Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Arkadaşa Notlar: Kuşak Tartışmaları Üzerine

– Salih İncesoy –

Gençlik üzerine yürütülen tartışmalar burada önem kazanıyor. Eskiyen yapı gençliği içerisine alamıyor; gençliğin aklı sistemin kalıplarına sığmıyor. Bu yönüyle gençlik, yeninin ipuçlarını bünyesinde barındırdığı gibi yenilenmenin de belirleyici dinamiği haline geliyor.

Türkiye’de bu sürecin “Gezi gençliği” olarak adlandırılan kuşakla sıçrama yaptığını belirlemek doğru olacaktır. Yani kuşak çalışmaları yapanların “Y kuşağı” olarak tarif ettiği bireyler. O günlerden bugünlere, gençliğin sistemle doku uyuşmazlığı gelişerek devam ediyor. Gezi’de sokakları, meydanları kaplayan genç isyan, bugün -şimdilik- en fazla sosyal medya üzerinden kendisini ortaya koyuyor…

* * *

Günümüz gençliği ağırlıklı olarak kentli. Kapitalizmin gelişimiyle kentleşme hız kazandı; nüfus çok büyük oranda kırlardan kentlere aktı. 80’li yıllarda hız kazanan bu sürecin ardından yeni kuşaklar gözlerini büyük kentlere, metropollere açtı. Bu durum, tüm sınıfları kesen ortak bir özellik. Kentleşmenin ve metropolleşmenin yarattığı önemli sonuçlar var. Köylerin, kasabaların homojen/tekçi kültürel kodları, metropolün renkli/çoğulcu yapısına dayanamıyor, çözülüyor. Çok farklı kimlikler metropollerde etkileşim içerisine giriyor. Gençler, geçmiş kuşakların ezberlerini tekrar etmiyor.

Fakat Bekir Ağırdır’ın belirttiği gibi; “Metropolleri de, ‘varoşlar-standart kentsel alanlar-siteler ve lüks alanlar’ olarak ayırmak gerekiyor. Çünkü varoşlar ile lüks alanlar arasındaki kültürel ve ahlaki kodlar kır ile metropoller arasındaki fark kadar büyük.”

Farkı ortaya koymak açısından küçük bir örnek; varoşlarda yaşayan gençler dövüş sporlarına eğilim duyarken lüks alanlardaki gençler “yaşam koçları” eşliğinde geleceğe hazırlanıyor.

Bir diğer özellik, internet teknolojisinin yaşamın parçası haline gelmesi. Bu teknolojinin de getirdiği çok yönlü sonuçlar var. Etkileşim evrensel ölçeğe taşınıyor. İletişim/etkileşim/bilgiye erişim hızı muazzam artıyor. Farklılıklar arasındaki kalın duvarlar sosyal ağlar üzerinden aşılıyor. Artık internet bir araç değil yaşam alanı. Gençler sosyal ağlarda yaşıyor; sosyal ağlar üzerinden çok farklı kimliklerle sosyalleşiyor, politikleşiyor. Politik etkinliklerin bir kısmı internet üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu özellik de her sınıfsal pozisyondan gencin ortak noktası.

İşsizlik ve gelecek güvencesinden yoksunluk, gençliğin ağırlıklı kesiminin önemli bir sorunu. Kendi geleceği karanlık olan kapitalist sistem gençlerin geleceğini de karartıyor. Bu tablo, gençliği ciddi anlamda tedirgin ediyor.

Gençler “özne” olmak istiyor. Kırda bireyselliği sınırlı gelişen, kapalı toplumun ortak kimlik potası içinde eriyen gençler kentlerde “kendi olma” yoluna çıkıyor. Düşüncesinin dikkate alınmasını çok önemsiyor. “Ben” kelimesi, kentli gençliğin gündelik dilinde daha fazla yer tutuyor.

Önceki örneğimizde de belirttik; “özgürlük” kavramı öne çıkan bir değer. Gözlerini açtıkları andan itibaren otoriter yapının boğucu iklimiyle karşı karşıya olan bir gençlik söz konusu. Metropolleşmenin tek kimlikli yapıyı çözmesi, gençleri yeni seçeneklerle buluşturuyor. Dünyayı küresel bir köye çeviren internet teknolojisi, bu seçenekleri zenginleştiriyor. Gençler, kimlik arayışlarında karşılaştıkları baskıya, özgürlük kavramına tutunarak karşılık veriyor. Kendi tercihleri olarak benimsedikleri yaşam tarzlarına dokunulmasını istemiyor.

Aynı nedenle, dindar nesil yaratma projesi de dikiş tutmuyor. Gençler, otoriter yapının zorla içine sokmaya çalıştığı şablonları kırıp atıyor. Dini muhafazakâr kimlik, gençlik içerisinde eriyor.

Ayrıca gençler, çürüyen kapitalist sistemin akıllarına yatmayan taraflarına itiraz ediyor. Hizaya gelmeleri için kendilerine ne kadar parmak sallanırsa sallansın, onlar bildiğini okuyor. Kapitalizm ikna ediciliğini/kapsayıcılığını yitirdikçe gençliğin -sistemin sınırlarının ötesine taşan- arayışları ferman dinlemiyor.

Gençlerde “eşitlik, adalet ve haksızlıklara karşı olmak” anlayışı göze çarpan özellikler. Birçok nedenin bileşkesi olarak bu tablo açığa çıkıyor. Çok kimlikli metropol yaşamında o kimliklerle yakın temas ve etkileşim, kimliklerin aşağılanmasına, dışlanmasına karşı bir bilinç gelişmesini sağlıyor. Kimlikler üzerinden kutuplaştırıcı siyaset tarzı gençliğin ağırlıklı kesiminde karşılık bulmuyor. Kapitalist sistemde bugün muazzam bir boyut kazanan eşitsizliklerin çok çarpıcı fotoğraflarla göze batar hale gelmesi gençlerde bu duruma karşı da tepki yaratıyor. Otoriterlikten totaliterliğe tırmanan rejimde siyasi iktidarın zincirlerinden boşanan keyfilikleri gençlerin haksızlıklara karşı duruşunu güçlendiriyor.

İnsanlığın yeni bir tarihsel eşikte olduğunu söyledik. Çözülen yapının eski doğruları anlamsızlaşıyor; fakat yenileri henüz yaşamlara yön verecek ağırlığa erişmiş değil. Hangisi doğru, hangisi yanlış; kafalar karışık. Bir ölçüde “normsuzluk” hali yaşanıyor. “Ben” olmaya çabalayan gençlik, benliğinin şekillenmesi sürecine “bireysellik yönü ağır basan özgürlük kavramına tutunarak, zengin etkileşim olanaklarına sahip olarak ve kafası karışık bir halde” giriyor. Cinsel kimlikten kültürel kimliğe, kimliğinin çok yönlü oluşum süreci artık kolayca etkileşebildiği zengin seçenekleri deneyimleyerek gelişiyor. Bu süreç bazen, üzerindeki baskıdan kurtulan yayların bir anda sağa sola fırlaması gibi kontrolsüz patlamalar halinde de yaşanabiliyor.

“Ben” olma çabasındaki gençle “biz” arasındaki diyalektikte, “ben” çoğu zaman baskın tarafı oluşturuyor. Bireyleşme sürecinde “bencillik” sınırı sıkça aşılıyor. Kolektifin çıkarıyla kendi çıkarı terazinin kefelerine konulduğunda, gençlerin önemli bir kesimi için “ben” daha ağır basıyor.

Gençler, kapitalizmin çok yönlü yıkımının açığa çıkarttığı yeni mücadele dinamikleriyle daha kolay bağ kurabiliyor. Geçmişin zihinsel kalıplarından yoksun olmak, böylesi bir avantaj sağlıyor. Örneğin, ekolojik yıkıma karşı gelişen mücadelenin ana gövdesini gençler oluşturuyor.

* * *

Yalnızca Türkiye’deki siyasi iktidarın değil, bir bütün olarak küresel kapitalist sistemin, gençliğin bütününü sistemlerine entegre edebilme şansı yok. Sistem karşıtı konumlanış, “güçlü bir gelecek tasarımına sahip örgütlülük” düzeyine taşındığında sarsıcı sonuçlar yaratacaktır. O günler çok uzakta görünmüyor…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir