Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

ALEVİ AYDINLANMA SÜRECİNİN ETKİLERİ VE TEPKİLER

Son 30 yılımızı (1990-2020) göz önünde tutalım. Anadolu Aleviliği’nin, genel tarihi içerisindeki yerine bakıldığında, çok kısa bir süre. Bu 30 yıl içerisinde yapılanlara ve yaşananlara bakıldığında, 30 yıl dolu dolu geçmiş, oldukca uzun ve değerlendirilmesi gereken bir süredir.

Modern Alevi kurumlarının ortaya çıkışı, varlığı ve kesintisiz faaliyetleri ile birlikte, belirli örgütlü bir kitle tabanına sahip olması, bu kurumların dışında kalan Alevi ve Alevi olmayan, bir çok çevreyi etkilemeye başladı. Değişik çevrelerde, Aleviliğin konuşulur ve tartışılır olması, esas itibarıyla, modern Alevi kurumlarının varlığından ve faaliyetlerinin etkisinden kaynaklanmaktadır.

Bu etki, Aleviliğe hem olumlu bakan ve hemde olumsuz bakan, bir çok çevreyi sarmıştır. İşte bu değişik çevreler, şimdi hepsi kendi buulundukları yerlerden, Alevi aydınlanmasının etkisine karşılık kendi tepkilerini vermeye çalışıyorlar. Tepkilerdeki olumlu yada olumsuz çok renkliliğin nedeni, tepki verenlerin, Anadolu Aleviliği karşısındaki kendi duruşlarından kaynaklanmaktadır. Alevi aydınlanmasının ve toplumsal gelişiminin motor gücü, yada öznesi, örgütlü Alevi toplumu ve kurumlarıdır.

Hükümetler, değişik Bakanlıklar, Siyasi Partiler, Ünüversiteler, Profesörler, Sivil toplum kurumları, dini örgütler, Akademisyenler, sivil toplum kurumları, vb, bunların hepsi, var olan örgütlü Alevi toplumunun, kurumlarının ve verdikleri mücadelenin mevcudiyetinden dolayı, Alevilik ile ilgilenmek zorunda kalıyorlar. Çünkü, bunların hepsi, var olan Alevi aydınlanması gerçekliğine yönelik, en azından kendileri açısından, bir anlam ve açıklama getirmek zorunda kalıyorlar. Alevi kurumlarının dayanıklılığı ve mücadelelerinin sürekliliğ, bu saydığımız kurumları, tarihi gerçeklere ve gerçekci tavırlara dahada yaklaştıracaktır.

Farklı kurumların, Alevilik üzerine öne sürdükleri değişik niteliklerdeki görüşler, bu görüşler arasındaki farklılıklar, farklılıktan kaynaklanan doğruyu bulma ve anlama isteği ve çabası, Alevi aydınlanmasına yönelik düsünce zemini oluşturmaktadır.

Tarihin karanlık dönemlerinde, baskı ve zulüm altında yasaklanan Alevi İnanç ve Ritualleri arka planda bırakılarak, bunların yerine, baskı ve korku altında Alevilere dayatılan bazı İnançlar ve Ritualler öne çıkmıştı.

Korunmak için kabul edilen aykırı öğeler, nasıl görünmesi gerekiyorsa kendisini dışa öyle gösterme anlayışı ve davranışı, yada zorbalıkla yapılan değişiklikler, süreç içerisinde nesiller değiştikce, Alevi toplumu tarafından unutulmak üzereydi.

Ramazan ayında, sahura kalkar gibi görünmek için, kalkıp ışıkları yakıp, geri yatmal gibi davranışlar; Hacı Baktaş Veli dergahına minare dikmek gibi eylemler; Alevi köylerine Cami yapma gibi zorbalıklar; Alevi çocuklarını sünni din derslerine zorunlu kılma gibi faaliyetler, Hakka yürüme erkanlarındaki eziyetler(Alevi geleni Sünni gönderme eziyeti) işte bu değindiğimiz karanlık dönemlerin özelliklerinden bazılarıdır.

Aydınlanma sürecinde, unutturulan inançların yeniden keşvedilmesi ve uygulamaya konulması, yabancılaşan görüntüye alışmış bir kısım Alevi tarafından zor anlaşılmakta veya anlaşılmamaktadır. Köklerine yabancılaşmış Anadolu Aleviliği, aydınlanma süreci içerisinde, kendi tarihi, kendi toplumu ve kendi inanç gerçekliği ile yeniden buluşup yüzleşmektedir. Yabancılaştığı köklerine yeniden uyum sağlamak ve bunların pratikte uygulamaya koyabilmek, sabır ve önemli bir çaba gerektiriyor. Alevi aydınlanması, bir yeniden doğuş niteliğindedir.

Anadolu Aleviliği’nin toplumsal, inançsal ve örgütsel tarihinin, bilimsel çalışmalarla açıklığa kavuşturulması, bu verilerin, geçmiş, günümüz ve gelecek bütünlüğü içerisinde yerine oturtulması, Alevi aydınlanmasının doğru yönde ilerlemesine temel oluşturacaktır. ‘Alevi Öğretisi’nin göncelleştirilerek geliştirilip güçlendirilmesi gerekmektedir. Bir İnanç Sistemi’ni, hayatta tutan , onun güncel ve güçlü öğretisider.

Bizi burada esas ilgilendiren, Alevi toplumunun kendi iç uyanışı ve aydınlanma sürecinin, hangi durumda olduğu ve nasıl yürüdüğüdür. Bu doğrultuda gösterilen bütün çabaların, karakter olarak ve amaç bakımından üç ana guruba ayrıldığını görüyoruz.

Birinci guruba ait olanlar, kendileri için hiç bir kişisel karşılık beklemeden, genel Alevi aydınlanmasına ve toplumsal gelişimine, katkı sunmayı amaçlayanlardır. Modern Alevi kurumları ve kadroları genellikle bu gurubu oluşturmaktadırlar. Bunlar gönümüzde Alevi aydınlanmasının esas gücüdürler. Karşılaştıkları bir çok iç ve dış zorluklara rağmen, kendi toplumsal kimlik mücadelesi olarak gördükleri, çalışmalarını aralıksız sürdürmektedirler.

İkinci guruba ait olanlar ise, Alevi aydınlanma ve toplumsal uyanış sürecini, kendileri için faydalanabilecekleri bir Pazar gibi değerlendirerek, bu pazardan pay alma amacıyla, bilimsel olmayan sözde düşünce üreten yazarlar oluşturuyorlar. Anadolu Alevileri’nin(Türkler, Kürtler, Zazalar, vb.) tarihini bilmeden, Dinler tarihini bilmeden, eski Türk, İran, Hindistan, vb. inançlarını bilmeden, Anadolu Aleviliği üzerine düşünce ürettiğini sanmak, gerçekci değildir ve aldatıcıdır. Bilinmezliklerde Alevilik aramak ve fantaziler üretmek, Alevi aydınlanmasına katkı sunmamaktadır.

Üçüncü guruba ait olanlar ise, kendilerini şimdiye kadar aleviliğin eski ‘Ağaları’ olarak kabul edip, Anadolu Aleviliği’ni, kendilerinin prestij kaynağı ve geçim garantisi olarak görenlerdir. Anadolu Alevileri’nin aydınlanma süreci toplumsal katkısı, bu ‘Ağalar’ın hak etmedikleri prestij ve geçim kaynaklarının zayıflaymasından dolayı, bu ‘Ağaları’ rahatsız etmektedir. Bunlar, bireysel çıkarlarının daralmasından doğan acılarıyla, giderek modern Alevi kurumlarına karşıda acı konuşuyorlar. Modern Alevi kurumlarını ve kadrolarını, karalamayı, kötülemeyi ve rencide etmeyi, ‘öğreti’ zannediyorlar. Giderek AKP diline yaklaşıyorlar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir