Otoban Ali’nin ardından…
– Bahadır Özerdem –
İki gün önce sabah telefonun sesiyle uyandım. Arayan arkadaş, Gar`da çiçekçilik yapan Berivan’ın babası, yani Otoban Ali`nin Hakka yürüdüğünü söyledi.Taziye için bir duyuru yazmamı rica etti.Telefonu kapattım ve yazmaya başladım.Bir yandan da kafamda Ali abi ile anekdotlar dolanıyordu.
Yıllar önceydi..Hacer,Erdal ve Erol Arıkan kardeşlerin yayınlanan kitaplarının tanıtımını yapıyorduk.Erol ve Erdal Türkiye`den gelmişlerdi tanıtım için.
Mainz`dan sonra ikinci duragimiz Köln idi. TÜDAY`li(Türkiye-Almanya İnsan Hakları Derneği) arkadaşlar bize yardımcı olmuşlar ve bir yer ayarlayıp duyurusunu yapmışlardı.
Hep beraber Köln`e gittik.Tanıtımın yapılacağı salon,derneklerin,kültür merkezlerinin bir bahçe etrafında sıralandığı güzel bir mekândı.
Kitap tanıtımına ara verildiğinde sigara içmek için bahçeye inmiştim.Bahçe karanlıktı.Yanımda kısa boylu bir adam vardı ama yüzünü seçemiyordum.
“Sadece kitap için değil,bu güzel üç kardeşi tanımak ve onlara moral vermek için geldim.Çok ağır bedel ödemişler.Çok üzüldüm” dedi birden bire.
“Ben Ali..Otoban Ali`yim ben” dedi peşi sıra.Şaşkınlığımı sesime yansıtmamaya çalışarak;
“Neden Otoban, abi?” diye sordum.
“Yeni gelmiştim Almanya`ya.Köln`den Düsseldorf`a otobandan yürüyerek gittiydim zamanında.O gün bugündür bana Otoban Ali derler. Duymadın mı hiç?” diye sordu.Duymamıştım!
Çok ilginç ve sıra dışı bir abi ile yan yana olmanın heyecanıyla sohbeti derinleştirip onu daha iyi tanımak istiyordum.
Sohbetin bir yerinde başını yukarıya kaldırdı.Kitap tanıtımı yapılan binanın ikinci katını gösterdi.
” Bu binadan aşağıya atladım, kaburgalarım kırıldı,biliyor musun?” dedi..Bilmiyordum.
” Herkes bilir, sen nasıl duymadın?” dedi.
“Abi biz uzaktan, Mainz`dan geldik.Buraları ve insanlarını pek bilmem” diye yanıtladım kısık sesle.
Ne diyeceğimi bilemiyordum.
Çok ama çok farklı ve bir o kadarda sıcak kanlı bir abinin yanında duruyordum.
Atladığını söylediği yere baktım şaşkınlığımı gizleyerek.
” Neden abi?Neden atladın bu binanın tepesinden?” diye sordum.Sorduğum soruya yanıt vermedi!
“Gel yukarı çıkalım, atladığım yeri göstereyim sana” dedi.
Reddetme şansım yoktu çünkü o önden merdivenlere çıkmaya başlamıştı bile..Çıktık ve bir ara kat penceresini açtı.
” işte, tam buradan atladım.Karanlıktı..Bir alt katın terası var zannettim meğer yokmuş.Betona yığılıp kaldım.” dedi.
Düştükten sonraki acısını yeniden hisseder gibi elini sırtına götürdü.
Sonra aşağıda sorduğum soruya yanıt vermeye başladı.
” Yıllar önceydi.Ben yeniydim buralarda. İran’lı sosyalistlerin bu binada bir etkinlik yapacaklarını duydum ve geldim.İranlı sosyalistleri ilk defa görecektim.Şiirler,şarkılar..derken pür dikkat izliyordum.Çok etkilenmiştik.Pür dikkat izliyorduk..Bir anda,bağırışlar duyuldu.Ellerinde uzun namlulu silahlar ile.İran Hizbullah’ının militanları girdi içeriye. Bağırıyorlardı.Silahlarını bize doğrulttukları anda,yanımdaki pencereyi açtım ve aşağıya atladım…
Kemiklerim kırılmış,bayılmışım.Hastanede gözlerimi açtığımda, o militanların tiyatro oyuncuları olduklarını öğrendim.Ama iş işten geçmişti!”
Gülersem ayıp olur mu? kaygısına kapılmadan kahkahayla gülmüştüm.
Hani ; “hayatın hakkını vereceksin” denilir ya.İşte Ali abi onlardan biriydi.Her zaman ezilenin,mazlumun,ötekinin yanında olanlarımızdan biriydi.
Güle güle Otoban Ali.
Güle güle güzel insan.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler