Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

LİDERLİK KUTSALLIĞI ALEVİLİKTE  YOKTUR…  

  • Nadir Sayın 

Doğa odaklı, hümanist felsefesi  ve onu uygulamada eşitlikçi, gereksinime göre üretim-tüketim insanlığın nazarındaki rızalık toplumu tasarlayan ALEVİLİKTE , LİDER ya da LİDERLİĞİ kutsallaştırmak veya insan üstü değer biçmek yoktur.

Bu anlayışta ki Alevilikte tam konuya, duruma, kavrama, uzmanlığa, göreve tam vakıf olmadan  radikalliğe  ve keskin (ön)yargılamaya  de yer yoktur, yani; ya iyi ya kötü, ya beyaz ya siyah, ya berbat ya mükemmel, ya güzel ya çirkin, ya doğru ya eğri, ya eksi ya artı, ya sağlıklı ya hasta… ve benzeri. Kısaca tutum-davranış, fikir-görüşlere belirtilebilir, diyelim ki, eleştiri  veya benim görüşüm böyle şeklinde yaklaşım vardır ya da nüans yapılır.

“Ben ben ben”de yoktur. “Ben ben ben, tek tek tek tek” kişiyi egoizme, hür-özgürce düşünme yeteneğini  yitirmeye, kalıplaşmış sabit görüşe,  özseverliğe, kutsamaya, kulluğa ya da kulun kulu olmaya veya diktatörlüğe, diktatörlük ile yönetilen ülkede onu kanıksamaya, korkuya/anksiyeteye götürür!

Bizim tasarımımız ve felsefemizde “birey” vardır. Bu birey  özerk/özgür ama yetişmesinde  edineceği  niteliklerinde,  “gönül gözünde” BİZ olabilen EDEB’i (Eline, Diline, Beline) koşulsuz  özdeşleşen bir  “bireydir”.  Bu “birey” yaşam sürecinde kendine özgüveni oluşturmaya ve özgüvenli kişiliği yansıtmaya kendine hedef koyar yaşamında. Sevgi ve aşk ile bakar, değerlendirir doğadan-insana, börtüden-böceğe olan tüm varlığın birliğine.

Bu birey aynı zamanda özerk/özgürlüğü o RIZALIKLI BİZ TOPLUMUNU oluşturma bilincine erişmek öğretisiyle  (“ne ararsan kendine ara”)  anlayışlı,  YOL’a aşk, yoldaşlığa koşulsuz güven duyar ve onun sonsuzluğuna inanır. O sonsuzlukta “nefsi arındırmak” ve hedefi ise “kamil- i insan” olmaktır.

Öz çekirdek “PİR, MÜRŞİT, REHBER ve TALİP” anlayışı YOL’un değerlerini, dilini, erkanlarını, kurallarını temsil ederlikleriyle toplumuna örnektirler ve onlar İKRAR vermişlerdir. Bu çekirdek aynı zamanda o rızallıklı toplumun AYNASI ve o toplum ise bu çekirdeğin AYNASIDIR!

Burada KUTSAMA, kutsallık ve LİDERLİK YOKTUR. Kutsal olan IŞIKTIR, GÜNEŞTİR, Toprak, Su, Ateş, Havadır, Ormandır, Doğadır, İNSAN ve diğer tüm VARLIĞIN kendisidir, “Varlığın Birliğidir”.

Evet kutsal olan onlardır ancak insan hata yapabilir. Bir insan “gerçek Lider” niteliklerine sahip olsa da insan üstü değildi. Eksiklikleri, aksaklıkları, yanılgıları, yanlış kararları ve tutumları eleştirilir. Kurallar dahi değişime, özüne bağlı dönüşüme uğrar.  Çünkü Aleviliğin kutsallığı  “çağın akışında özüne bağlı olarak, “dönüşümdür”. Dönüşüm ise evrenimizin sonsuzluğunun kendisidir.

Bizde ki “liderlik” denilen fonksiyonel işlevlerde  ve boyutlarda “görevsel” bir  dağılım, sorumluluk ve eşitlik ilkelerini bünyesinde barındırır. Orada alınan kararlar, uygulamalar, yürütmeler ortak (akıl) olarak yaşama geçer.  Başkan, lider gibi ünvanlar ise, zorunluluk hallerinde, sembolik ve temsil etme ötesini taşımaz ve tek başına tekçi/karar alıcı pozisyon hiç taşımaz.

Buna karşın bizde  kimi kesimlerin “liderleri” tanımlarına IŞİD ya da dinci, ırkçı odaklı (isimlerini dahi zikretmek istemediğim örneğin TR’mizde kimi siyasi partiler gibi) bakış açısı ve yargılaması da yoktur.

Irksal ya da dinsel olarak sadece belli bir kesimin kültürünü, dinini, dilini yücelten, ancak tüm değerlerini yok sayan, ötekileştiren,  aşağılayan, baskı uygulamaya ortam hazırlayan, ilahi gücü olduğu sanısını topluma aşılan anlayış ve zihniyetlerin liderlik, başkanlık anlayışları daha başta Alevi Felsefesine aykırıdır.

Bu aykırılıkta “ üst ya da alt” kimlik veya “üst veya alt milliyetçilik” tanımları içeriği olmayan doğanın bir varı olan o insanın, en hafif deyimi ile, yanılması, kandırılması veya kendini kandırmasıdır.

Gerçeğe Hü diyen bir Alevi canımızın,  dinci ve ırkçı kesimlerde/yobazlarda olduğu gibi halka mail olmuş  bir “liderlik” değeri ya da bireyi hiç mi hiç radikal bir şekilde yargılamaz. Yerin dibine sokulmaz ya da kendi liderini yaptıkları gibi  “paygemeber” tanımı getirerek veya “peygambermiş” gibi  onun “gerisinin kılıyım” demez/diyemez.

Kendini önce insan ve bir Alevi zümresi olarak tanımlayan birey,  yukarıdaki “Liderlik” anlayışında (zararsız ve aşırıya gitmeyen diyelim) farklı düşünüyorsa bu onun  birey, özgürlük/özerklik  içeriklerinde Yol öğretisi beraberinde HAMLIĞINI ifade eder ve daha Dört kapı Kırk Makam (Gözdesi) öğretsi yanı sıra Aleviliğin pek çok değerlerinde Yol öğretisinde pişmesi gerektiğine dair bir veriyi ortaya getirir. Bu ise azından-çoğuna hepimizde mevcuttur.

Alevilik felsefesi, anlayışında gerçektende 72 millete aynı nazarla bakılıyorsa, kültürel- dil ve inançlarda çeşitlliği/barış ve kardeşçe birlikte yaşamı savunuyorsa, fikirler, tutum-davranışların açık-seçik eleştirilmesi onun özü gereğidir.

Çünkü Alevi  gerçeği, Hakk ve Adaleti içselleştirmede  yaşam sürecinde araştırır, soruşturur, eleştirir, tartar-düşünür. Onda devamlı öğreti içinde hareket halindedir ve onları nihayetinde kendinde bulur çevresine yansıtır.

Fonksiyonel ve görevsel sorumluluk dahilinde “liderlik” de devamlı hareket halindedir.

Değil yüz-iki yüzyıl, on ila yirmi yıl öncesi dahi o “liderlik” vasıfları, işlevleri günümüzde aynısı olamaz/kalamaz.  Ama her mertin, güzel ve yiğidin de hakkını onlara sahip olana verir; objektif ve etiktir.

Gerçek laik, özgürlük ve halkın Cumhuriyeti, Demokrasisi değerlerine en yetkin, etkin, hür iradesiyle bağlı olan kesimler içinde kanımca, “Bu Alevilik” anlayışı yatar.

Cumhuriyetin günümüze değin (hatta günümüzde İÇ ASİMİLASYONLA daha da yaralandığı boyutla) Alevilerin “nefes aldığı ancak nefes veremediği”, kendi bünyesi dışında da dergahlarına kadar kapatılıp, rahat-özgürce ritüellerini, cemlerini yapamadıkları, kimi dergahların (Hacıbektaş’daki dahil) müze edildiği boyutlara vardırılmış sürecinin hiç bir şey olmamış gibi değerlendirilmesi, gerçeklikle, etiklik, objektif bakışla bağdaşamaz. Eğer bunu bir Alevi can yapıyorsa acıdır, kalıplaşmış ya da yeterli hür irade ile tarafsız özgürce araştırırmağının göstergesidir. Kimi boyutlara gözünü kapamışlık, kafayı kuma sokmuşluktan başka bir şey ifade etmez inancındayım.

Nihayetinde şimdi dahi, Aleviler olarak, “bizleri kendi inançlarına devşirme, kubbesiz cem evleri inşasına, cem evi- cami projelerine kadar içinde bulunduğumuz duruma gelişimize eleştirel yaklaşımımızı,  hiç ama hiç kimse dinci/ırkçı yobazların Cumhuriyeti ve Onun kurucu lider kadrolarını zemin dibine sokanlarla, bizi kesinlikle bir tutamaz!   Eğer yapıyorsa bu kişinin kendi meselesi, kendi eksikliği kendi tutarsızlığıdır.

Üstelik Onun için hiç kimse bizlerin Cumhuriyetin kurulmasında onun “liderliği” ve Liderlik kadrosuna olan, Aleviliğimizin şu anda geldiği/getirildiği noktasında, eleştirel bakışımıza yargılayıcı, ötekileştirici, dışlayıcı da bakamaz.

Halen varsa farklılık ve düzeltilecek görüş, fikir, gelir o bilinen insani cemali güzel  nitelikteki  “can” olarak, gerekirse müşküllük varsa birlikte önyargısız muhabbet eder ve onu ortadan kaldırmaya çalışır.

Evet fonksiyonel ve sembolik  “Liderlik” noktasında da -kırmadan-dökmeden- çağın  ve evrenimizin döngüsü gereği “insanlığın temel özlerine” bağlı sürekli kendini yenilemesi bir elzemdir.

Aşk-ı muhabbetimle.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.