İNSANLIK BELKİ DE EN ÇOK BU CÜMLEYİ UNUTTU
⌈Recai Doğan⌉
“Arkamdan yürüme, ben öncün olmayabilirim.
Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim.
Yanımda yürü… Böylece ikimiz de eşit oluruz.”
İnsanlık belki de en çok bu cümleyi unuttu.
Eşit yürümeyi…
Paylaşmayı…
Birlikte yaşamayı…
Oysa bu dünya sadece insanların değildir.
Doğanın, hayvanların, çocukların, yoksulların, sesi bastırılanların da dünyasıdır.
“Yeryüzü bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.”
Ama bugün kurulan düzen; paylaşmayı değil, biriktirmeyi kutsuyor.
Bu politikaları onaylamıyorum.
Bu bir haksızlık.
Bu bir onursuzluk.
Bu, insan ahlakına, vicdanına ve görgüsüne aykırı bir düzendir.
80 milyon insan…
6 milyon insan daha zengin yaşasın diye çile çekiyor.
Bir avuç insanın serveti büyüsün… Sarayları çoğalsın… Masaları dolsun… Hayatları daha da lüks olsun diye…
Milyonlarca insan geçim derdiyle boğuşuyor.
Kimisi çocuklarının beslenme çantasını düşünürken, kimisi servetine yeni servet katmanın hesabını yapıyor.
Aşık Mahzuni Şerif yıllar önce ne güzel söylemiş,
“Kimi hızlı gider uzun yol tutar
Kimi altın satar, kimi pul yutar
Kimi soğan bulmaz, kimi bal yutar
Kimi parmağını yalamış gider…”
Aradan yıllar geçti… Ama düzen değişmedi.
Hatta daha da ağırlaştı.
Necip Fazıl’ın dediği gibi,
“Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul,
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul…”
Çünkü bu düzen, bölüşmeyi bilmeyenlerin düzeni…
Doğayla barışık olmayanların…
Hayvanın yaşam hakkını bile görmeyenlerin…
Hep daha fazlasını isteyenlerin düzeni…
Diğer tarafta ise, yokluk içinde nefes almaya çalışan milyonlar var.
Yaşamak için değil, ölmemek için direnen insanlar…
Ne olduğunu da biliyorlar… Neden bu hale geldiklerini de…
Ama korku büyük.
Çünkü konuşanın sesi kısılıyor.
İtiraz eden susturuluyor.
Düşünen hedef gösteriliyor.
Muhalif olmak, aykırı olmak, soru sormak bile suç gibi gösteriliyor.
Ve sonra aynı cümle kuruluyor,
“Sen hele birkaç gün misafirimiz ol… Biz sana bir suç buluruz…”
Bulamazlarsa?
“Ajan” derler.
Çünkü adaletin olmadığı yerde, iftira en kolay silahtır.
Ve böyle düzenlerde, hak eden değil, itaat eden yükselir.
Oysa insanlık, paylaşmayı öğrendiği gün kurtulacak.
Bir lokmanın bölündüğü, bir ağacın korunduğu, bir çocuğun aç yatmadığı, bir hayvanın korkmadan yaşayabildiği gün…
Belki o zaman gerçekten “medeniyet”ten söz edebileceğiz.
Aşk ile …

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler