Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar : HDP meşru ve demokratik haklarını kullanmaktan vazgeçmez

Darbelere ve baskılara karşı başlatılan Demokratik Mücadele Programı kapsamında HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi’ni ziyaret etti. Sancar, ziyaretin ardından şöyle konuştu:

Darbeler sadece tank ve topla değil; yargı eli, iktidarın baskılarıyla da gerçekleşir

Değerli basın mensupları, hepiniz hoşgeldiniz, sevgili Berdan Öztürk’ün de açıkladığı gibi burada bulunmamızın temel amacı dayanışmadır. Sevgili arkadaşlarımız Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın milletvekillikleri düşürüldü, haksız ve hukuksuz bir şekilde temsiliyetleri ellerinden alındı. Ayrıca, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun da milletvekilliği düşürüldü. Bu işlemler halkın iradesini yok sayma anlamına geliyor. Bunu defalarca belirttik. Bunu bir siyasi darbe olarak görüyoruz, tıpkı kayyım uygulamaları gibi milletvekillerinin düşürülmesi de bir siyasi darbe operasyonudur. Darbeler sadece tank ve toplarla yapılmaz. Darbeler, yargı eliyle, iktidarın baskı yöntemleriyle de gerçekleşir. Bunlara siyasi darbe diyoruz. Bütün darbeciler ister tankla topla yönetime el koysunlar ister diğer yöntemleri kullansınlar, önce halkın iradesine yönelirler, halkın iradesini yok sayacak eylemler, işlemler yaparlar.

Uzak değil 12 Eylül’de ilk iş Parlamento’yu kapatmaktır. Buna benzer uygulamalar 27 Mayıs’ta da yaşandı. Bütün darbeciler halkın iradesini bastırmak ve yok etmek için harekete geçerler. Siyasi darbe yapanlarda aynı şeyi uyguluyor, aynı yöntemi uyguluyorlar. Leyla Güven sadece Hakkari milletvekili değil DTK’nın da eşbaşkanıdır. Tarihi de geçmişi de onurlu mücadelelerle doludur. Her zaman dik durmuştur, her zaman demokrasi ve özgürlük için bedel ödemeyi göze alarak mücadelede kararlı bir şekilde davranmıştır. Leyla Güven’e ve yine DTK üyesi Farisoğulları’na yapılan bu operasyon aynı zamanda DTK’nın temsil ettiği misyona dönük de bir operasyondur.

Bir emirle milletvekilliği düşüren, tutuklama kararı çıkaran odaklar kaç gündür mahsup işlemini gerçekleştiremiyor.

Biliyorsunuz milletvekillikleri düşürüldüğü gününün gecesi Leyla Güven ve Farisoğulları gözaltına alındı. Daha geç saatlerde Enis Berberoğlu da gözaltına alındı ve  o gece tutuklandılar. Leyla Güven’in daha önce yine haksız ve hukuksuz bir tutukluluk süreci vardır. Yürürlükteki kanunlara göre o tutukluluk süresinin şimdi kesinleşen cezadan düşülmesi mahsup edilmesi gerekiyor. Toplam yatması gereken süre bu durumda 2 buçuk ayı ancak buluyor. Bir gecede vekilliği düşüren, bir gecede gözaltı operasyonunu gerçekleştiren ve tutuklama kararını çıkaran odaklar kaç gündür mahsup işlemini gerçekleştiremiyor. Burada keyfiliği daha da derinleştiren bir yaklaşım söz konusudur. Ayrımcılığı gözlerimizin içine sokacak kadar açık hale getiren bir zihniyet söz konudur.

Ne Kürtler Ne HDP’liler bu baskılara boyun eğmediler, eğmeyecekler

Daha önce de söyledim, Kürt oldunuz mu zaten ayrımcılığa her an maruz kalabilirsiniz; bir de HDP’li Kürt oldunuz mu bu ayrımcılığın her alanda katlanması artık Türkiye’nin normali haline gelmiştir. Ancak ne Kürtler ne HDP’liler bu baskılara boyun eğmediler, eğmeyecekler. Bizler hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve zulme karşı dik durmaya devam edeceğiz. Demokratik siyaset mücadelesini büyüterek yürüteceğiz. Bu keyfi iktidarı, bu zalim uygulamaları, bu ayrımcı zihniyeti durduracak gücümüz vardır. Bunu yakın zamanda seçimlerde de gösterdik. 7 Haziran 2015, AKP’nin kurulduktan sonra ilk defa 13 yıllık geçmişinde mutlak çoğunluğu kaybettiği bir seçim olmuştur. 31 Mart yerel seçimlerinde de bu iktidarı durduracağımızı söylemiştik ve bunu başardık. Korkuları bundan. Bu iktidarı faşizan yöntemlerle otoriterliği pekiştirmek için her yolu kullanan bu iktidarı durdurabilecek en etkili güç HDP ve birlikte hareket ettiği tüm bileşenler ve kongrelerdir.

Kürt halkının kararlı mücadelesi demokrasi içindir, özgürlük içindir, eşitlik içindir ama aynı zamanda bütün bunların üst başlığı olarak bu mücadele bir haysiyet mücadelesidir. İradeye saldırı, bir halkın  iradesine saldırmak haysiyetine saldırmaktır. Bir halkın kimliğine saldırmak haysiyetine saldırmaktır. Ama Kürt halkı haysiyetini korumayı, haysiyeti için sonuna kadar mücadele etmeyi bilmiştir. Bu mücadeleyi sürdürecek inanca, azim ve kararlılığa sahiptir Bizim bu konuda gücümüzden yana en ufak tereddütümüz yoktur. Halkımızın inancına ve kararlılığına güvenimiz tamdır.

Demokrasi güçlerine diyoruz ki gelin bu gidişatı birlikte durduralım

Kendi gücümüzle özgürlük mücadelesini sonuna kadar sürdürebilecek birikimimiz, tecrübemiz ve inancımız vardır. Ama bu zulüm yönetimi sadece Kürtlerin meselesi değildir. Sadece HDP’nin meselesi değildir. Bu bütün Türkiye’nin meselesi olarak görülmeli ve bütün halklara yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmelidir. Çağrılarımız bundandır. Bütün demokrasi güçlerine diyoruz ki gelin bu gidişatı birlikte durduralım. Gelin tabanda buluşalım. Dayanışmayı büyütelim. İlla her alanda yan yana iç içe geçmemiz gerekmiyor. Tercihimiz odur, olsa daha iyi olur.  Ama olmak zorunda değildir. Kendisini demokrasiden yana gören, adalet diye bir derdi olan herkes, her kurum, her siyasi parti, bulunduğu yerden bu tutumunu açıklıkla ortaya koyabilir. Demokrasiyi, adaleti ve özgürlüğü savunanlar, kendileri dışında birilerine yapılan haksızlığı, kendilerine yapılmış gibi görürlerse ancak inandırıcı olur.

Biz özgürlüğü herkes için istiyoruz, gelin hep beraber özgür geleceğe doğru yürüyelim

Biz özgürlüğü herkes için istiyoruz, demokrasiyi bütün ülke için istiyoruz. Adaleti bu ülkede yaşayan her bir birey için istiyoruz. Bizim adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesinden ayrılmamız söz konusu olamaz. Bu konuda ürkek korkak ya da bilinçli olarak ayrımcı davranan herkes bu iktidarın ekmeğine yağ sürer. Sessizlik ve ürkeklik bu iktidarı daha da cesaretlendirir. Halklara ödeteceği bedeli daha da yükseltir. O nedenle gelin hep birlikte özgür geleceğe doğru yürüyelim.

Biliyorsunuz, 1 Haziran’da tutum belgemizi açıkladık. Onunla birlikte bir de Demokratik Mücadele Programı ortaya koyduk. Demokratik Mücadele Programı’nı da kapsamlı bir şekilde hazırladık. Amacımız şu, tutum belgesiyle Türkiye’deki bütün demokratlara, adaletten yana bütün kesimlere, bireylere, kurumlara ve partilere açık bir birliktelik müzakeresi çağrısı yaptık.

Toplumsal kesimlerin hepsine çağrımızdır; Demokratik Mücadele Programımız hayata geçiriyoruz

Yani bu gidişatı hangi çerçeveleri tartışarak, konuşarak durdurabiliriz, gelin bunu yapalım çağrısıydı bizimkisi.  Bu sadece siyasi partilere dönük bir ittifak çağrısı olarak yorumlanıyor ve dolayısıyla eksik yorumlanıyor. Bizim ilk hedefimiz toplumun tümüdür. Toplumdaki her bir bireydir. İkinci katman da örgütlü toplum kesimleridir. Emek örgütleridir, meslek örgütleridir, derneklerdir, demokratik kitle kuruluşlarıdır. Elbette bu çağrı siyasi partilere de yapılmıştır. Seçimlerle ilgili ittifak tartışmaları, seçimler gündeme geldiğinde açık ve dürüst bir şekilde yapılır. Bizim tercihimiz bu olacaktır. Ama oraya varmadan hepimizin yapması gereken çok şey var. O yapılması gereken çok şeye dair, bir diyalog bir müzelere çağrısı yaptık toplumsal kesimlerin hepsine. Bununla birlikte Demokratik Mücadele Programımız olacağını da vurgulamıştık. Bu programı da şimdi hayata geçiriyoruz.

Eşbaşkanlar olarak bizlerin pandemi sonrası ilk seyahatleri bu program çerçevesinde gerçekleşti. Pervin Buldan Eş Genel Başkanımız dün Iğdır’daydı. Biliyorsunuz Iğdır’a da kayyım atandı, belediyemiz gasp edildi. Oradan Kars’a geçti. Ben dün Batman’dadım. Pandeminin başlangıcında gasp edilen belediyemiz olduğu için oradan başlattık ziyaretimizi. Sonra Siirt’e geçtik ve şimdi de karşınızdayım. Gün boyu görüşmeler devam edecek.

Basında en çok konu edilen ve biraz da suyu çıkarılacak şekilde tartışılan konuyu elbette açmakta fayda var. Çünkü bizim açıkladığımız çerçeve ne olursa olsun, öncelikle havuz medyası, yandaş basın onlara bakmıyor. Bizim açıklamlarımızı dikkate almıyor. Onlar istedikleri yandan bu konuyu güya tartışıyorlar.

Programımızın bütünü Demokrasiye ve Özgürlüğe Yürüyüş programıdır

Programımızın bütünü basın açıklamaları, halk buluşmaları, kurum ziyaretleri hepsinin ortak başlığı Demokrasiye Yürüyüş’tür. Bu programın esasıdır. Demokrasiye ve Özgürlüğe Yürüyüş programıdır. Bu bizim bundan sonraki aylarda yapacağımız faaliyetlerin hepsini de kapsamıyor. Bir aylık bir program çıkardık. Tutum Belgemiz de şartları dikkate alacak şekilde hazırlanmıştır. Yeni şartlar ortaya çıktığında yeni  tutum belgeleri de elbette açıklanır. Bu bir ilk adımdır. Halkımızla buluşmak istiyoruz. Türkiye halklarının buluşmasını istiyoruz. Buna katkı sunacağına inandığımız demokratik mücadele yöntemlerini de hayata geçireceğiz. HDP demokratik siyaset zemininde kararalı mücadelesini sürdürecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Demokratik siyaset zemininin de dışında HDP hiçbir yerde olmayacaktır. Bizim varoluş zeminimizi demokratik siyasettir. Mücadele yöntemlerimiz meşru yöntemlerdir. Yürüyüş meselesini yeniden biraz açayım. Bizim planladığımız yürüyüş uzun mesafe güzergahları yürümek şeklinde değildir. İlk günden bunu MYK’mızda da netleştirmiştik. Belirli ölçülerde de duyurmuştuk.

Seçilmişlerimizle iki noktadan; Edirne’den ve Hakkari’den başlayarak Ankara’da buluşacağız

Şehirler arası yollarda, yaya yürümek gibi bir metodumuz yoktur. Esas itibariyle seçilmişlerimiz bu yürüyüşe katılacaktır. İki koldan yapılacaktır. Seçilmişler derken de milletvekilleri, belediye meclis üyeleri, belediye eş başkanları ve il yöneticilerimiz. Elbette bu ekiplerimiz bulundukları şehirlerde halkla buluşacaktır. İki noktadan başlayacak, bir Edirne bir Hakkari. Ülkenin iki ucu. En son nokta olarak Ankara’da buluşacağız. Edirne’de önceki dönemler Eş Genel Başkanlığımızı yapan Selahattin Demirtaş cezaevinde. Hakkari ise Leyla Güven’in seçildiği il. Ben Hakkari’de başlangıçta bulunacağım, Pervin Buldan Eş Genel  Başkanımız da Edirne’den başlangıcı yapacak. Daha sonra araçlarla bir sonraki güzergaha gidecek belirlenmiş heyetlerimiz. O heyetler içerisinde eşbaşkanlar olmayacak. Bir sonraki şehire gittiklerinde halk buluşmaları yapacaklar, araçlarla gidecekler. Kurumlarla buluşacaklar; hem Tutum Belgemizi ve belgemizdeki çağrıları iletecekler hem de ortak demokratik mücadele zeminini güçlendirmek için çalışmalar yapacaklar. Şehirden şehire bu şekilde gelindikten sonra birkaç gün içinde Ankara’da bir buluşma gerçekleşecek. Ankara’daki buluşma salon ya da açık hava toplantısı şeklinde olacak. Orada da seçilmişler ve yedi bölgenin temsilcileri yer alacak. Ankara’daki  toplantıda da bütün bu süreç ile ilgili değerlendirmemizi toplumla, basınla, kamuoyuyla biz eş genel başkanlar paylaşacağız. Yürüyüş diye günlerdir televizyonlarda tartışılan programımız esas itibariyle budur. Ayrıntılar zaten paylaşılacaktır. HDP üzerinden provokasyon hazırlıkları yapanları uyarıyorum. HDP hiçbir provokasyona malzeme vermez, hiçbir provokasyona da gelmez. Güçlü demokratik mücadele birikimini en etkili şekilde değerlendirmesini bilecek bir demokratik olgunluğa sahiptir.

HDP meşru ve demokratik haklarını kullanmaktan vazgeçmez

Kim HDP üzerinden, Kürtler üzerinden toplumda yeni gergin ve kutuplaşma, yeni çatışma hatları örmeye çalışırsa buna en büyük engelin, buna karşı en güçlü duruşun HDP’den geleceğini bilmesi lazım. HDP bunlara izin ve prim vermez ama demokratik mücadele konusunda, anayasal haklarını, meşru demokratik haklarını kullanmaktan da vazgeçmez. Bu kadar baskı, keyfilik ve bunca faşizan uygulama varken HDP’nin sessiz kalmasını, HDP’nin hareketsiz kalmasını beklemek de haksızlık olur, yanlışlık olur. Biz tekrar ediyorum demokratik mücadele programımızı demokratik siyaset zemininde anayasal haklarımızı demokratik meşru yöntemleri kullanarak gerçekleştireceğiz Bu bizim hem hakkımızdır hem de halklarımıza karşı görevimizdir. Demokratik tepkiyi bütün demokrasi çevrelerinin birlikte örmesini istiyoruz. HDP’yi gayri meşru zeminde göstermeye çalışan iktidar çevrelerinin asıl hukuk dışı ve gayri meşru zeminde olduklarını da biliyoruz. Bizim duruşumuz onların yüzünü daha da açığa çıkaracak.

Darbeci zihniyete karşı demokratik mücadele ruhunu geliştirdik

Darbe sözünü en çok muhalifleri itham etmek için, suçlamak için, karalamak için kullanan iktidardır fakat her türlü darbeci yöntemi hiç tereddüt göstermeden uygulayan da bu iktidardır. O nedenle darbeci zihniyete darbeci uygulamalara karşı demokratik mücadele ruhunu geliştirdik ve bu program çerçevesinde çalışmalarımızı yürüteceğiz. Bütün demokratlara, adaletten yana bütün birey ve kuruluşlara, bütün vicdanlı çevrelere birlikte demokratik mücadele çağrımızı yineliyoruz. Burada da Diyarbakır’da yapacağımız görüşmeler arasında Kürdistani partilerle buluşma va çeşitli kurumları ziyaret de var. Burada da en geniş ulusal ittifakı sağlama sorumluluğundayız çünkü bu faşizan uygulamaların asıl hedefi Kürt halkıdır, Kürt coğrafyasıdır. Buradaki baskılar bir halkın varoluşunu hedeflemektedir o nedenle Kürt halkının temsilcilerinin bu varoluşa yönelik saldırılara karşı demokratik ulusal ittifaklarını daha sıkı örme sorumluluğundadır. HDP’nin bu konudaki tutumu bellidir. Mümkün olan en geniş ittifakı gerçekleştirmek istiyoruz, bunun için elimizden gelen her türlü çabayı harcıyoruz, aynı sorumluluğu gösteren çok sayıda kurum ve parti var. Onlara da teşekkür ediyoruz. Bunun dışında kalan diğer çevrelere de bu çalışmalarda yer alma davetimizi de yineliyoruz. Gelin konuşarak, diyalogla buradaki demokratik ulusal birliği, ittifakı genişletelim. Konuşarak çözemeyeceğimiz bir meselemiz yoktur. Asıl meselemiz bu halkın varlığına yönelen ağır tehditlerdir. Asıl sorumluluğumuz bu tehditleri birlikte göğüslemektir.

Başta Kürt halkının ve halkların bu destek ve kararlılığı devam ettikçe önümüz açık, geleceğimiz aydınlıktır.

Değerli basın mensupları; tekrar ediyorum, HDP büyümektedir, büyüyerek yürümeye devam edecektir. Biz bu ülkede geleceği demokratik temelde, özgürlükçü bir şekilde kurma mücadelesinin temel gücü olduğumuza inanıyoruz. Türkiye’nin her tarafında  bu büyümeyi güçlü siyasetle, güçlü mücadeleyle sürdüreceğiz ve başaracağız. Toplumsal dönüşümü de siyasal değişimi de özgürlükçü, demokratik eşitlikçi temelde gerçekleştirme mücadelemizin kısa zamanda sonuç alacağına da inancımız tamdır. Bu mesajımıza erişen herkesi de, bu mesajımızı duyan herkesin de aynı inancı hiçbir tereddüt duymadan taşımasını istiyoruz. 7 Haziran’dan beri söylüyoruz; mutlaka kazanacağız. Bundan şüphemiz yoktur. Zor bir yoldur fakat demokrasi ve özgürlük de bu topraklarda kolay elde edilen şeyler değildir, bunun farkındayız. Çeşitli oyunlar tezgahlanıyor olabilir bunların farkındayız. Bizim en büyük gücümüz haklarımızdır. Onların inancı ve kararlı gücü. Halkların başta Kürt halkının bu destek ve kararlılığı devam ettikçe bu oyunları boşa çıkaracağımıza inanıyoruz. Önümüz açık, geleceğimiz aydınlıktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir