Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Hilal Nesin: Bir Şeyi de Fırsata Çevirmesek Olmaz mı?

Günlerdir DEM Parti’yi bir fotoğraf üzerinden eleştiriyoruz. Yanlış mı bulduk? Evet. Söyledik mi? Evet. Kınadık mı? Evet. Peki, bu eleştiriler onlara ulaştı mı? Evet. Eee, o zaman bir fotoğrafı bahane edip Kürtlere yüklenmek, linç etmek, Kürt mücadelesine bugüne kadar emek vermiş gibi görünüp iki fotoğrafla, önceden söylenmiş iki cümleyle kendini Kürt dostu ilan edip içindeki ırkçılığı gizliden gizliye kusmak nedir?
Ayrıca, biz kimiz ki Kürt mücadelesine katkı sunduğumuzu iddia ediyoruz? İki yazı paylaşıp, birkaç kınama yapıp, iki eylemde boy gösterince, ömrünü, canını, yakınlarını Kürt ulusal mücadelesine adamış insanlarla kendimizi nasıl aynı kefeye koyuyoruz?
Yapmayın! Eleştiriyi fırsata çevirmeyin. Barış yolunda ilerlemek için atılacak her adımı dört gözle bekleyen insanlar olduğunu unutmayalım. “Ben Kürtleri seviyorum, ama…” diye başlayıp bir partiye veya Kürt halkına yüklenmek, klavye kabadayılığından başka bir şey değil. Hadi, bakalım, “Kürt halkı için ne yaptın?” diye sorsalar, ne diyeceğiz? Sıcacık evimizde kahvemizi yudumlarken yazdığımız iki süslü yazıyı, katıldığımız üç eylemi mi sayacağız? Üstelik, iki yazıyı, üç eylemi, yeri geldiğinde başlarına kakmak için mi yaptık ki en ufak fırsatta Kürtlerin başına kakıp ahkam kesiyoruz? Size göre Kürt halkını görmek onlara yapılmış iyilik, bana göre ise olması gereken bir durum.
Hapse mi düştük? İşkence mi gördük? Sürgünlerde mi öldük? Ailemizden birilerini bu yolda mı kaybettik? Bedel ödemiş gibi görünüp Kürt halkına akıl vermek, ahkâm kesmek ne haddimize? Yine haddimizi aştık. Ceza almayacağımız, devletle aramızı bozmayacağımız, büyük tepkiler çekmeyecek birkaç dikkatli, süslü püslü yazı yazınca kendimizi Kürtlerin akıl hocası mı ilan ettik? Üst perdeden, hakarete varan eleştiriler yazıyoruz. Kendimize bu hakkı görmek zeka belirtisi değil, bilmişlik değil, düpedüz pişkinlik.
Ayıp ediyoruz ki ne ayıp! Ömrünü, canını bu yola koymuş insanlardan utanalım. DEM’e yakıştırmadık deyip fikrimizi söylerken, içimizdeki ırkçı yanı bastıramayıp her cümlenin başına “Ben Kürtleri seviyorum” diyerek ırkçı yanımızı görünmez yapmaya çalışmak ise işin trajikomik yanı.
Öyle ki bir Kürt, “Ben Türkleri seviyorum” dese, “Ama bizde sevilmeyecek halk değiliz?” kıvamında yazılarla kendimizi üst makama yerleştirdik. Alttan alta egomuzu okşuyoruz/okşatıyoruz.
Barış için bir adım atıldı, ama barışın “B”si henüz gelmedi. DEM de bunu biliyor, aklı başında tüm Kürtler de Türkler de bunu biliyor. “Kürtleri kandırıyorlar” diye cümleye girmek, ayrıca Kürt halkına saygısızlık. Kürt halkı aptal değil, her şeyin farkında. Sen kimsin ki bir halkın kandırıldığına karar veriyorsun? Kendini nereye koydun? Sen üstün ırk, zeki, kandırılmazsın Kürt halkı kandırılır öyle mi? Hadi oradan, sosyal medya şovmenleri sizi!
Şunu da ekleyelim: Demirtaş olsa, o da aynı durumda olmak zorunda kalırdı. Hatırlarsanız, 2014’te barış dillendirilmişti ve Demirtaş, TBMM’de Erdoğan’ı ayakta alkışlamıştı. Çünkü mesele bir kişinin mimikleri, vücut dili değil.
Bir de şuradan bakalım: Barış sadece Kürtlerin mi işine yarayacak? Bu ne havalar! Bu ne kendini üstün tarafın elemanı sayıp yüksek perdeden atıp tutmalar? Şunu bir kenara not edelim: Kürt sorunu diye bir şey yok. Bir sorun varsa, o, o ülkede yaşayan tüm halkların sorunudur. Çünkü baskın dil, baskın kimlik ve tekelleşmiş zihniyet, her zaman sorun çıkaran taraftır. Bu sorundan kimler besleniyorsa, çözümü getirecek anahtar da onlardadır. Empati yapmadan duruma dahil olmamak lazım.
Sorunu çıkaran taraf sorunludur; karşı taraf, barış için didinen taraftır. O halde “ama” diye cümleye başlayacak olanlar Kürtler olmalı: “Ama biz her zaman barış için ödün verdik.”
“Ama biz, barış gelsin diye size güler yüzle yaklaştık.”
“Ama biz, halkın tepki vereceğini bile bile hep ilk adımı atan taraf olduk.” “Ama”ları çoğaltmak Kürt halkının hakkı. Sabırla barışın gelmesini beklemeye devam.
Ama-sız.
⌈Hilal Nesin⌉

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir