Bugün 2 Temmuz
33 yazar, şair, gazeteci, öğrenci, enternasyonal, emekçi, anne, baba, kardeş, oğul, kız… Güzel bir yaz günü, güzel bir şehir, güzel bir şenlik… Pir Sultan Abdal’ın diyarında, Ulu Ozan’ı anmaktan daha doğal ne olabilir ki? Hızır Paşa’nın ihanetini gören bu şehir, Hızır Paşa Pir Sultan’ı darağacına yollarken, onun dilinde “Şah”, aklında kendisini yanıltmayan o önsezi, yüreğinde ise kadim bir inanç vardı.
Sivas’tayız. Pir Sultan’ın öğretilerini yüreğinde taşıyanlar, paylaşmak için oradaydılar.
Bence filozof olan biri şöyle demişti:
“Bu topraklar bize de kimlik verdi. Bu toprakların dervişiyiz aslında. Bir yere gitmesek iyiydi. Dolaşırdık toprağımızda, kimseye zararımız olmazdı. Bir ekmek aldığımız bir kapıda hakikati tartışır, bilgi verirdik. Onlardan da gerçeklikleri alırdık. Birbirimize öğretirdik.”
İşte o şenlikte toplananlar da derviş misali, kendilerini bu topraklara ait hisseden, bir lokma karşılığında hakikati alıp halka ulaştırmak isteyen yüreklerdi. Bundan ne kötülük doğabilirdi? Korkulacak ne vardı?
Aşıklar, tezeneleriyle bu toprağın maneviyatını bize aktarmak için geldiler.
Nesimi Çimen “Açılın kapılar” diyerek Hakk’a varmak isterdi.
Muhlis Akarsu “Beni hor görme gardaşım” diyerek gönül incitmemeyi öğütlerdi.
Metin Altıok’un dizelerinde ise o eşsiz öngörü yankılanıyordu:
“Gördüm yaşarken vadesiz ölümümü
Ördüm de ilmek ilmek
Sırtıma giyemedim ömrümü.”
Aklı, ölçüyü, gerçeği bilenlere “Az şey mi bu?” diyen Asım Bezirci…
Hasret Gültekin’in sazından dökülen sözlerde ise küllerinden doğma iradesi vardı:
“Ekilir ekin geliriz
Ezilir un geliriz
Bir gider bin geliriz
Beni vurmak kurtuluş mu?”
İnce Memed’in bir sorusunu Pir şöyle cevaplar:
“İnsan olmak çok zor evlat.”
Ne yazık ki kendine “insanım” diyen ama içi boş, duygusuz, vahşi bir zihniyet, o gün 33 canı ateşe verip cayır cayır yaktı. Kerbela’da susuzluktan kavrulan canları izleyen Yezid soyu, Sivas’ta da 33 canın alevlerinde gözünü doyurdu.
Yer gök utandı tanıklık ettiği bu katliama. 2 Temmuz, takvimde mahcup bir utanç günü olarak yerini aldı.
Bu vahşi zihniyetin katliamları ne ilkti ne de son. Hallac-ı Mansur’u, Pir Sultan Abdal’ı, Pir Seyit Rıza’yı rehber edinen bu canların ölümden yeniden doğduğu gündür ayrıca 2 Temmuz.
O alevlerde kavrulan canların külleri, yeniden yeniden doğacak.
Beni vurmak kurtuluş mu?

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler