Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

“İNDİR O AYAĞINI…”

Necati Şahin-

İmamoğlu’nun Ellerini
yazmıştım ya
“EL DAVASI”

Korkarım ki şimdi de
“AYAK DAVASI” gelebilir…

*

Cumhurbaşkanı Başkanı Erdoğan dondurmacıda…
Dondurma yiyor Halkın, “Cumhurun” arasında…
“Bacak bacak üstünde değil…”
Düz…
Sayın Erdoğanın uzun boylu. İstese de o küçük masanın altında bacak bacak üstüne atamaz ki..

Hemen yakınında genç bir Kadın…
“Cumhur…”

O da dondurma yiyiyor…
Dondurmacıda dondurma yenir ya…
“Bacak bacak üstünde…”
Rahat..
Hazırol da değil…

Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü Genç Kadını, Cumhuru ikaz ediyor: “Bacağını İndir…”

“Cumhur” indiriyor…
Dondurma yemeye devam ediyor…
Bacak bacak üstünde değil…
Düz şimdi…

KILIÇDAROĞLU
da bu tepkiye,
tepki gösteriyor…
Haklı…
Tepkisi gençlerin özgürlüğü için…
Tepkisi “biat” kültürüne
karşı…

*

Bu haberi görünce, okuyunca aklıma benim SOL ayağım geldi…
Başıma neler neler geldi…
Yazayım…

*

Oturduğumda sanki mecbur…
SOL Bacağım
SAĞ Bacağımın üstüne gidiyor…

“Bacak bacak üstüne atmak …
“Ayak ayak üstüne atmak ” de deriz ya…
Öyle…

“SOL,
SAĞ’ı ezsin diyedir” desem olmaz ki…
SAĞ da benim.
Üstelik futbol oynadığım yıllarda
SOL’a göre daha başarlı SAĞ ayağım …

Zaten SOL neyim olduysa başarısız…
Başa bela…

SOL ayağım
SAĞ üstünde…
Bir gururlu, bir gururlu deme gitsin…

*

Yurtdışından
“Bir Milyon İmza Kampanyası”nın
Yurtdışı Kampanyası imzalarını götürdük Ankara’ya…

Heyetimizde Avrupalı Bilim İnsanları,
Yazarlar,
Barış Aktivistleri…

Leyla Zana’ların
Davasını izliyoruz
Trübünde…
Cumhuriyet Savcısı
Nuh Nete Yüksel….
Bir tek “hemen şimdi burada asın” demedi…

Aşağıda tutuklu insanların etrafında güvenlik çemberi…

Yukarıda tribünde de güvenlik çemberi…

Biri sert sert işaret ediyor bana…
Normalinde işitme engelli bacılarımdan dolayı işaret dilini biliyorum biraz…
Ama anlamıyorum…
Bu “polis işaret dili” ya…

Daha sertleşiyor…
Yanıma gelip…
“İndir Ayağını… ”
İndir Ayağını derken de SAĞ’ın üstünde duran
SOL’a sertçe bakıyor…

İndiriyorum…
Acaba SOL üstte olduğu için mı kızdı…?

Yooo…
Bir de bakıyorum
Siviller seferber…
Bacak bacak üstüne atan
Avrupalı misafirlerimize de aynı muamele…
İşaret ile…
Bakışları ile
“İndir Ayağını…”

Anlayamıyorlar tabii…
Biz yardımcı oluyoruz…

“Polislerin Bakışını” Almanca, İngilizce’ye çeviriyoruz…
Banal banal bakıyorlar yüzümüze…

“Bakmayın dostlar indirin ayağınızı…”
İndiriyorlar ama boş bakışlar…

Leyla Zana’lar aşağıda yargılanıyor…
Özgürlük derdinde…
Avrupalı dostlar yukarıda Ayaklarının özgürlüğü derdinde…

Öyle ya…
İsyanın diğer adı da “Ayak”lanma…

**

Almus’da Hubyar Davasında Mustafa Dede yargılanıyor, Dedelik yapıyor diye …
Küçük bir mahkeme salonu…
Salondayım…

Savcı konuşuyor ama…
Genç hakimin kulağı Savcıda,
bakışı bende…
Sert…

Bende Hakime bakıyorum…
Sert değil tabii ki…
“Neden bakıyorsunuz bana öyle sert sert Sayın Hakim” dercesine bakıyorum…

O da ne…
Avukatlar arasında
Aslan Temel Kardeşim de bakıyor bana…
Sevecen işaret ediyor…
Anlamıyorum…

Anlamadığımı anlıyor…
Ayağıma bakarak ,
Ayağını ayak Üstüne atıyor ve hemen indiriyor…

Tabii ya anladım Aslan Kardeşim…
SOL bacağım
SAĞ’ın üstünde yine …
İndiriyorum SOL’u…
Yere SAĞ’ın yanına…

Ayaklarım eşit şimdi…
Hakim Bey sert bakışlı değil şimdi…
Avukat Kardeşim rahat çok rahat şimdi…
Sanki davayı kazanmış Aslan…

*

TBMM…

Sevgili Kardeşim, evrensel, çağdaş, çalışkan CHP İzmir Milletvekili
Murat BAKAN’ın Danışmanı olarak başladığım ilk günler…
“Siyasi Danışman…” deniyormuş birinci danışmana…

Yani özgürlük, insan hakları, adalet, haksızlık gibi hertürlü konuda Danışman olarak özgürce düşüncelerini Milletvekiline söyleyecek , yönlendirecek kişidir “Siyasi Danışman…”
Ki biz öyleydik Murat Kardeşim ile…

CHP idari Amiri Vekilin odasındayız.
Yurtdışındaki Diplomanın TBMM idaresince tanınma konusu…
Başka Vekiller de var…
Biri bana gıcık bakıyor …
Bakışlarından anlıyorum
küçümseyen bakışlar…
Çıkıyoruz…

Ertesi Gün…
Sekreterimiz anlatıyor…
O bana gıcık Milletvekili Sekreterine anlatmış…
Sekreteri bizim Sekreteri anlatmış…
Sekreterden
Sekretere… Sekreterelere…
Telesekreter…
Hızlı çok hızlı yayılmış haber: “Kara Haber”:

“Adama bak.
Avrupa’dan gelmiş,
Ukala…
Vekiller konuşurken zırt pırt o da fikir beyan ediyor…
Sorulmadan…

Yetmiyormuş gibi
Ayak ayak üstünde oturdu karşımızda…
Danışman olacak bir de…”

CHP Vekillerin tecrübeli takımındandı…
Gitti şimdi “Memleket”e …
Orada “Özgürlük” diyecek…
Sayın KILIÇDAROĞLU,
Kemal Ağbim kulakların çınlasın…

Sayın Vekil bizim odaya gelince herkese merhaba derdi, bana ise bakardı…
Herkese gülümseme bana surat…
“Ayak ayak üstünde atarsin ha, benim karşımda… ”

Konuşma fırsatı çıksa
SOL ayağımı SAĞ üzerine atıyorum diyeceğim de…
Hani SOL üstündür iması ile biraz yumuşar belki diye düşünüyorum…
Nafile…
Zamanla SOL’a
Sağ göz ile baktığını öğreniyor, ben rahatlıyorum bu sefer…
“Ayak ayak üstünde atarsın karşımda ha…
Avrupa’dan gelmiş, ukala…
Danışman olacak bir de…”

Sayın Vekilin haklı olduğunu öğreniyorum kısa zamanda…

Birçok Vekil,
Danışmanı hizmetçi sanıyor…
Öyle de kullanıyor…

*

“Danışman düşücesini , fikrini özgürce Vekiline söyleyecek, tartışacak, karşı çıkacak gerektiğinde, ki doğru yönlendirsin Vekilini…”

“Siz daha iyi bilirsiniz Sayın Vekilim, cümlesi bir Danışman için zühldür, Vekil içinde… ”
diyorum, çoğu benden genç Danışman Kardeşlerime…

“Ya Necati Ağbi, burayı Avrupa sanıyorsun” diyen diyene…

Anlıyorum, ki ben klasik Danışman profiline uymuyorum …

Yine Anlıyorum ki
Sevgili Kardeşim Milletvekilimiz Murat BAKAN da klasik Milletvekili profilene uymuyor…
Çağdaş dünya İnsanı…
Onun için iyi anlaşıyoruz…

İki yil boyunca Vekil arkadaşlarına nasıl davrandıysa bana da öyle davrandı Murat BAKAN Kardeşim..
Ötesi de var: Bana ayrıca Ağbisi gibi davrandı…
Saygılı, sevecen…
Eyvallah…
Razıyım senden Muradım..

*

TBMM…
Ziyaretimize gelen dostlar Meclis’in Genel Kurul Salonu’nu görmek, oturumu izlemek istiyorlardı…
Gidiyorduk…

Trübünde hep aynı ikaz
“Ayağını indir…”

Dr. Ali Kemal GÜN…
Arkadaşım…
Almanya Başbakanı
Angele Merkel’in
Göçmen Sağlığı Danışmanlarından…

Almanya’nın Tanınmış Psikologlarından…

Tribünde Meclis Oturumunu izliyoruz…

Bacak bacak üstüne atmış ki…
Görevli hemen uyardı…
“İndir Ayağını…”
“Niye ki…?”
“Kanun …”
“Kanun mu dediniz…”
“Evet…”

Şaşkın, indiriyor…

“Necati doğru mu?”
“Doğru Kardeş…”
Kanun mu gerçekten?”
“Galiba Yönetmelik…”

“Yahu bu Tribünden,
Meclis Başkanı tribünle zor görülür…
Oradan benim bacak bacak üstünde attığımı nasıl görecek ki…
Üstelik bacağımın ne zararı olacak ki TBMM’ne…”
“Öyle Kardeş…”

“Yani
Milletin Meclisi’nde
Millet bacak bacak üstüne atamıyor öyle mi…?
“Öyle Kardeş…”

“Olmaz böyle şey ya…”
“Olur Kardeş…”

“Olmaz ya…”

“Ali Kemal,
Kardeşim kalk gidelim…
Sen gidince,
Merkel’e selam söyle…
O da Senin gibi, oradan zırt pırt işimize karışmasın…

Yok Demokrasidir..
Yok Özgürlüktür…
Yok İNSAN haklarıdır…
Karışmasın Kardeş …

Biz şu El, Ayak, Bacak işimizi bir halledelim hele…
Gerisi kolay…”

Çıkıyoruz…
Ali Kemal şaşkın şaşkın yürüyor…
Kendi kendine konuşuyor…

Psikolog gerekli şimdi
Psikolog Arkadaşıma!

*

31 Mayıs 2021
Köln
Nöroloji Doktoru Benno
Raffelsieper’in
Muaneyesi…
Ali Kemal Gün’ün de Dostu…
Saatini de yazayım ki yazdığıma inanasınız:
Saat 11.00
(Belgesiz konuşmak tehlikelidır bu sıralar!
Ayağımın, Bacağımın yaralı fotoğrafı, belgedir, kanıttır, ektedir..)

SOL ayağımdaki sinirleri az hissediyorum …

Doktorum SOL ayağımı, bacağımı birçok elektronik alet ile kontrol ediyor …
SAĞ ayağımı, bacağımı da konrol ederek karşılaştırdı…
SOL Bacağım da arıza oluşmuş …
Eee düzelir mi?
Düzelir..

“BACAK BACAK ÜSTÜNDE ATMAdan
Oturacaksın…

“Bu tipik bir bacak bacak üstüne atıp oturma arızası…”
Aynen böyle dedi…

Üste atılan bacağın diz altındaki sinirleri zedeleniyormuş zamanla…

“Benim SOL herdaim SAĞ’ın üstündeydi…
Hani altta kalanın canı çıkıyordu…
SAĞ altta, sağ…
SOL üstte, hasta…”

Diyeceğim Doktoruma ama korkuyorum… Doktorum aynı zamanda Psikiyatrist…!

*

Eve geliyorum…
Eşim Gülo’ya
Kızım Hazal’a anlatıyorum…
Rica ediyorum:
“Ayak ayak üstüne attığımı gördüğünüzde ikaz edin beni” diyorum…

10 gündür…
Kızım:
“Baba Ayağını İndir…”

Eşim Gülo daha sert, tabii ki…
” İndir O Ayağınııı…”

*

Ne çok günahlarını almışım, Polislerin, Sivillerin, Hakimlerin ve de Vekilin…

Nasıl da düşünmüşler Ayağımın, Bacağımın sağlığını ki…
“İndir Ayağını… ”

*

Dondurmacıda
Durdurma yiyen Cumhurbaşkanımızın
Dondurmacıda Dondurma yemeyen Koruma Müdürü,
Dondurmacıda
Dondurma yiyen genç kadına, Cumhur’a
” İndir Ayağını”
demesi,
“edep” bildirme
değildir…
“Biat” isteme hiç değildir
Sağlığa davettir kardeşim …

Ah Kemal Ağbim, yine boşa düştün Sayın Başkanım …

*

“Yandaş Ayak Sağlamdır..”

Daha önce yazmıştım ya…
” Gerçek Gazeteci Söyleşi yaparken biliçli olarak ayak ayak üstüne atar…
Hakimiyet bende mesajı vermek için.”

Fotoğraflar da paylaşmıştım
Dünya Gazetecilerin …
Ayak ayak üstünde…
Bacak bacak üstünde…

Çoğu sakattır şimdi benim gibi…
İyi mi…

Bizim yandaş Gazetecilere
bakın bir:

“Politikacıları” yanında bacak bacak üstüne atmak şöyle dursun…
İki ayak,
iki bacak öyle bitişik ki,
“yağ” döksen göl olur…

Aksak yok…
Arıza yok…

Hep Hazırol..
Hep Sağlıklı…
Hep Turp gibiler…
Maşallah…

09.06.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir