Sal. Şub 3rd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

ALEVİ İNANCININ ÜTOPYASI VE HEDEFLEDİĞİ RIZA ŞEHRİ

-Haşim Kutlu-
Bir zamanlar genç bir gezgin dünyayı gezmeye çıktı.
Bir gün yolu bir şehre düştü. Bu şehir şimdiye dek gördüğü şehirlere benzemiyordu.
Sabah saatinde herkes işine gücüne gidiyor, sessizlik içinde yaşam sürüyordu. Şehrin alışılmamış bir düzeni vardı.
Gezgin şehrin bu düzenini görünce şaşakaldı. Öyle ki birisine yaklaşıp bir şey sormaya cesaret edemedi. Karnı acıkmıştı. Şehri gezerken bir fırın gördü. Ekmek almak için içeri girdi. Fırıncıya para uzatarak ekmek istedi. Ama fırıncı hayretle paraya baktı: “Bu ne bu? Biz bunu kaldırmak için yıllarca uğraştık, büyük mücadele verdik.
Anlaşılan sen Rıza Şehrinden değilsin,” dedi. Gezgin; “Evet bu şehirden değilim” diye cevap verdi. Fırıncı: “Halinden belli oluyor. Dur, öyleyse seni görevlilere teslim edeyim. Onlar seninle ilgilenirler. Bizim şehrimizde para pul geçmez” dedi.
Fırıncı genç gezgini görevlilere teslim etti. Görevliler önce kendi aralarında gezgini ne yapacaklarını tartıştılar. İçlerinden biri: “Meclise götürelim, orada karar verilsin” dedi. Öbürleri de bu görüşe katıldılar. Bunun üzerine tümü meclisin yolunu tuttu. Yol boyu gezgin düşünüyordu. İçinden “Paranın geçmediği bir şehir. Görevliler, meclis…” diyordu.
Neyse bir süre yürüdükten sonra divana vardılar. Ama gezgin bu kez de şaşakaldı. Çünkü divan denen bu meclis hiç de düşündüğü gibi büyük ve göz kamaştırıcı değildi. Düşündüğünün tam karşıtıydı. Bir sessiz köşede küçük bir yapı idi. Yerlere basit kilimler serilmişti olgun yaşlı, ağırbaşlı insanlar bağdaş kurmuş kentin sorunlarını görüşüyorlardı. Görevliler Meclisi selamladıktan sonra: “Bu gezgin şehrimize girmiş. Acıkmış, ekmek almak için bir fırına girmiş. Fırıncıya para vermeye kalkmış. Bunun üzerine fırıncı farkına varıp bize teslim etti. Ne yapalım?” diye sordular.
“Bunu neden buraya getirdiniz? Törelerimizi biliyorsunuz. O konakta bir odaya yerleştirin, aşevine götürün, gerekeni yapın” diye buyurdular. Bunun üzerine görevliler gezgin ile birlikte geri döndüler. Önce bir aşevine götürdüler. Karnını doyurdular. Sonra kentin konukları için yapılmış konağa götürdüler. Bir odaya yerleştirdiler: “Burada para pul geçmez. Burası Rıza şehridir. Rızalıkla her istediğini alır, her istediğini yaparsın” diye uyardılar.
Genç gezgin konağa yerleşti, gezip dolaştı. Rahatı yerindeydi. İstediğini alıp her istediği yerde yiyip içiyordu. Hiç kimse “Ne arıyorsun?” diye sormuyordu. Bir kaç gün sonra eşyalarını topladı. Şehirden ayrılıp yola koyulmak istedi. Ama görevlileri karşısında buldu.
Görevliler: “Gidemezsin!” dediler. “Bu şehir Rıza şehridir, adı üstünde. Sen buraya rızan ile geldin. Bizde sana yiyecek verdik, yatacak yer sağladık. Bu şehirde kaldığın sürece bizden razı kaldın mı?” Gezgin; “kuşkusuz razı kaldım, sağ olun!” diye karşılık verdi.
Görevliler: “Şimdi bizim de senden razı kalmamız gerek. Bu yiyip, içip yattığın günler için çalışmalısın.” Gezgin ; “O ki töreniz böyle çalışayım” diye kabul etti. Görevliler gence yapabileceği bir iş verdiler. Konakladığı odadan alıp sürekli kalabileceği daha uygun bir eve yerleştirdiler.
Artık gezgin de Rıza şehrinden bir adam olmuştu. Yavaş yavaş dost, arkadaş edinme çabasına girişti. Ama her kiminle konuşmaya başlasa ilk sorulan “sen Rıza Şehrinden misin?” oluyordu.
Bu Şehrin insanları kavga, çekememezlik, kendini beğenmişlik gibi tüm kötülüklerden arınmışlardı. Böylece gün geçti ay geçti. Gezgin şehri iyiden iyiye sever oldu.
Dünyayı gezme düşüncesinden vazgeçti. Bu şehirde kalmaya karar verdi. Ama hâlâ yalnızdı. Bir gün yakın bulduğu bir arkadaşına açıldı: “Sizin bu şehirde nasıl evlenilir, ne yapılır?” diye sordu.
Arkadaşı: “Şehrin ortasındaki bahçe var ya, işte orada her hafta sonu
tanışmak, dost edinmek isteyenler toplanır. Gençler gelirler. Herkes orada beğendiği anlaştığı biri ile evlenme yolunu arar. Orda tanışırlar. Anlaşırlarsa evlenirler” dedi.
Gezgin hafta sonu söylenilen bahçeye gitti. Kocaman bahçe tıklım tıklım doluydu. Türlü giysiler içinde genç kızlar kelebek gibi dolaşıyorlardı.
Genç kızlar, oğlanlar sohbet ediyorlardı. Birbirini beğenip anlaşanlar uzaklaşıyorlardı. Anlaşmayanlar ayrılıp başkasına yaklaşıyorlardı. Gezgin olup bitenleri bir süre hayranlıkla izledi. Sonra kendisini uygun gördüğü bir kıza yaklaştı. Ama o kızın ilk sorusu:
“Sen Rıza Şehrinden misin?”oldu.
Gezgin aylardan beri hep bu sözü duymaktan iyiden iyiye bıkmıştı. “Evet, Rıza Şehrinden değilim ne olacak?” diye karşılık verdi.
Genç kız : “Davranışlarından hemen belli oluyor. Ama alınma, zararı yok. O ki beni kendine eş seçmek istiyorsun, bu konuda bende sana yardımcı olurum, davranışlarını düzeltirsin” dedi.
Genç kız ile gezgin anlaşmaya niyet ettiler. İşten artan boş zamanlarında buluşup konuşuyorlardı. Gezgin bir keresinde kız ile buluşmaya giderken yolun kıyısında kocaman bir nar bahçesi gördü. Bahçenin ne duvarı, ne bekçisi ne koruyucusu vardı.
Hemen bahçeye daldı. Kimse görmeden bahçeden bir kaç nar kopardı. Yakalanırım korkusu ile acele davranıp ağacın birkaç dalını kırdı. Ama ne kimse geldi, ne de sordu.
Gezgin narları toplayıp kız ile buluşacakları yere gitti. Henüz kız gelmemişti. Narları bir tabağa koydu. Masanın üzerine yerleştirdi. Genç kızın gelmesini bekledi. Nitekim bir süre sonra kız geldi. Ne var ki narları görmesine karşın hiç ilgilenmedi. Oysa gezgin genç kızın narları görüp ilgilenmesini, sevinmesini bekliyordu. Kız her zamanki gibi yerine oturdu. O zaman gezgin dayanamadı. Kıza narları gösterdi. Genç kız “bunları nerden aldın?” diye sordu.
Gezgin narları nerden kopardığını söyledi. Bunun üzerine kız: “Beni düşündüğün için sağol. Ama o bahçenin yerini, varlığını ben de biliyorum. Canım isteseydi, gidip ben de alabilirdim. Şimdi benim canım istemiyor. Bu narlar burada boşuna çürüyecek. Başkalarının hakkını boşuna çürütmüş olacağız. Gelirken öğrendim. Narları koparırken bahçeye zarar vermeye bilirdin. Burada kimse senden bir şey kaçırmıyor ki… Bunca süredir Rıza şehrinde yaşıyorsun. Bu şehirde rızalıkla her şeyin serbest olduğunu bilmeliydin.
Şimdi anlıyorum, sen bu şehre layık değilsin.” Bunları söyledikten sonra genç kız gezgini bırakıp gitti.
Görevlilere söylemiş olacak ki, görevliler genç gezginin yaptıklarını divana bildirdiler. Divan gezginin durumunu tartıştı. Sonunda gezginin Rıza şehrine uyamayacağına karar verdi. Bunun üzerine görevliler Gezgini şehirden uzaklaştırdılar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir