Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Tarih Fenerbahçe direnişinin yıkılmaz son kale olduğunu yazıyor

3 Temmuz 2020- Fenerbahçe spor kulubünü ele geçirmek, Türk futbolunu dizayn etmek için kurulan kumpasın, Türkiye spor tarihinde Fetö denilen örgütün kurduğu, devletin göz yumdugu, kolladığı, Türkiye Futbol Federasyonu’nun başrolde oynadığı, spor kulüplerinin sessiz kaldığı ve bazı spor kulüplerinin bizzat içinde belirleyici rol aldığı utanç tablosunun 9. yılı.

3 Temmuz 2011 sabahında spor gazetelerinin birinci sayfadan büyük puntolarla haber verdiği, televizyon kanallarının ‘Son Dakika’ diyerek dakika başı haber verdiği bir şike curcunasıyla uyandı Türkiye halkı, sporseverler ve Fenerbahçe sevdalıları. Polisin 9 ay boyunca başta başkan Aziz Yıldırım ve diğer suçlanan kişilerin telefonlarını dinleyerek şike konuşmalarını yakaladığını ve cımbızla içinden seçerek basına servis yapılan konuşmalarla şike yapıldıgının ispatlanmaya çalışıldıgı, futbolculara çanta dolusu paralarla pazarlık yapıldığı, sporcuların para aldıgı gibi şişirme haberlerle kumpascılar kamuoyu yaratma işine girdiler. Bayağı da başarılı oldular. Nerdeyse her akşam televizyon kanallarından yayınlanan sporprogramlarında birdenbire paraşütle indirilerek yorumcu yapılan kişiler, eski hakem artıkları, yorumculukları kendiliğinden mechul kişiler ekranlarda şikeyi ispatlamanın telaşına düştüler. Yıllardır ugraştılar, kendilerini yordular ama ne suç, ne delil ne de şikenin ispatını yapamadılar.

Fenerbahçe oynadıgı 19 maçta şike yaptıklarını savundular ama ispatlayamadılar. Başkanımız Aziz Yıldırım başta olmak üzere yöneticilerimiz Fetö terör örgütü üyeleri polis, hakim, savcıların düzmece suçlamalarıyla esir alınarak Silivri zindanlarına atıldılar. Ama bir şeyi unuttular. O da Fenerbahçe sevdası damarlarında akan kan gibi yüreğine işlemiş, bu ugurda hapis yatmayı, bedel ödemeyi şeref sayan yöneticilerimizin onurlu direnişlerini. Her türlü baskıyı, zorlamayı, insanlık dışı davranışları sergileyerek bir suçluymuş gibi 25 milyon taraftarı olan Türkiye’nin en büyük kulübünün başkanı ve yöneticilerinin resimlerini gazetelerde ve televizyon ekranlarında sergileyerek sözde şike damgasını vuracaklarını zannettiler. Ama Silivri zindanlarından ortalıgı ayaga kaldıran bir ses yükseldi. ‘Ne şikesi kardeşim, memleket elden gidiyor.’, ‘Daragacına çıksakta son sözümüz Fenerbahçe’ haykırışı kulübüne sevdalı milyonları ayağa kaldırmaya yetti.

Başkanı, yöneticileri, teknik kadrosu, futbolcuları ve takımın itici gücü, sahibi taraftarlar sözde şike kumpasına direndiler, biat etmediler, teslim olmadılar. Kumpası kuran Fetö terör örgütü devlet içerisinde o kadar kök salarak örgütlenmiş, gözlerini karartmışlar ki hakimler, savcılar peşin karar vermiş, polis Fenerbahçe taraftarlarını teslim almak için pravokasyonlarla, joplarla, gazlarla terörize ederek sokaga dökmek için çılgın planlar içerisine girmekten çekinmediler. Ama yüreği çubuklunun sevdası ile dolu olan taraftarlar bu tuzağa düşmediler direndiler kendilerine silah çeken, gaz sıkan, joplayan polisin bu insanlık dışı davranışlarına. Sokağa indiler haklarını aramak için, Bağdat caddesinde yürüyen yüzbinlerce taraftarımız Kadıköy mitinginde attıkları sloganlarla kendilerini suçlayanların suratlarına tokat indirdiler. Polis izin vermedi gaz sıktı, jopladı ama engelleyemedi yürüyüşleri.

Çağlayan adliyesinde yöneticilerinin yanında, Ankara Anıtkabirde, Topuk yaylasında, Türkiye’nin her yerinde hakkını aradılar. Bu da yetmedi Manisa sporla oynayanacagımız maçta stadımızı taraftarlarımıza yasak ettiler ama unuttukları ise o gün stadımızı dolduran 50 bin kadın ve çocuklarımızdan oluşan ve dünyada bir ilk olan Fenerbahçe sevdalısı kadınlarımızın takımlarına sahip çıkan çığlıklarıydı. O gün erkekler evde kalarak çocuklarına bakarken kadınlarımız direnme bayragını ellerine alarak stadımızda kumpası kuranlarının suratlarına bir şamar gibi gelen ‘Emeginiz Şerefimizdir’, En büyük delil alınterimiz’ sloganlarımızı, sevdamızı haykırdılar.

Fetönün Türkiye Futbol Federasyonunda ki uzantıları Mahkemeler, savcılar, hakimler planlarını uygularlarken Futbol federasyonuda boş durmuyordu. Sözde Fenerbahçeli olan hatta başkanlıga bile adaylıgını koyan Mehmet Ali Aydınlar başkanlığındaki Federasyon yöneticileri de Fenerbahçe’yi suçlamak, hakkı olan şampiyonlar ligine göndermemek için elinden geleni ardına koymadılar. Fenerbahçeyi engellerken diğer suçlanan ve kollanan (aradan 9 yıl geçtiği halde devlet tarafından, TFF tarafından hala kollanan) taraf olan Trabzonsporu şampiyonlar ligine gödererek niyetlerinin ne oldugunu gösterdiler. UEFA’nın kararlarına dayanak oluşturan 900 sayfalık polis fezlekeleri dönemin TFF Genel Sekreteri Ebru Köksal’ın imzasıyla UEFA Genel Sekreteri Infantino’ya gönderilir. UEFA’nın disiplin başmüfettişi Pierre Cornu, İstanbul’a gelir kendisini TFF Başkanvekili Lütfi Arıboğan, federasyonun Hukuk Müşaviri Prof. Dr İrfan Helvacı karşılar yapılan görüşmelerde polis fezlekelerinden oluşan sözde deliller kendisine sunularak Fenerbahçe suçlanır.

Yine aynı şahıslar ve federasyon yöneticileri UEFA merkezinde Türkiye’de devam eden şike soruşturmasına ilişkin görüşmelerde bulunurlar. Bu görüşmeler Fenerbahçe kulübü yöneticileri tarafından protesto edilir. Trabzonspor – Galatasaray taraftarları UEFA’ya gazetelerde çıkan haberlerin tercümesini yaparak gönderirlerken içlerindeki Fenerbahçe düşmanlıgının ne kadar derin ve acımasız oldugunu gösteriyorlar. Üçü de Galatasaray yönetiminde Şike sürecinde Futbol Federasyonu’nda etkili görevlerde bulunan üç profesyonel yönetici de bugün Galatasaray’da yer alıyor. Lutfi Arıboğan, Galatasaray CEO’su olarak icra kurulunun başında yer alırken, Ebru Köksal ise Ünal Aysal yönetiminde bulunurlar. İlhan Helvacı ise şirket yönetiminde görev alır.İsmini yazdıgımız Galatasaralı olan bu üç şahsın bu işte aktif rol almaları ve daha sonra onları ödüllendirmek için yönetime alan spor kulübünün kumpasın ne kadar içerisinde oldugunu gösteren ibretlik bir belge olarak Türkiye spor tarihinin karanlık sayfalarında durmaktadır. Kumpas bitmiyor; 2011 sürecinde Fenerbahçe kulübünü eline geçiremeyenlerin kinleri o kadar büyük ki 2015 yılında Rize’den dönen takım otobüsünü Trabzonda seyir halindeyken kurşunlatarak tüm takımı öldürmeye çalışmaktan çekinmemektedirler.

Aradan 5 yıl geçer.

Büyük teknolojik imkanlara sahip olmakla övündüğümüz ülkemizde bu olay hala aydınlatılamadı. Ülkemizin başında bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Fenerbahçe kulübü Divan Kurulu üyesi oldugu halde ne bu olay aydınlatıldı ne de 9 senedir süren mahkeme sonuçlandırıldı. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un açıkladığı gibi 2011 yılında Şampiyonlar ligine gidememekle 54 milyon Euro zarara uğratılmış oldu kulüp. dönem diger takımlardan maddi ve başarı olarak uzak ara önde olan Fenerbahçe’nin önü bu kumpasla kesilmiş oldu. Yıl 2020 Fenerbahçe üzerinde oynanan oyunlar, tezgahlar yine içimizden çıkan sözde Fenerbahçeliler eliyle devam ettirilmekte. Hakem hataları, atamaları, diger takımların düşmanlıkları, transfer yasakları gibi uygulamalar kulüp üzerinde devam ettirilmekte. 2011 yılındaki kumpasta başkan yardımcısı olan Nihat Özdemir o dönem gazetelere verdiği röportajda kurulan kumpasın Fetö tarafından kurulmadıgı bugün Fenerbahçenin 2-2,5 milyon Fetö sempatizanı taraftarı oldugunu söylerek Fetö örgütünü aklaması da ilginçtir. Aynı Nihat Özdemir bugün basına verdiği röportajda 2011 yılından bu zamana kadar şike olayları olmamıştır açıklamasıyla niyetinin ve kumpasa bakış açısını göstermektedir. Acaba bugün ki federasyon başkanlıgı o günkü açıklamaların, duruşunun bir diyetimidir diyesi geliyor insanın. Başkanımız ve yöneticilerimizin yaptıkları eleştirilerde acımasızca cezalar veren Futbol Federasyonu disiplin kurulu ne hikmetse saha içerisinde adam kovalayan, tehditler eden, küfürler savuran Trabzonspor başkanına o da lütfen 15 gün ceza verirken niyetlerinin ve bugün kimlerin hala koruma altında oldugunu göstermektedirler.

O gün Fenerbahçe’yi yargılayanlar bugün neredeler.

3 Temmuz 2011 kumpasını yöneten hakimler, savcılar, emniyet müdürleri, basın elemanlarının bugün nerede olduklarına baktıgımızda başkanımız Aziz Yıldırım’ın, Silivri mahkemelerinde haykırdıgı: ‘Ne şikesi memleket elden gidiyor’ feryadının ne kadar haklı oldugunun ispatlanmasıdır bence.

* Soruşturmayı başatan savı Zekeriya Öz; kaçak, aranıyor *

İddianameyi Hazırlayan Savcı Mehmet Berk ; Meslekten ihraç edildi, firarda

* Savcı Fikret Seçen ; Meslekten ihraç edildi, firarda

* Eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ; Fetö davasından 3 yıl 1 ay 15 gün ceza aldı.

* Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ; 2 yıl 1 ay hapis aldı

* 10 maçta şike vardır açıklamasını yapan Eski İstanbul Emniyet Müdürü Yardımcısı Mutlu Ekizoglu aranıyor, kaçak

* Aziz Yıldırıma verilen cezayı hızla onaylayan

Yargıtay üyesi Mesut Kundak Fetö üyeliginden 12 yıl ceza aldı

* Yargıtay üyesi Mehmet Vehip Ekinci

Fetö üyeliginden 6 yıl 3 ay ceza aldı.

* Şike davasının hakimi Bülent Kınay; Edirneden Yunanistana kaçarken yakalandı, tutuklu yargılanıyor. Trabzospor Başkanı Sadri Şener ve asbaşkan Nevzat Şakarı’ın avukatı Halil İbrahim Koca firarda

* Avukat Ali Çelik Tutuklu

* 3 Temmuz organizatörlerinden Dr. Şerif Ali Tekalan kaçak

* Dönemin TFF Tahkim Kurulu Başkan yardımcısı kızı Fettullah Gülenin kardeşinin oglu ile evli olan Osman Karakuş firariydi, yurt dışına kaçarken yakalanır.

*Metriste bulunan Aziz Yıldırımın ifadesini alan dönemin PFDK üyesi Avukat Mumduh Oğuz; tutuklandı yargılanıyor *Fenerbahçe kulübüne TFF- PDK tarafından ceza verilip verilmeyecegi konusunda rapor yazan PFDK üyesi Avukat Memduh Oğuz tutuklanır.

* Samanyolu TV genel Koordinatörü Hidayet Karaca 31yıl hapis cezasına çarptırıldı.

* Şike-Balyoz- Ergenekon davalarının baş gazetecisi Mehmet Baransu tutuklu

* Futbolun Ergenekonu başlıgıyla çıkan Zaman gazetesi yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı kaçak. 3 Temmuz 2011 Trabzosporun Türk oyuncuları: Selcuk İnan – Burak Yılmaz – Ceyhun Gülselam – Engin Baytar Galatasaraya transfer oldular. İşte yukarıdaki tablodan da görecegimiz gibi organize, devletin önemli yerlerine sızmış kişiler eliyle yaptırılan kumpasın ne kadar korkunç bağlantıları oldugunun görülmesi önemlidir. Bir diğer önemli konu da teşvik primleri konusunda geçmişte sicilleri olan kulübün bu kumpasın içerisinde açıkça rol alması veya alan kişileri ödüllendirilmişcesine yönetim kadrolarında yer vermesi ebedi dostluk lafının sözde kaldıgının ispatı olması açısından acı vermesidir. Kumpasa karşı direnen Fenerbahçe taraftarı, yöneticileri tarih yazdılar. Fenerbahçe’yi ele geçirerek sporda 20-25 milyon taraftara hükmedeceklerini, sporu dizayn edeceklerini düşünen Fetö çetesi Fenerbahçe duvarına toslayarak geri adım atmak zorunda kaldılar. Hatta buyapılanmalara karşı sessiz kalan kurum ve kuruluşlarının yapamadığını sarı laciverte aşık taraftarlar yaptılar. Tarih Fenerbahçenin direnişinin yıkılmaz son kale olduğunu ve Fetö çetesinin deşifre olmasını sağladığını yazıyor. Türkiye spor tarihi Fenerbahçe’nin direnişini altın sayfalarda yazarken, Fetö terör örgütünü, ona destek veren sözde spor adamlarını, kulüplerini ise tarihin çöp tenekesine atmanın gururunu yazıyor.

Metin Kaçmaz 3 Temmuz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir