Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Ahmet Kaya’nın Ardından 25 Yıl: “Sokakta, Televizyonda, Radyoda Duyulmayan Günün Olmadığı Bir Ses”

⌈Haber Merkezi⌉ Özgün müziğin en etkili isimlerinden, sesi ve şarkılarıyla milyonların kalbinde yer etmiş Kürt sanatçı Ahmet Kaya, hayata veda edişinin 25’inci yılında Türkiye’nin kolektif hafızasında yeniden anılıyor. Kaya’nın müzikal yolculuğu, 6 yaşında babasının hediye ettiği bağlamayla başlayan bir serüvenden, Kürtçe şarkı söyleme talebi nedeniyle sürgüne uzanan çetin bir mücadeleye dönüştü. Bugün hâlâ dillerden düşmeyen şarkılarıyla anılan Kaya, yalnızca bir sanatçı değil; aynı zamanda bir dönem ülkenin siyasal ve toplumsal atmosferini kendi bedeninde yaşamış güçlü bir simge olarak hatırlanıyor.

Malatya’dan İstanbul’a Uzanan Bir Yaşam Öyküsü

1957’de Malatya’da, Adıyamanlı Kürt bir baba ve Malatyalı bir annenin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelen Ahmet Kaya’nın çocukluğu ekonomik zorluklar içinde geçti. Ailesi 1972 yılında İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Kaya, geçim sıkıntısı nedeniyle okulu bırakıp çalışmaya başladı; askerlik yaptı ve kısa süren bir evlilik geçirdi.

Gülten Hayaloğlu ile Tanışma ve İlk Albümler

Kaya, 1985’te uzun emeklerle hazırladığı ilk albümü “Ağlama Bebeğim”i çıkardı. Albüm, Ahmed Arif’ten Sabahattin Ali’ye birçok şairin eserlerini müzikle buluşturuyordu. İkinci albümü “Acılara Tutunmak” ise Hasan Hüseyin Korkmazgil şiirlerinden oluşuyordu. Bu dönemde cezaevinde tanıştığı Sezer Bağcan’ın aracılığıyla Gülten Hayaloğlu ile tanıştı ve albümün yayınlanmasının ardından Hayaloğlu ile evlendi.

Şafak Türküsü İle Geniş Kitlelere Ulaştı

Gülten Hayaloğlu, Kaya’ya Nevzat Çelik’in ölüm orucunda yazdığı “Şafak Türküsü” şiirini iletti. Kaya’nın yaptığı beste 1986’da yayımlandı ve büyük bir kitleye ulaştı. Aynı yıl “An Gelir” albümünü çıkardı.

Yusuf Hayaloğlu ile Üretim Süreci

Hayatının dönüm noktalarından biri de Gülten Kaya’nın kardeşi Yusuf Hayaloğlu ile tanışması oldu. Hayaloğlu’nun şiirlerinden oluşan “Yorgun Demokrat”, 1987’de yayımlandı. Ardından “Başkaldırıyorum” (1988) ve “İyimser Bir Gül” (1989) albümleri geldi. Kaya, 1990’da aralarında Can Yücel’in de bulunduğu şairlerin eserlerinden oluşan “Sevgi Duvarı” albümünü dinleyicilerle buluşturdu.

Şarkılarım Dağlara: Rekor Kıran Albüm ve Toplatma Kararı

1994’te yayımlanan “Şarkılarım Dağlara” albümü, 90’lı yılların en çok satan albümlerinden biri oldu. Ancak albümdeki “Özgür çağrı” eserindeki “Abin bir gün dağdan döner” sözleri nedeniyle albüm toplatıldı ve Kaya’nın konser vermesi yasaklandı.

Özgün Bir Müzik Yolculuğu

Ahmet Kaya’nın müziği pop, arabesk ya da klasik protest müzik kalıplarına sığmadı; halk sorunlarını, toplumsal acıları ve direnişi konu alan besteleriyle “özgün müzik” olarak tanımlandı. Albümlerinde bağlama ağırlığının yanı sıra şiirsel söz yapısı öne çıktı. Atilla İlhan’dan Enver Gökçe’ye, Ahmed Arif’ten Nevzat Çelik’e kadar pek çok şairin eserlerini besteledi.

Kürtçe Şarkı Açıklaması ve Başlayan Linç Kampanyası

Kaya, 11 Şubat 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği ödül töreninde “Bir Kürtçe şarkı yapacağım ve bu şarkıya klip çekeceğim” dediğinde salonun ve medyanın hedefi haline geldi. Bu açıklama, yoğun bir linç kampanyasını başlattı. Türkiye’de yaşamı tehdit altında olan Kaya, ailesiyle birlikte Paris’e sürgün gitti.

Paris’te Son Yıllar ve “Hoşçakal Gözüm”

Sürgünde geçirdiği yıllar boyunca üretmeye devam eden Kaya, “Hoşçakal Gözüm” albümü üzerinde çalışırken 16 Kasım 2000’de geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Vefatından sonra yüzlerce ödülle onurlandırılan Kaya, toplamda 22 albüm bıraktı.

Mirası Hâlâ Yaşıyor

Aramızdan ayrılışının üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen Ahmet Kaya’nın sesi, şarkıları, şiirleri ve hikâyesi güncelliğini koruyor. Sokakta, televizyonda, radyoda her gün duyulan eserleriyle Kaya, Türkiye’nin vicdanına, hafızasına ve müzik kültürüne derin bir iz bırakmayı sürdürüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir