Sal. Şub 3rd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

12 Eylül 1980 Faşist Askeri Darbesine Giden Yol ( 13)

| Sadık Erenler | Araştırmacı – Yazar/S.Erenler@web.de |

12 Eylül darbesinin üzerinden 13-14 ay geçmişti ki 6. Kasım 1981’de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile YÖK kuruldu. Bundan sonra 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu’nun 2301 ve 2766 sayılı kanunla değişik maddelerince, özellikle solcu olduğu düşünülen 71 üniversite personeli YÖK tarafından görevlerinden uzaklaştırıldı. İlk uzaklaştırmalar Şubat 1983’de başladı. Genelkurmay’ın açıklamalarına göre; 4891 kamu personeli görevden alınmış ve 38 profesör, 25 doçent, 10 yardımcı doçent 1402’lik olmuştur. Ancak 1402’lik olmak istemediğinden bizzat istifa yolunu seçenler de dahil edildiğinde bu sayının 20 bin civarında olduğu öne sürülmektedir.

7 Kasım 1982 yılında yapılan halk oylamasıyla % 91.37 evet oyuna karşılık %8.63 hayır oyuyla 12 Eylül Anayasası kabul edildi. Oy kullanırken iki renk hakimdi. Mavi renk hayır, beyaz renk evet demekti Kenan Evren yaptığı konuşmalarla halkı mavi oy vermemesi konusunda telkin ediyor ve çeşitli gazetelere mavi renkle ilgili sansür uygulanıyordu.

Darbenin ardından geçen 3 yıl içerisinde önemli kanunların tamamına yakını  değiştirildi. Askeri yönetimin belirlediği Danışma Meclisi tarafından hazırlanan Anayasa 1982 yılında yapılan aleyhte konuşmanın ve propaganda yapmanın yasak olduğu güdümlü refarandumda, yüzde 92’lik  “Evet” oyu ile büyük farkla kabul edilmişti. Halk oylamasında “Hayır” oyu kullananları  sandık başında baskı altında tutmak için rengi dışarıdan görünen oy pusulaları kullandırıldığı iddia edildi, ama bu Anayasa’nın çok büyük çoğunlukla kabul edilmesini açıklayan tek neden değildi. Anayasa’nın kabulünün bir başka önemli etkeni olarak, ihtilal öncesi iç savaş ortamı nedeni ile vatandaşların kendi hayatlarından endişe etmesiyle de ifade edilebilinir.

Aynı halk oylamasında Kenan Evren otomatik olarak Cumhurbaşkanı seçildi. Kabul edilen Anayasa’da bulunan askeri yönetim üyelerinin ömür boyu yargılanmasını engelleyen geçici 15. Madde, 2010 Türkiye anayasa değişikliği refarandumuna kadar  kaldırılmadı.

1983 yılının bahar ayında askeri cunta parti kurma izni vermişti. Demirel şapkasını  başına geçirip kendine en yakın olan arkadaşlarıyla sessiz ve derinden yeni bir parti kurma çalışmalarını başlattı Büyük Türkiye Partisi adıyla.

Cunta liderleri Demirel ile çalışmaya sıcak bakıyorlardı. Hemen ilişkiye geçtiler, “Gel beraber çalışalım. Nasıl olsa ayrımız gayrımız yok” diyerek.      12 Eylül darbecileri  aynı yılın 24 Ocak’ında  Demirel hükümeti tarafından yürürlüğe konulan  ekonomik kararları noktasına, virgülüne dokunmadan aynen uygulamaya başlamışlardı. Bu ekonomik uygulama ücretlerin dondurulmasını, fiyat ve rantın özgür bırakılmasını öngörüyordu. Değişik bir ifade ile: “Tavuklar bağlanmış, tilkiler serbest bırakılmıştı.” Ayrıca 1961 anayasasından sürekli yakınan ve kıyısından köşesinden fırsat buldukça kırpan  ve “ bu anayasayla memleket idare edilmez”  diyen Demirel, Askerlerin anayasayı değiştirmesiyle huzur bulmuştu sanırım. Askerler, anayasayı bir güzel budamışlar, sağ kesimin yakındığı ve sürekli çıkarttıkları terör olaylarıyla tepki gösterdikleri haklarla özgürlükler Atatürkçüyüz diyen askerler tarafından  ortadan kaldırılmışlardı.

Askerler  parti kurmak istiyorlardı. Demirel’e de teklif götürmüşlerdi, “gel birlikte parti kurup, kardeşçe çalışalım.” Demirel’in yanıtı “Hayır” idi.

Siyasi partilerin yeniden kurulmasına izin verilirken, siyasetçilere on yıl siyaset yapma yasağı gelmişti. Askerlere hayır yanıtını veren Demirel, Büyük Türkiye Partisinin çalışmalarını perde arkasından yürütüyordu. Demirel’den hayır yanıtı alan askerler tepki olarak partiyi kapattılar.

Milli Güvenlik Konseyi’nin  31 Mayıs 1983 tarih ve 79 sayılı kararıyla Adalet Parti’sinden  Süleyman Demirel, Ali Naili Erdem, Ekrem Ceyhun, Saadettin Bilgiç, Nahit Menteşe, Yiğit Köker, İhsan Sabri Çağlayangil, Cumhuriyet Halk Partisinden Sırrı Atalay, Metin Tüzün, Celal Doğan, Deniz Baykal, Ferhat Aslantaş, Süleyman Genç, Yüksel Çakmur, Büyük Türkiye Parti’sinden Hüsamettin Cindoruk ve Mehmet Gölhan olmak üzere 16 eski siyasetçi 121 gün süreyle Çanakkale Lapseki ilçesindeki Zincirbozan askeri üssünde zorunlu ikamete tabi tutuldular. Asker denge gözetmesini düşündüğünden bazı eski CHP’liler de bu  gözaltı furyasından paylarını almışlardı.

Milli Güvenlik Konseyi’nin yeni kurulan partilerin kurucularını veto etmesi ve bazı partilerin ülke genelindeki gerekli teşkilatlanmayı seçim dönemine yetiştirememeleri nedeniyle 6 Kasım 1983 seçimlerine katılmasına izin verilmeyen Büyük Türkiye Partisi’nin devamı niteliğinde olup Demirel’in kurdurttuğu parti Doğru Yol Partisi( DYP), Sosyal Demokrasi Partisi (SDP) ve Refah Partisi’ne (RP) “Yasaklılar”, Milli Güvenlik Konseyi tarafından genel seçimlere katılmalarını uygun bulunan Emekli Orgeneral Turgut Sunalp’ın liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP),  Başbakanlık eski Müsteşarı Necdet Calp’ın liderliğindeki Halkçı Parti (HP) ve 24 Ocak Kararları’nı hzaırlayan Turgut Özal’ın liderliğindeki Anavatan Partisi’ne (ANAP) “icazetliler” veya “6 Kasım partileri” denilmiştir.

6 Kasım 1983 genel seçimine kapatılan eski siyasi partilerin hiç biri katılamamıştı. Yapılan genel seçimleri Anavatan Partisi kazandı. Halkçı Parti ikinci ve Milliyetçi Demokrasi Partisi de üçüncü  oldu. Seçimlerden sonra milletvekillerinin parti değiştirmeleri sonucunda DYP ve SDP de meclise girdi. Daha sonra alınan başarısız seçim sonuçları nedeniyle MDP kendisini feshetti. Halkçı Parti ise SDP ile birleşerek Sosyal Demokrat Halkçı Parti’yi kurdu.

Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin darbeden haberdar olduğu ve darbe gecesi Başkan Jimmy Carter’a “Bizim çocuklar işi bitirdi” anlamında bir mesajın Damdaki Kemancı oyununu izlerken iletildiğinin anlaşılması, 12 Eylül’de  ABD’nin rolü konusunu da tartışmalara açtı. İlk kez Mehmet Ali Birand’ın 12 Eylül 04.00  (1984) adlı kitabında ortaya atılan, 12 Eylül Darbesi sırasında dönemin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze’in askeri müdahaleyi haber alırken haberi ulaştıran diplomatın “your boys have done it- senin çocuklar işi bitirdi- anlamındaki konuşması 12 Eylül Darbesi içinde ABD’nin rolü konusunda tartışmalara neden olmuştur. Paul Henze, 2003 yılında Zaman gazetesi’ne verdiği demeçte sözlerinin Mehmet Ali Birand’ın uydurması olduğunu belirtmiş, ancak kısa bir süre sonra Birand, 1997 yılında Henze ile yaptığı görüşmenin sesli ve görüntülü kayıtlarını yayınlayarak Henze’i yalanlamıştır.

Darbe sonrası hazırlanan 1982 Anayasası’nda yer alan geçici 15. Madde ile 12 Eylül Askeri Darbesini gerçekleştiren Milli Güvenlik Konseyi ile bu konseyin yönetimi  döneminde kurulmuş hükümet ve Kurucu Meclis üyeleri hakkında dava açılması engellenmiştir.

12 Eylül  Faşist Askeri  Darbesi  yönetiminin hazırladığı yeni anayasa 7 Kasım 1982 yılında halk oylamasına sunuldu ve 91.3 oyla kabul edildi. Aynı oylamayla Milli Güvenlik Konseyi (MGK) ve Devlet Başkanı Kenan Evren de darbenin başı olarak cumhurbaşkanı seçildi. Yeni seçimlerin 6 Kasım 1983 yapılacağı açıklandı. 1983 yılı ortalarında siyasi faaliyetler de serbest bırakıldı. Ancak MGK işleri sıkı tutuyordu. Partiler kurulurken MGK’ya parti kurucularını veto etme yetkisi verildi.

6 Kasım 1983 günü yapılan  genel seçimlere sadece Turgut Özal’ın başında bulunduğu  Anavatan  Partisi (ANAP), Necdet Calp’in başında bulunduğu Halkçı Parti (HP) ve Turgut Sunalp’ın başında bulunduğu Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) katılabildi. Yapılan seçimlerin sonucunda ANAP  % 45 oy alarak tek başına iktidara geldi ve hükümeti kurdu. Çıkarılan milletvekilleri sayısı ise, ANAP: 212, HP:117 ve MDP de: 71 idi.

6 Eylül 1987 tarihinde yapılan refarandumda siyasi yasaklar kalktı. Demirel fırsatı yakalamıştı.Artık DYP’nin genel başkanıydı ve seçim meydanlarında demokrasinin en büyük savunucusu kesilmişti. AP’liler meydanlarda bağırıyorlardı: “Kurtar bizi baba!..”

Demirel’in ünlü bir sözü vardı. Bir iktidara geliyor, bir iktidardan giiyordu ve o bunun yorumunu şöyle yapıyordu:

“Gel diyorlar geliyoruz. Git diyorlar gidiyoruz.”  

29 Kasım 1987 genel seçimlerinde en fazla oyu  % 36 ile 292 milletvekili çıkaran Turgut Özal’ın başında olduğu Anavatan Partisi (ANAP) oy kaybetmiş olmasına rağmen yeniden tek başına iktidar geldi.  SHP  %24 ile 99 milletvekili, DYP  de  %19 oy alarak 59 milletvekili ile ancak üçüncü parti olmuştu.

Bülent Ecevit’in başında bulunduğu DSP % 8.5 oy almış ancak % 10’luk ülke barajını aşamayarak meclis dışında kalmıştı. Bu seçim sonucundan dolayı Ecevit bir süreliğine siyasetten çekilme kararı almıştı. MÇP ve Refah Partisi de barajı aşamayıp dışarda kalan partilerdi.

Bu kez halk Demirel’e “gelme, yeter artık” demişti. Ama Özal’dan sonra da ülkenin cumhurbaşkanı olmuştu.

9 Kasım 1989 yılında Kenan Evren’den boşalan cumhurbaşkanlığına SHP ve DYP’nin muhalefetine rağmen ANAP’ın başkanı Turgut Özal seçildi. 12 Aralık 1990’da SHP Genel Başkanı Erdal İnönü ile DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel ortak bir bildiri imzalayarak erken seçim istediler. Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle ANAP’ın içinde iktidar mücadelesi başladı. Mesut Yılmaz, parti başkanı Yıldırım Akbulut’u devirerek 15 Haziran 1991’de  ANAP genel başkanı seçildi. Ekim ayında da erken seçime gidilmesi kararı alınmıştı.

20 Ekim 1991  genel seçimlerini Demirel’in başında bulunduğu DYP kazanmıştı. DYP  178 milletvekili, ANAP 115 Milletvekili, SHP 88 milletvekili, RP 62 milletvekili, DSP 7 milletvekili çıkarmıştı. Hükümeti kurma görevini üstlenen Demirel, SHP ile koalisyon hükümeti kurmakta anlaşmıştı. Erdal İnönü de Başbakan Yardımcılığı görevini almıştı.

19 Haziran 1992’de  12 Eylül Askeri Darbesi’nin yasakladığı eski siyasi partilerin aynı adla tekrar açılması maddesi kaldırıldı. Bu karara en çok CHP tavanı memnun olmuştu. CHP’nin hayatta olan genel yönetim kurulu üyeleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeniden açılacağı bildirisini yayınlayarak tabanı hareketlendirdiler. 12 Eylül öncesi gençlik kolları bir araya geldi. 9 Eylül 1992’de yapılan kurultayda Deniz Baykal, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’ten sonra CHP’nin dördüncü genel başkanı olmuştu.

Yıl 1993,  Türkiye’de önemli ve acı yolu bir yıl olarak tarihe geçti. 24 Ocak 1993 günü Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu arabasına konan bir bombanın patlaması sonucu öldürüldü. 17 Nisan’da Cumhurbaşkanı Turgut Özal vefat etti. Cumhurbaşkanının kim olacağı merak edilirken DYP Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel Cumhurbaşkanlığına aday oldu ve 16 Mayıs’ta yapılan üçüncü tur oylamada koalisyon ortağı SHP’nin de desteğiyle 6 kere gidip 7 kere gelen Demirel Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı oldu. 3 Haziran’da  DYP Tansu Çiller’i genel başkan seçti. 25 Haziran’da  Tansu Çiller başbakanlığında yeni bir DYP-SHP hükümeti dönemi başlamış oldu.

2 Temmuz 1993’de  Türkiye sarsıldı. Pir Sultan Abdal’ın şehri Sivas’ta Pir Sultan Abdal Derneği  bir etkinlik düzenlemişti. Ve bu etkinlik şeriatçılar tarafından kana bulandı. Madımak Oteli’ini basan yobaz sürüleri oteli ateşe vererek 33 canı katlettiler.

Bu insanlık ayıbı yaşandığında 21. yüzyıla  yedi yıl kalmıştı.

Devam Edecek…

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir