Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Rıza Şehiri kültürünü savunmak her şeyden önce insani olan ne varsa sahip çıkmaktan o değerleri korumaktan geçiyor.

Özgür Kaplan-
200’lü, 1400,1700’lü yıllarda yaşamış atalarımız kendi dönemlerine özgü sorunları ile baş etmeyi başarmış ve toplumsal çürümenin önüne büyük oranda geçmişlerdi. Yani bu gün kültürel ve inançsal alanlarda görülen çürümenin boyutu egemenlerin başarısı değil, bizim zaaf ve kişilik zayıflıklarımızdan kaynaklı olduğu gerçeği ile yüzleşmek zorundayız. Bu bağlamda asıl meselenin ahlaki olduğu da bir gerçektir. Çünkü, Şah Hüseyinin’de, Baba İlyasın’da, Hacı Bektaş’ın, Şah Kalander ve Pir Sultan’ın tarihsel duruşu da yolumuzun ahlak anlayışının bir duruşudur. Kırılmaları da yaşadığımız gerçeği ile, örneğin Şah Kalander yenilgisinin bizde yarattığı sonuç özgüven zaafıdır. Süreç içerisinde bu durum git gide ahlaki çürümeye varan boyutlara ulaşmıştır. Çünkü ahlak yol için dik duruştur. Ahlaki kopuş ise beraberinde çürümeyi getiriyor. Savrulmalar birbirini izliyor. Günümüzde kimlerin nerelere savrulduğunu açıkça görebiliyoruz. Aslında egemenlerin, geri dönülmez bir şekilde açıldığını iddia ettikleri o sayfa, Kerbelada ki savaşın yeni cephesidir. Ahlaki çürümeyi karakteri haline getirmiş olanlar ise adlarını o sayfaya yazdırmak için çoktan sıraya girdiler bile. Onlar ”işini bilenlerdir”. Günlük hayatlarında en çok, sana ne ve bana ne cümlelerini kullanmaktan büyük zevk alırlar. Bireysellik her şeyleridir, çünkü devir akıllı olmanın devridir. Yüzme dahi bilmeyenlerin gemisini kurtaran kaptan olabilme hayallerini kurduğu devirdir. Paranın tek erdem bencilliğin yaşam biçimi olarak sunulduğu devirdir.
Peki bir şey yapılamaz mı?
Elbette ki kendi çağımıza has sorunların tespiti de çözümü de kendi ellerimizdedir.
Tarihin bize defalarca gösterdiği ahlaki duruşumuzu ve anlayışımızı günlük yaşamımızın merkezine oturtmalıyız. Alevilik bir akıldır, bize düşen işte o aklı işler kılmaktır. Bizi bu bataklık kültüründen çıkartacak olan, canlı ve cansız tüm varlıklara iyilik yapmayı öğütleyen o akıldır. Doğruluk, iyilik, güzellik adına yaratılmış ne varsa savunmalı ve çoğaltmalıyız. Bu gün, ahlaksızlığa ve her şeyi değersizleştirme saldırısına karşı, RIZA ŞEHRİ kültürünü savunmak her şeyden önce insani olan ne varsa sahip çıkmaktan o değerleri korumaktan geçiyor. Tam da bu noktada, nasıl bir ahlak nasıl bir eğitim konularında kafa yormak zorundayız. Atalarımız canları pahasına nelere karşı durmuşlardı, ne istemişlerdi? Kendi halkı için nasıl bir karakter ve ahlakı neden istemişlerdi? Tüm bu soruları ve fazlasını sürekli kendimize sormalıyız.
Bu noktada yerine getirmemiz gereken görev ve sorumluluk örgütlenme, örgütlü insan olma bilincine ulaşma olmalıdır. Çünkü örgütlü insan güçlü ve gelişmeye açık insandır. Cemevlerini bilimden gidilen yolun ışığı haline dönüştürmeliyiz. Alevi örgütlerine destek olmak bu karanlıktan çıkmanın yollarından biridir.
Dergahlarımızın yıkılmış duvarlarından topladıkları taşlarla yaptıkları camilere bakın ve tarafınızı seçin.
Bizi işgal ediyorlar, çocuğumuzun beynini, eşimizin özgürlüğünü, emeğini ve ailemizin ahlakını işgal ediyorlar.
Onlar değersizleştirmenin, ahlaksızlığın temsilcileridir. Biz insani değerlerin, namusun, onurun, ahlakın tarafıyız. Hınzır paşaları saygın kişilikmiş gibi dayatanların tam karşısındayız Bizler tarihimiz boyunca mazlumun, ezilenin tarafında olduk. İnsanlığı lekeleyecek hiç bir haksızlığın içinde olmadık. O yüzdendir ki onuru temsil etmiş bir halkın çocuklarıyız.
Çürümenin, rezilleşmenin, değersizleşmenin güzel olan her şeyi yok etmeyi hedeflediği böylesi bir süreçte bizler ahlakın ve yolun tarafında kalacağız…
Başaracağız.!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir