Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Erdoğan ve Tekrar Seçilme Hesabı

⌈Aziz Tunç⌉

Barış ve demokratik toplum süreciyle birlikte Erdoğan’ın tekrar seçilip seçilmeyeceği konusu en çok tartışılan başlıklardan biri haline geldi.
Erdoğan’ın iktidarı bırakmak istemediği ve bu iktidarı kaybetmemek için her yola başvuracağı açıktır. Bunun için “sözde” demokrasi ve hukukla yönetilen bir devlette, hükümete hâkim olan egemen kliklerin belirlenmesini sağlayan seçimleri kazanmak gerekmektedir.

Dolayısıyla seçimler, önem kazanmaktadır. Tabii sadece egemenler için değil, ezilenler açısından da seçimler, demokratik kazanımların ve duyarlılığın gelişebildiği toplumsal-siyasal pratikler olarak ciddiye alınmaktadır.

Kürtlerle “Anlaşma” İddiası

Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesiyle ilgili olarak çeşitli çevreler tarafından gündeme getirilen bir iddia tartışılmaktadır.
İddiaya göre Erdoğan, Kürtlerle demokrasi karşıtı bir zeminde anlaşmış; Kürtlere bazı haklar verilecek, karşılığında Kürtlerin oylarıyla Erdoğan bir kez daha cumhurbaşkanı olacaktır. Erdoğan’ın Bahçeli üzerinden barış ve demokratik toplum projesini bu amaçla gündeme getirdiği öne sürülmektedir.

Öncelikle belirtilmelidir ki bu iddia apolitik bir iddiadır.
Kürtler, elbette barış ve demokratik toplum süreci kapsamında devletle bir anlaşma yapmak istiyorlar. Bunun gizli bir yönü yok.
Ancak Kürtlerin bunca yıldır uğruna mücadele ettikleri ulusal ve demokratik talepleri vardır. Bu talepler gerçekleşmeden veya bu yönde ciddi adımlar atılmadan Kürtler herhangi bir anlaşma yapmazlar, yapamazlar.

Yani iddia edildiği gibi Kürtler anti-demokratik bir zeminde bir anlaşma yapmış değiller; demokratik bir barış için mücadele etmektedirler.

Kürtlerin Politik Dönüşümü

Kürtler bugün çok değiştiler.
Dünün örgütsüz, dağınık ve apolitik halkı yok artık. Politik düzeyi gelişmiş, örgütlü, sayıları 40–60 milyon arasında ifade edilen bir halktan söz ediyoruz.
O nedenle bu iddianın sahipleri ya Kürtlerin yaşadığı bu değişimi anlamıyorlar ya da bu değişimin görünmesini istemiyorlar.

Erdoğan’ın Seçim Planı Ve Gerçeklik

Erdoğan’ın seçilmek için DEM Parti ve Kürtlerle anlaştığı iddiası da bu çerçevede tartışılıyor.
Ne de olsa Türkiye’de hükümetler sözde seçimlerle belirlenmektedir. Erdoğan da seçimle gelmiş ve geldiği günden beri seçimler yapılmıştır.
Dolayısıyla Erdoğan’ın bir kez daha cumhurbaşkanı olabilmesi için seçimleri kazanması gerekmektedir.

Fakat mevcut siyasal atmosferde Erdoğan gerekli oyu alamayacak ve seçilmeyecektir.
Tam bu noktada Kürtlerin oyları gündeme gelmekte ve belirtilen iddialar ortalığı kaplamaktadır.
Yüzeysel bakıldığında bu iddia doğruymuş gibi görünebilir. Ancak “kazın ayağı öyle değil.”

Evet, Erdoğan’ın DEM Parti’nin ve Kürtlerin oylarına ihtiyacı olabilir.
Ama Erdoğan’ın seçilmek için tek ya da yegâne seçeneği DEM Parti’nin desteği değildir.
Erdoğan’ın bütün geleceğini, kontrol edilmesi mümkün olmayan bir halkın muhtemel desteğine bağladığını düşünmek fazla safiyane olur.

Devletin Yapılanması ve Tek Adam Rejimi

Bugün Erdoğan’ın “tek ve mutlak muktedir” olmasını sağlayan şey devletin sistemsel yapılanmasıdır.
Erdoğan’ın “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak adlandırdığı yapı, onun sağ kaldığı ve istediği sürece her “sözde seçim”i kazanarak iktidarda kalacağı biçimde oluşturulmuştur.

Devletin ordu, polis, MGK, parlamento, hükümet, medya, yargı ve tüm güç odaklarının Erdoğan’ın kontrolünde olduğu bir sistemde, bu gücü kaybetmesi mümkün değildir.
Bu gerçeğe rağmen Erdoğan’ın iktidarını Kürtlerle ilişkilendirerek açıklamak, ya politikayı bilmemektir ya da kendi yetersizliğine bahane aramaktır.

Devletin bu şekilde yapılandırılmasının tek nedeni Erdoğan’ın iktidarda kalmasını sağlamaktır.
Üstelik bu tek adam rejimini engelleyecek hiçbir mekanizma bulunmamaktadır.
Bu nedenle Erdoğan, elindeki imkânlarla hile yaparak, kuralları değiştirerek ya da yasaları devre dışı bırakarak iktidarını koruyacaktır.

Seçim Hilesi, Baskı ve Paramiliter Güçler

Erdoğan devlet mekanizmasını ve imkânlarını kullanarak rakiplerini etkisizleştirebilir; seçmenlerin oy kullanmasını zorlaştırabilir; oy sayımında hile yapabilir.
Bununla birlikte fiziki baskı araçlarını devreye sokacaktır.
Devletin polisi ve askerinin yanında, elinin altındaki paramiliter SADAT güçleriyle hem devleti elinde tutacak hem de oluşabilecek tehlikeleri bertaraf edecektir.

Bu uygulamalar Erdoğan’ın dünya görüşünden ve geleceğe bakışından kaynaklanmaktadır.
Henüz devleti tam ele geçiremediği dönemlerde bile hileyle seçimleri gasp etmiştir.
Esasında Erdoğan 2015’ten beri girdiği tüm seçimleri kaybetmiş, halkın iradesine el koymuş ve seçimleri gasp etmiştir.

Erdoğan Neden Kaybedeceği Bir Seçimi Yapsın

Bu gerçekler ortadayken Erdoğan neden kaybedeceği bir seçimi yapsın?
Veya Kürtlere muhtaç olacağı, dahası Kürtlerin haklarını tanımak zorunda kalacağı bir seçimi neden gerçekleştirsin?

Mevcut koşullarda Erdoğan, ya her türlü hileyle seçimleri gasp edecek ya da herhangi bir gerekçeyle seçimleri erteleyecektir.
Daha sonrası, duruma göre ama her hâlükârda Erdoğan’ın iktidarını sürdürmesine uygun biçimde şekillendirilecektir.

Erdoğan’ın iktidarını sürdürmek için temel aldığı siyasal çizgi, Kürtlerin desteği değil, devletin olanaklarını kullanarak potansiyel rakiplerini devre dışı bırakmaktır.
Bugün CHP’ye yönelik saldırıların bu amaca hizmet ettiği açıktır.

CHP Ve Muhalefete Yönelik Saldırılar

Erdoğan, gelecekteki seçimleri gasp edebilmek için CHP’ye yönelik saldırıları yaygınlaştıracak, derinleştirecek; partiyi kapatmak, genel başkanını ve yöneticilerini tutuklamak dahil her yolu deneyecektir.
Aynı şekilde diğer demokrasi güçlerine yönelik baskılar da sürecektir.
Bu saldırılar DEM Parti’ye de yönelecektir çünkü DEM Parti, demokrasi güçleriyle CHP arasında kurulacak bir birlikteliğin ana halkasıdır.
Böyle bir birlik Erdoğan’ın kaybetmesini sağlayabilecek tek toplumsal-siyasal güçtür.

CHP’nin Tutumu ve Mücadele Perspektifi

CHP, yapılan saldırılara karşı önemli bir tutum almıştır.
Ancak sorunu “itirazcı” yöntemlerle çözebileceğini düşünmektedir.
Gerçeklere gözünü kapatan bu yaklaşım, Erdoğan’ın devlet gücüne dayanan iktidarının sonunu yakınlaştırmamaktadır.

Bu anlatılanlar umutsuzluk gerekçesi değil, daha güçlü, örgütlü ve kararlı bir mücadelenin gerekçesidir.
Çünkü her şeye rağmen bugün kazanmaya daha yakınız.

İki Temel Görev

Erdoğan’ın zorba iktidarını değiştirmek için iki temel görev yerine getirilmelidir:

CHP, barış ve demokratik toplum sürecini daha güçlü biçimde sahiplenmeli; Kürt halkı, Alevi toplumu ve tüm ezilenlerle kalıcı bir demokratik birliktelik oluşturmalıdır.
Kürtlerin ve Alevilerin bütün talepleri demokratik taleplerdir ve bunlar, demokrasiden yana olan herkesin tereddütsüz sahiplenmesi gereken haklardır: umut hakkı, tecritin kaldırılması, yerel özerklik, kayyumların kaldırılması, anadilde eğitim, politik tutsakların serbest bırakılması, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık hakkı.

CHP, zaman zaman sözünü ettiği “sivil itaatsizlik” eylemlerine yönelmelidir.
Erdoğan’ın iktidarına son verecek olan yegâne demokratik ve meşru mücadele yöntemi sivil itaatsizliktir.
CHP, DEM Parti, sosyalist-devrimci demokrat kurumlar, işçi sendikaları, kadın ve gençlik örgütleriyle barış ve demokratik toplum programı etrafında ortak mücadele geliştirmelidir.

Sonuç: Çare Ortak Mücadelede

Böyle bir eylem çizgisi ve perspektif, tüm muhalefeti birleştirecek, topluma güven verecek, örgütlü bir ittifakın temelini oluşturacaktır.
Erdoğan’ın tek adam rejimi, bu ittifakla, uzun soluklu sivil itaatsizlik eylemleriyle ve barış-demokrasi programıyla yıkılacaktır.

Dolayısıyla, barış ve demokratik toplum programı etrafında hızlı, kararlı ve kitlesel bir çalışmanın başlatılması, sivil itaatsizlik eylemlerinin yaygınlaştırılması acil bir görevdir.
Tek çare budur ve bu yol, bugün her zamankinden daha mümkündür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir