Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

“DEM-DOLU-BADE -MEY”

“Ey zahit şaraba eyle ihtiram,
İnsan ol cihanda bu dünya fani,
Ehline helaldir, na ehle haram,
Biz içeriz bize yoktur vebali…”

29 Eylül 2019, Köln ARENA’dayız…

Bin kişiyiz sahnede.  Koromuz/ Bağlama Orkestramız/Senfoni Orkestramız/Doğu Sazları Orkestramız…

Nacizhane benim Genel Sanat Yönetmenliğimde ,
Kemal Dinç kardeşimin Şefliğinde 20 bin Can’ın katılımı ile hazırlandık …

“Kandil geceleri kandil oluruz,
Kandilin içinde fitil oluruz,
Hakkı göstermeye delil oluruz,
Fakat kör olanlar görmez bu hali”

diye devam ediyor, Dünya’nın en güzel Korolarından biri olan
“BARIŞ SENFONİSİ” KOROMUZ …

“Sen münkirsin sana haramdır bade,
Bekle ki içesin öbür dünyada,
Bahs açma Harab-i bundan ziyade,
Çünkü bilmez haram ile helali…”

diyerek Salon, Erkan, Koro, Kulis  bir olacak, . BİRLENECEKTİK …

O gece programımız on konuşmaların uzamasından dolayı sarkınca birkaç eserimizi kesmek zorunda kalmıştık ne yazık ki..

Şimdi tam zamanı.
Gönüller birliği ile söylüyoruz şimdi.

Bunları Niye yazdığımı biliyorsunuz Dostlar.

“YOL BİR SÜREK BİNBİR – BARIŞ SENFONİSİ” Projemizin hazırlığında
eserlere karar verirken, Harabi’nin bu muhteşem eserini programa alıp almama konusunda tereddüt ettim.

Kemal Dinç kardeşim, bana göre daha genç,  dinamik, orta kuşak.
Bin Yılı Türküsü’nden beri yol yürüdük birlikte.

Dedi ki,:
“Necati Hocam, bu eser alkolü övmüyor.
Bu eser derin bir felsefenin, derin bir duruşun sesidir…
Hele ki bu dönemde bu duruşu göstermeliyiz..
Programa alalım bu eseri. ”

“Eyvallah Kemal Kardeşim, Aldık, gittik.”

“Şimdi sıra Sende. Bunca amatör Canımıza nasıl söyleteceğin Senin işin. ”

Provalarda oyle bir söylettik ki, huşu içinde “Binler Birlendi…”
Her pruvada  mest olup,  akıyorduk  aşk okyanusuna….
Eyvallah…

Şimdi Ülkemizde İktidar  aklınca tekel bayilerinde, her yerde,  pandemi bahanesi ile ramazanda alkollü içkileri yasakladı ya, Kemal Hocamın Sözü aklıma geldi.
“Bu bir duruştur. Bu duruşu göstermeliyiz Hocam …”
Eyvallah…

Bu kadim Coğrafya’dan, O’nun kültüründen, felsefesinden, inancından bihaber birileri hergün  birşeylere yasak getiriyor…
Nafile ama …

Zira bu kadim Coğrafyada kimi inaçlar  binlerce yıl inançlarını tuz-şarap-ekmek kutsanması üzerinden yaşamışlar…

Bu kadim Coğrafyada binlerce yıl kimi inaçlar
“Dem/Dolu/Mey”i edebiyatlarına, şiirlerine, beyitlerine muhabbetin bir parçası olarak işlemişler…

Dem/Dolu/Bade/Mey/Şerbet/Kevser/Kudret Pınarı/Ab-zülal/Peymane/Aşk
kelâmlarına
batini anlamda mana yüklemiş, bu yolla
“Kâmil ile Cahili” ayırt etmişlerdir.

Dem, batini anlamda Kâmil insan sözü de demektir…

Dem, Kırklar meclisinde bir tasta ezilen, 40 Can’a pay edilen, içenlerin esürerek samaha durduran bir üzüm tanesidir bazen…

“Dem” farsça kökenli felsefi derinliği olan kelâmdır.
AŞK demektir aynı zamanda.

Fuzuli’ye kulak verelim:

“Sanman kim taleb-i devlet-i cah etmeğe geldik…
Biz aleme bir yar için ah etmeğe geldik…”
( Sanılmasın ki makam mevki için gekdik/Biz bu aleme ancak bir sevgili uğruna ah etmeye geldik)
Bakar mısınız Aşk’ı yüceliğine?

Aşk’a ulaşmak için “dem” alanları anlamak için “Aşk”ın  ne olduğunu bilmek gerek..

İlahi Aşkı bilmek için;
Mevlana, Arabi, Şirazi, Hayyam, Yunus’un
dem/bade/mey için yazdıklarını, söylediklerini  bilmek gerek…

Zor iş…
Sus o zaman, korumuza kulak ver:

“Sen münkirsin sana haramdır bade,
Bekle ki içesin öbür dünyada,
Bahs açma Harabi bundan ziyade,
Çünkü bilmez haram ile helâli…”

Türkçe’de  “Dolu” olarak da söyleriz.
“Dolu”, kansız kurban anlamına da gelir kimi yörelerde.
Dem’e  “ilahi aşk” anlamı da yüklenmiştir.

Ne diyor Yunus:

“Yunus’a  kadeh sunan enel-Hakk denün uran,
Erenler cür’asından icdüm ayılmazam..”

Ya da devam ediyor Yunus:

” Bir sakiden içtim şarap
Arş’tan yüce meyhanesi
Ol Saki’nin mestleriyiz
Canlar O’nun divanesi…”

Yunus’tan önce Ahmet Yesevi’yi dinleyelim bu kez:

“Otuzüçte saki olup mey paylaşırdım,
Şarap kadehini ele alıp doyasıya içtim…”

Ulu kişilerin, bu ulu sözlerini anlayan, algılayan, uygulayan ne içeceğini, ne kadar içeceğini, nerede içeceğini bilir…

Karışsan da karışmasan da bilir..

En iyisi karışma   kardeşim!

Hiç mi Ali Ekber Çiçek’ten taa taş plak devrinden  Sefil Hüseyin dinlemedin?

“Güzel şahtan bize bir dolu geldi,
Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver,
Hünkar Hacı Bektaş Veli’den geldi,
Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver…

Senin aşıkların kaynadı coştu,
Kaynayıp coşanlar serinden geçti,
Sefil Hüseyin’im bir dolu içti,
Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver…”

Sevgililerin, Aşıkların, Ozanların, demine, dolusuna,  muhabbetine, meyine karışma kardaşım, yoksa Hayyam, Neyzen, Can Yücel’e ve de Nesimi’ye havale ederim Ahvalımı..

“Sofular haram demişler
Bu aşkın şarabına,
Ben doldurur ben içerim
Günah benim kime ne…”

Aklıma geldi, yazdım gelişi güzel …

Eksiğim gediğim dostlar sofrasına emanet..

“Bu dem dem değildir kardeşim..”

Necati Şahin
02.05.2021, Bonn

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir