Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

– Binali İpek –

Ülke gündemini yoğun takip eden biri olmama rağmen bir çok haberleri farkında olmadan geçtiğimiz çok olmuştur.
Üniversitede çalıştığım dönemde memur maaşı ile günde en az iki gazete alarak, haftalık, aylık dergileri edinerek gündemi takip ederdim.
Günümüzde bir çok sosyal medya ve iletişim araçları ile artık bunu yapıyoruz.
Bunu doğru hızlı iletişim, denetim olarak görmek, yerine iletişim ve bilgi paylaşımından eleştirileri düşmanlık olarak gören,kendini düzeltmeyen, sözde dostların endişelenmesi ise ilginç bir dönemde olduğumuzda gösteriyor.
Yine bize benziyorlar, yine bizden gibi duruyorlar, ama sürekli yalanı hakim kılmak için uğraşıyorlar
Ee dünden haberi olmayanlar, bugün kendilerini kuru fasulye gibi nimetten sayarak, mücadele verdiklerine inanmamızı bekliyorlar.
80 lerin ikinci yarısında Memur/ işçi hareketi 12 Eylül Faşizminin yaratığı ağır tahribata rağmen yeniden küllerinden doğuyordu.
Alevilerin ürkek dernekleşmesi aynı döneme denk geliyordu.
Ürkek dediğim söylemleri cenazemizi kaldıralım, camiiye ölümüz gitmesin tarzında, çok fazla hedefi olmayan yapılar oluşuyordu.
Kürt sorunu, Ülkede iyiden iyiye kendini duyurmaya başlamış, Sosyalîst hareketler, yeniden ivme kazanmaya başlamıştı.
Üniversite gençliği içinde kıpırdanmaların rengi, yeniden siyasi taleplerin belirginleşmeye başlamıştı.
Demokratik alanda, hareketli günlerin başlama dönemleriydi.
Bugünden o günlere baktığımda aradan geçen onlarca yıllara rağmen ödenen, onca ağır bedeller, Ülkede sağ, gerici, faşist siyasetin, bugün 12 eylülü bile geride bıraktığı uygulamaları görmek, Ülke insanımız içinde büyük bir trajedidir.
Küçük çıkarlara satın alınan, bir çok işbirlikçinin, heycanı, demokrasi mücadelesini nasıl sekteye uğratıklarını darbelere zemin sunduklarını daha net görmekteyiz.
Yani zulüm gelişti, yeni araçları edindi, ilerledi.
Bizler ezilenler, dahada da gerilere savrulduk.
Bendeniz, naçizane kamu emekçileri mücadelesinde yer alan aynı zamanda o günlerde Alevi örgütlenmesine katkılarda bulunmaya çalışan, mücadele eden herhangi neferlerden biriydim.
O dönemde sendikalarda başkan olanların, kapağı siyasî partilere attığında, düştüğü durumu, kendileri için gelecek garantisi, topluma karşı atıkları kazık olarak tarihe geçti.
Hoş durum, 80ler önceside aynı idi.
Söylemleri unutuldu, davranışları işbirlikçilikleri pekişti.
O günlerde bizim gibilere, işyerinde birlikte çalıştığımız insanlarca bile adeta terörist muamelesi yapılıyordu.
Sistemin kolluk güçleri her miting ve hak arama eylemini, neredeyse bize fatura ediyor, suç unsuru üreterek provokasyonlar yaparak, gözaltı tehdit, işkencelerden geçirmekten behis görmüyordu.
Bizler bu mücadelede bedel ödeyenlerdik.
Bir çok masum, emekçi, güzel yürekli insanlarda bu bedeli hayatları ile ödediler.
Bizimle görűnmekten çekinen iş arkadaşlarımız, emekçiler, sözde bizim gibi olanlar, arkamızdan konuşan, karalayan bir çoğunun dili sistemin propagandasını içeriyordu.
O arkadaşların tanıdıklarımın bir çoğunun daha sonraki yıllarda ya erkenden emekli olarak, yada KHK ile işlerinden olduğunu, çok az kalanların siyaseten en gerci rolleri üstlendiğini görmek, maalesef yine bizi üzen durumudur.
Onlar için OH olsun demek isterdim. Ama yazıkki kaybeden hep bereber yine bizdik aslında.
Hani derler ya “Kurunun yanında yanan yaş” olsanızda.
Sonuç itibariyle ne Ülkemizde durum iyileşti, ne güzel günler gördük, sendikalar kuruldu, yasalaştı dernekler gelişme gösterdi.
Ama sistemin akıllara koyduğu ihanette her daim bir kaç adım önde ilerledi.
Bugüne kadar, hep bir kara bulut insanımızın gökyüzünü kapatmış sistemin çarkı insanı, insanımızı öğütmeye devam ediyor..!
90 ların sonları itibariyle Avrupa da durumu içinde yakınen gören bilen biri olarak örgütlenme mantığı davranışları benzer yollardan geçtiğini, tekrar, tekrar aynılaştığını bilmekteyiz.
Göreceli olarak, Avrupa burjuva demokrasi içindeki, açık görünen kapılardan geçen, bürokratik labirentlerde kaybolan sürecin içindeyiz.
Aynı inançsal, kültürel kodları coğrafik edinimler ile beslenmiş insanımız, Avrupa’da da aynen ülkedeki algısı gibi aynı yönelimleri ile şaşırtacak benzeri davranışları bu döngüden çıkarmak istemiyor .!!
Devasa büyük ve güçlü görünen, örgütlenmelerin, içi boş, şişirilmiş balon olduğu gerçeği, Özgül kütle ağırlığı ortada iken, görmek istemediğimiz gerçekleri, aynı şeyleri yapanların, aynı sona doğru ilerlediğini bilmek için müneccim olmak gerekmiyor.
Örgütlenmeleri bireysel tatmin arcı olarak gören, rant gelecek aramak, birilerinin gelecek hesabı için uygun zeminler olabilir, bu durumda toplumsal kayıpların, en ağır bedellere ulaşacağını, bazı kayıpların geri dönülmez olacağını zamanın boşa geçtiğini maalesef söylemek gerekiyor.!
Elbette olan samimi, dürüst insanlara ve verilen heba edilen emeklere oluyor.
Rantçılar, bu durumların asalakları olarak rollerini oynuyor.
Bunların önlemek ise tarzımızı değiştirmekten geçiyor.
Örgütlenmeler mücadelede, aktif şefaaf, anlaşılabilir, sorgulanabilir
öz eleştirilerini verebiliyor, olmalıdır.
Emek en yüce değer ise liyakata tecrübe ve birikime emeğe saygı göstermek, korumak gerekiyor. Rütbe ve makama eğilerek, saygı olmaz, en büyük rütbe emek, en büyük makam, hizmetkar olma makamıdır.
Emek üretmek demektir. Artı değerdir.
Bürokratik kapıları labirentleri dolaşırken, dönülen köşelerde, yeni açılan koridorları, başarı olarak emek olarak sunmak işi reklama bırakmak değildir.
Değerlerinizi aşındıran, emeğinizi yok sayan, ahlak ve vicdan hukuk ve adalet barındırmayan davranışları yapanların, insanımızı harcayan yoranları,biz görmezden gelemeyiz
Elbette bu bir tercihtir.!
Hemen herkesin tam olarak görmesede çoğunun gördüğü, yanlış olarak bildiği, duyduğu durumlara kayıtsız kalarak, kanmak istediği yalanlardan rahatsız olmadığınıda eğildiğini bilmekte üzücüdür.
Bu ağır bedellere mal olan
Bu karanlığa doğru giden sondur..!!
Feodal ilkel duygular ile duygusal reaksiyonlara, alışılmış davranışların esaretine son veren, özgürleşen beyinler sorguladıkça, ürettikçe gelişme gösterdikçe, Işık kendisini gösterecektir.
Ne demişler “Toplumlar layık olduğu şekilde yönetilir.”
Kendini geliştirmek her bireyin görevdir.
Mücadeleye katılan örgütlenmelerin içinde aktiv görevler üstlenenlerin toplumsal örgütlenmelerin kadrosuna dönüşmesi süreç işidir.
Bu gelişmelerde, evrensel değerlerin adaletin, birlikte yaşam kültürünün hakka, hukuka,saygının özgürlük düşleyen özgür bireylerin çoğalması ile mümkündür.
Eğilenler, köleleşen kaybeden toplumlardır..
Aşk ile eğilmeyenlere…
Uşak ruhu taşımayan, özgür bireylere…
Aşk ile.. insanlığı, vicdanı, hakkı hukuku, adaleti gözetenlere…
Aşk ile gerçeklere yürüyenlere..
Gerçeklerin demine devranına..
Aşk ile..
18.04.2022

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.