Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Anlatacaklarım “YOL’UN TALİPLERİ’ne, sözümse “HIZIR PAŞALARA’dır!..“

– Vedat Kara –
Yol”un diliyle “Ali” olmak…
Bugünlerde herkes Alevilerin üzerine ne tür oyunlar oynandığını anlatıyor! Biz bunu yıllarca anlattık. Görmediniz, duymadınız!

Aleviliği bize tarif edenlerin, o tarifi bize ettirenlerin ne niyetle bunu yaptıklarını teşhir etmekten; diyanetin, TİKA’nın, cemaatlerin, hükümetlerin “hınzır” işbirlikçilerinden usandık! Lakin onlar sürekli “mervan” oyunlarından usanmadı! Hepiniz oradaydınız ve seyrettiniz! Bu yüzden ben bu yazıda Alevilere kör, Alevilere sağır olanlara yeni bir şey anlatmak istemiyorum! Anlatacaklarım “Yol’un talipleri”ne; Sözümse; “Hızır paşalara”dır!..

***

Bilirsiniz; “Bıldır yediğin hurmalar…” diye bir söz var! Bu işbirlikçilerinin yedikleri hurmalarda gün gün ortaya çıkıyor… Bugün birilerinin itiraflarına bakıp sanmayın ki son oyun oynandı; son iş birlikçi öldü!.. Biz biliyoruz ki, yenileri de yolda.

***

Gönüllere hoş gelecek sözler edebilirim, lakin kimse kusura bakmasın! İşbirlikçilere, Alevi asimilasyoncularına dikenleri alınmış sözcükler seçemeyeceğim!

***

Alevi mücadelesinde ömür tüketenler var. Nerede olursa olsun; hatta hangi siyasal düşüncede olursa olsun; kendi gibi düşünsün veya düşünmesin, bir Alevi ayrımcılığa uğradığında ilk onlar fırlıyor. Mitinglerde, eylemlerde, ilk onlar var. Polis saldırılarına direnen; gaz yiyen, cop yiyen onlar. Kendilerinin, çocuklarının ekmek parasına ayırmadıkları parayı; Alevilerin hak ve adalet arayışları için yaptıkları eylemlere destek olmak için harcayan onlar… Onlar yüzlerce, binlerce, on binlerce…

***

Bir de ‘buralarda’ hiç/asla görünmeyenler var. Bir Alevi ile hiçbir ‘acı’da buluşmamış! Yan yana gelmemiş! Üstüne üstlük de polis sofrasına, devletin sofrasına, başbakanın, cumhurbaşkanının sofralarına oturmuş!.. Alevileri asimile etmek isteyen hükümetlere, diyanete projeler hazırlamış! Sonra nasıl bir ego ise; kendince Aleviliği temsil ettiğini, Aleviliği en iyi kendisinin bildiğini, Alevilik için o sofraya oturduğunu iddia edip, o sofralardan ‘yal’lananlar var!

Onlar azlar… Ama en çok onların sesi çıkar!

***

Ne tuhaftır ki, bu ‘yal’cılar; tehlike ortadan kalktığında fırlayıp; aniden “en Alevi” olurlar! Güya onlar inançlı Alevilermiş(!) diğerleri de Aleviliğe zarar veriyormuş(!) edası ile buldukları her meydanda ‘coşa’ gelirler!

Ve bu saray sofralarının Alevileri, dönüp yüzsüzce mücadelenin her yerinde olanlara, “siz kimsiniz?” diye sorabilirler! Biz sizi hiç tanımıyoruz diye utanmazca laf edebilirler!

***

Onlara çok bilinen bir eda ile seslenelim: Nasıl tanıyacaksın! Seni hiç meydanda görmemişiz ki! Kurban yemek dışında bir yerde yer alıp, tırnağına taş değmemiş ki! ! Bizi nereden göreceksin! Hangi mücadeleden tanıyacaksın?

***

Sen devlet saraylarına, diktatörlerin uçakları ile gitmişsin! Polis, vali araçlarına binmişsin! Ve o sırada; direnenler, Ali İsmail’miş, Abdullah Cömert’miş, Ethem Sarısülük’müş, Berkin Elvan’mış…

Ya Sen? Sen katillerle, milletin rızkı ile alınmış kadehlerden “su” yudumlarken! Üstelik o “su”ya hasret Kerbela masumları Fırat’ın öte yakasında ölüyorken… İnsanlar Alevi olduğu için ayrımcılığa uğruyorken; işinden oluyorken; sen Alevilere hakaret eden Diyanetle işbirliği yapmışsın! Üstelik utanmazca; bunlara karşı çıkanlara, yezitlerin dili ile “dinsiz/Ali’siz” demişsin!

Hadi oradan! Sizi Aleviliğin/Alevilerin asalakları!

***

Bugün Aleviler hala kimlik mücadelesi yapmak zorundalarsa, sizin gibi Aleviliğe ihanet edenler yüzündendir.

Şimdi yüzsüzce, yaptıklarınız ortada iken, utanmadan “siz Aleviliğe zarar veriyorsunuz” diyebiliyorsunuz!

***

Kalender Çelebi baş verirken, Şahını para ile satanların; Seyit Rıza’yı terk edenlerin yolundan gidenler, kendi kıçlarının korkusuna Aleviliği “şuraya” “buraya” sokanlar/yamayanlar; dönüp bize Alevilik naraları atıyor.

Korkak, işbirlikçi Hınzır paşalar!..

Utanın diyeceğim, ama utanmazsınız biliyorum!

***

Şunu bilin ki; o yezit sizi tekmelediğinde yine size el uzatan, bu mücadeleye ömür veren o saldırdığın insanlar olacak! Üstelik senin için değil! Bu “yol”dan öğrendikleri, “haksızlığa uğrayanların yanında olmanın” “tevella”; “zalimlere karşı olmanın da” “teberra” olduğunu bildikleri için.

***

Ama siz yine de anlamayacaksınız hiçbir zaman! Alevilik; Yezitlerin diliyle “Ali”yi sevmek değil; “Yol”un diliyle “Ali” olmaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir