AKP İKTİDARININ BUGÜNÜ
-Kemal Şahir Gürel-
Erdoğan, ‘kendi iktidarına ve varlığına etki etmemek kaydıyla’, daralttığı tüm siyasi, ekonomik ve bürokratik alanlardan çıkmak amacıyla bakım yapıyor.
Bu alanlar siyasi ve ekonomik açıdan birbirine son derece bağlı alanlardır.
Hikaye 2010’dan başlar:
Suriye savaşına NATO üyesi ve ABD müttefiki olarak dahil olan Erdoğan, hem ülkede iktidarını sağlamlaştırmak ve hem de ardından Osmanlı dönemindeki gibi sömürgeler elde edebilmek amacıyla Suriye savaşına özel bir önem verdi. Böylelikle;
1. O zamanlar henüz cumhurbaşkanı değilken, Suriye savaşında edineceği rolün, Türkiye içerinde milli duygulara dönüşeceğini ve bunun ileride ‘devlet katında’ kendi gücünü ve kadrolaşmasını sağlamlaştıracağını hesapladı.
2. ABD’nin Suriye savaşında ithal isyancıları Türkiye üzerinden geçirme isteğine iştahla evet diyerek ABD hükumetinin siyasi ve fiziki desteğini arkasına alarak iktidarını engelsiz büyütmenin yolunu kolaylaştırdı.
3. İslam ülkesi avantajını kullanarak Isid ve El Kaide kadrolarına önce sınır geçişlerinde yol verip yardımcı oldu, sonra da bu gruplardan hükmedebildiklerini yönetti.
Burada iki amaç vardı: ilki Ortadoğu’daki tüm Sünnilerin öncüsü olma, yani halifelik elde etme isteği idi. Diğeri de 40 yıldır Türkiye ordusunun başedemediği Kürtleri, kontrol ettiği bu ‘islam ordularına’ kırdırabilmekti. Böylelikle Suriye’de özerk veya bağımsız bir Kürt devletinin oluşumunu önlemek istiyordu. Bu ‘ayak bağından’ kurtulduktan sonra da Ortadoğu, Kafkas, Ege, Kıbrıs ve Afrika’da yayılmak ve ‘fetih’ (işgal) kolaydı. Gerisi çorap söküğü gibi gelirdi.
Suriye ile paralel olarak Libya ve Ermenistan’ın işgali, Kıbrıs’a hükmetme isteği ve Yunan Adalarını tekrar ele geçirme isteğini gizlemedi.
Ülkede hukuk, eğitim ve altyapısı düzgün bir sanayi kurulmasa da olurdu. Merkez bankasındaki varlıklara varıncaya kadar son kuruşa kadar savaşa yatırırken, doğallığında kendi ailesi, akrabaları ve yandaşlara kadar herkesi zenginleştiriyordu. Nasılsa Suriye’de Kürtleri engelleyip toprak alacaktı. (ki Afrin şehri, gösterdikleri yardımdan dolayı bir mükafat olarak savaştaki müttefiklerine ABD tarafından hediye edildi.), Devamında en azından Musul petrolleri, olabiliyorsa da Irak’ın içlerine kadar kendi topraklarına katacaktı. Elde ettiği her yerden ganimet fışkıracaktı.
Türkiye’de ekonomiyi iyi tutmaya gerek mi vardı? Nasılsa işgal ettiği topraklardan elde ettikleriyle yakında çok zengin bir ülke haline dönüşeceklerdi.
Ama öyle olmadı.
Emperyalizm çağında ABD ve diğer NATO üyeleri, zaten kendi etki alanlarını büyütmek istedikleri coğrafyalarda Türkiye’nin öyle özgürce ve tek başına at koşturmasına izin veremezlerdi.
Bu nedenle Türkiye Libya, Azerbaycan üzerinden Ermenistan ve Yunan adaları ile Kıbrıs konusunda geri çekilmek zorunda kaldı.
Akp iktidarı lehine bir durum devşirmek amacıyla, Nato ülkelerini kızdırma pahasına Rusya ile dost oldu. Kırmızı noktaları uyarmamak kaydıyla nalıncı keseri gibi işine yarayan her durumu kendi çıkarına yarayacak şekilde yontmaya koyuldu.
Türkiye’nin elinde kala kala sadece bir-iki Suriye şehri kalmıştı artık. Bütün bunlar olurken Ortadoğu’da kartlar yeniden karılıyordu. Çin-Rusya oyun koluruculuğunda ve Sudi Arabistan öncülüğünde ABD’nin iradesini zedelenmekten çekinmeyen bir cüretle Arap ülkeleri toplanıyor, Suriye de toplantılara dahil edilerek iktidarı ‘tanınmış’ hale getiriliyordu.
Akp bu işlerle uğraşırken Türkiye’de devleti ekonomik, hukuk, eğitim, bilim ve devlet kurumları alanlarında çökertmeye devam ediyordu. Turkiye artık ayakta kalabilecek bir devlet olma özelliklerini yitirmeye doğru gidiyordu.
Öyle ki, uluslararası yapıcı ilişkilerin ülke içinde ekonomide getiriye dönüştüğü bir dünyada, Türkiye tüm diplomatik ve yatırım ilişkilerini sıfırladı. Yabancılar Türkiye’den çekildi, yerli üreticiler ise iflas etti. Onbinlerce firma kapandı. İşsizlik sıradanlaştı. En yetkin bilim adamları, doktorlar ve hatta üniversite mezunları bile çareyi ülkeyi terketmekte buldu.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri, bu çöküşün tam dibe vurduğu ama her ne pahasına olursa olsun iktidarın Akp’de kalmasının sağlanmasıyla sonlanan bir süreci izledi.
Erdoğan kararlılığı, ataklığı ve kontrolü ile devlette kalmak isteği konusunda son kez büyük bir irade gösterdi ve normalde demokratik bir ülkede yaşansaydı % 60 oy alabilecek olan Kılıçdaroğlu’nu karalama kampanyası ve hileyle dışarıda bıraktı. Elbette bu irade öncelikle devlet içindeki güçlerin ikna edilmiş olması nedeniyle başarıya ulaşmıştı.
İşte bugün ‘restorasyon’ sürecine girmiş olan Akp’nin amacı devleti yenilemek değil, tamamen çökme haline gelmiş ‘temellerin’ altına yenilenmiş takozlar yerleştirme sürecidir.
En önemli sorun olan ‘Ekonomi’ye gelince; yeni maliye bakanı ve merkez bankası başkanı sorunları temelden çözemeyeceği gibi, yoksul emekçi halka ellerinden gelse bile yardımcı olmayacak bir iktidarın iki kuklasıdır.
Kısacası Erdoğan, ‘kendi iktidarına ve varlığına etki etmemek kaydıyla’, daralttığı tüm siyasi, ekonomik ve bürokratik alanlardan çıkmak amacıyla bakım yapıyor.
Ancak iktidar yoluna içeride ancak baskıyla devam edebilir. Yoksa uzun yaşayabilecek bir iktidar değildir.
Diğer yandan sırf Suriye’de paralı bir orduyu besleyebilmek için ülkenin hazinesini meteliksiz bırakmaya razı bir iktidar için Suriye eninde sonunda bir çöküş olacaktır.
Kemal Şahir Gürel

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler