarak derin bir biçimde yer etmiştir.
Alevi toplumu, yaşadığı tarihsel baskılar sonucunda güçlü bir kültürel ve siyasal hafıza geliştirmiştir. Bu hafıza, toplumsal bilinç ve kolektif direnç açısından önemli bir araç olarak işlev görmektedir. Böyle dönemlerde korku ve öfkeyi beslemek yerine, demokrasiye ve çoğulcu toplumsal yaşamın güçlenmesine katkı sunan bir refleks geliştirilmiştir.
Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde aşırı sağın güçlenmesi, tarihsel hafızası güçlü topluluklarda doğal olarak bir tedirginlik yaratmaktadır. Ancak Avrupa’daki Aleviler, geçmişte yaşanan baskılara kıyasla bugün çok daha örgütlü bir yapıya sahiptir. Bu örgütlülük sayesinde tarihsel acılar hatırlanırken, hafıza korku üretmek için değil; demokrasiye daha güçlü katılım sağlamak amacıyla mücadeleye dönüştürülmektedir.
Alevi toplumunun tarihsel bilinçle şekillenen yaklaşımı temel hak ve özgürlükler çerçevesinde ayrımcılığa ve dışlayıcı politikalara demokrasi ihlallerine karşı net bir duruş göstererek insan onurunu her türlü kimliğin üzerinde görerek Alevi öğretisinin hümanist ve çoğulcu özünü yansıtmıştır.
Son yıllarda Avrupa’da sağ popülist ve aşırı sağ partiler; ekonomik eşitsizlikler, göç krizleri ve güvenlik kaygıları üzerinden demokratik kurumlar üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu gelişmeler, faşist hafızanın Avrupa’ya yabancı olmadığınıtarih boyunca kendi ; krizlerinden faşizmi üreten bu kıtada, aynı mekanizmaların farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkabildiğini göstermektedir.
Bu nedenle Aleviler, yalnızca kendi toplumsal ve kültürel haklarını savunmakla kalmamakta; aynı zamanda Avrupa’daki demokratik yaşamın korunması ve güçlendirilmesi açısından da kritik bir rol üstlenmektedir.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu öncülüğünde, bu sorumluluğun bilinciyle yıllardır kararlı bir mücadele yürütülmektedir. Demokrasi cephesini büyütme hedefiyle, toplumun diğer dinamikleriyle ortaklaşan bu mücadele; toplumsal sorumluluk ve tarihsel bilinç temelinde sürdürülmeye devam edecektir.
Aşk ile

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler