Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

ASIL SORUN NEDİR?

-Songül Tunçdemir-
Alevilik, günümüzde kendini Alevi kurumu diye tanıtan fakat Alevilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan kurumlarca İslamiyet’in özü gösterilerek yok edilmeye çalışılmaktadır.
Bu kurumlar, Aleviliğin Sünni İslam içinde eritmekle görevlendirilmiş, sistemle yaren olan dernek ve vakıflardır.
Aleviliğin İslam içi olup olmadığı konusu ve bu konunun tartışılması, biz Alevilerin gündeme getirdiği bir sorun değildir, Alevilere kendi çıkarları doğrultusunda don biçmeye çalışan, farklılıkları kendine tehlike unsuru olarak gören, ‘’bölünme potansiyelidir’’ diyerek tek kimlikli hale getirmeye çalışan zihniyetler tarafından başlatılmıştır. Osmanlı döneminde Alevilere, ‘’sizi hak yoluna sokacağız’’ diye katliamlardan geçiren; Cumhuriyet döneminde ise ‘’hepiniz Müslümansınız, ayrınız yok’’ diyerek Alevilerin Alevi gibi yaşama koşullarını ortadan kaldıran egemenlerin dayatması olarak karşımıza çıkmıştır.
Alevilik, inkâr pahasına ‘’en hakiki Müslümanlık’’ yarışına dönüştürülmüştür.
Aleviliğin Müslümanlık olup olmadığı tartışması 12 Eylül faşist cuntacıları tarafından başlatılmıs, maalesef Aleviler tarafından yürütülmüstür. Günümüzde Alevi asimilasyonu kraldan çok kralcı geçinen Alevilerin eli ile yapılmaktadır. Alevi tarihinde Pir Sultanlar kadar Hızır Paşaların da yetiştiği gerçeği vardır. Hızır Paşa’ yi Hınzır Paşa yapan da egemenlerin yanındaki duruşudur. Devletin çıkarlar doğrultusunda devletin zoru halkın inancına karsı kullanmaya başlandığında orada o inanç kendine yabancılaşıp başka bir kimliğe bürünecektir.
Burada Alevilerle aynı argümanları örneğin Hz. Ali’yi, Ehli Beyt’i kullananlara itibar edilmemelidir. Şiiler de bu argümanları kullanmaktadır, Sünni şeriatçılar da. Diyanet İşleri Baskanligiyla, Medyasıyla, devletiyle, okullarda okuttuğu zorunlu din dersleriyle, vakıflarıyla, Hızır paşalarıyla toplumun farklı kimliklerini kuşatıp bizi kendi tarihimize, Pir Sultan’larımıza, Hacı Bektaş’ı Velilerimize yabancılaştırmaya, başka bir şey yapmaya çalışan bir kuşatma söz konusudur.
‘’Biz Müslüman mıyız değil miyiz’’ sorusunun cevabı çok önemli değildir. Aleviliğin Sünni İslam’dan çok farklı olması nedeniyle yakın geçmişimize kadar bu soruyla muhatap olmak dahi kimsenin aklına gelmemişti. Ama ısrarla ‘’Biz Kuran’ın özüyüz, en hakiki Müslüman’ız, başımız Kuran’a bağlanmıştır’’ diyenlere Pir Sultan’ın aşkı için söylememiz gereken şeyler vardır. Kuran’ın özü cihadı emreder, Aleviliğin temeli, olmazsa olmaz koşullarından biri ise cihadın reddidir. Kur’an da kafir-mümin ayrımı esas alınır, Alevilik ise 72 millete aynı gözle bakmayanı kendinden saymaz. Aleviler ne İslam’ın ne de onun belirlediği imanın şartlarını tarih boyunca kabul etmemişlerdir. Kur’an, kadın erkek eşitsizliği üzerine biçimlenmiştir, Alevilikte kadın erkek eşitliği esastır. Aleviliği Alevilik yapan kuralların bütününe baktığımızda hiç birini İslam’ın temel kaynaklarında göremeyiz.
Alevilik inancı İslamiyet’in dışında önemli öğeler barındırdığından, onun temel şart ve koşullarının dışında bir inanç olarak kendini tanımlamak ve kendi özgürlük ve meşruiyetini bu zemin üzerinde talep etmek zorundadır.
Yapılması gereken şey Alevilerin yeniden tanımlanması değil, kimliklerin kendileri olarak, başkalarının kalıplarına girmek zorunda kalmadan eşit haklı yaşama hakkını savunmaktır. Yaşayan Alevilik bu şekilde yaşamaya devam edecektir.
Sonuç olarak “’Biz Müslüman mıyız, değil miyiz?’’ sorusuyla muhatap olmak bile bu yolda ödenen bedelleri, yaratılan değerleri hiçe saymaktır.
Asıl sorun da budur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.