Çar. Şub 4th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Tarihsel Hafıza, Direniş ve Meşruiyet: Seyit Rıza ve Abdullah Öcalan Üzerinden Kısa Bir Karşılaştırma.

⌉Kemal Karabulut⌉
İdamına götürülürken oğluna hitaben söylediği:
“Bizim alnımızda kara leke yok. Başını dik tut, cigaram. Varsın Buğday Meydanı bugün bize Kerbela olsun!” sözleriyle Seyit Rıza, yalnızca bireysel bir onur beyanında bulunmamış; aynı zamanda Kırmancıya Belêke’nin tarihsel direniş hafızasında derin izler bırakan bir duruşun temsilcisi olmuştur.
Seyit Rıza’nın bu kararlı ve vakur tavrı, toplumsal hafızada adalet, direnç ve erdemle özdeşleşmiştir. Onun şahsında somutlaşan tarihsel durus, Dersim’in kolektif kimliğinde merkezi bir yer edinmiştir. Bu nedenle, Seyit Rıza’nın sembolik değerini küçümsemeye veya itibarsızlaştırmaya yönelik her tür girişim, ne tarihsel gerçeklikler ne de toplumsal vicdan nezdinde meşruiyet taşıyabilir.
Bununla birlikte, bu tarihsel mirası sorgulayan ya da dolaylı olarak zedeleyen söylemler, 1938 sonrasından günümüze dek çeşitli biçimlerde sürmüştür. Bu söylemler zincirine Abdullah Öcalan da dâhil olmuştur. Geçmişte yaptığı açıklamalar, özellikle “Beni kullanın, her türlü hizmete hazırım” şeklindeki ifadeleriyle uyumlu biçimde, Dersim gerçekliğini ve Seyit Rıza’yı eleştirmektedir.
Öcalan’ın Dersimliler hakkında dile getirdiği değerlendirmeler, tarihsel ve ahlaki açıdan sorgulanmaya açıktır. Ayrıca, artık tarihsel ve akademik çalışmalarda geçerliliğini yitirmiş olan “Dersim isyanı” veya “Dersim ayaklanması” gibi kavramları kullanmaya devam etmesi, onun resmi devlet söylemiyle kurduğu ideolojik yakınlığın ve devletle kurumsal düzeydeki bütünleşmesinin açık bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir..
Bu bağlamda, Seyit Rıza ile Abdullah Öcalan’ın tarihsel pozisyonları; direniş ve uzlaşma, halk temsiliyeti ve devletle entegrasyon eksenlerinde karşılaştırıldığında, oldukça farklı siyasal ve etik zeminlerde konumlandıkları görülmektedir. Bu tür karşılaştırmalar yalnızca bireysel tutumlara değil, aynı zamanda Türkiye’deki çelişkili hafıza alanlarına da ışık tutma potansiyeli taşımaktadır.
Bir yanda, celladının karşısında dahi başı dik yürüyen bir halk önderi;
Diğer yanda, celladın gölgesinde kendine bir yer arama gayretleri…
Tarih bu iki tavrı eşitlemez. Halkın vicdanı da.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir