Çar. Nis 29th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

19-22 Aralık Hapishaneler Katliamı’nın Üzerinden 25 Yıl Geçti

⌈Can Kandemir⌉

19 Aralık 2000 tarihinde başlayan ve ironik biçimde “Hayata Dönüş Operasyonu” olarak adlandırılan saldırıların üzerinden 25 yıl geçti. Devlet güçleri tarafından hapishanelerde tutulan siyasi tutsaklara yönelik gerçekleştirilen bu operasyonlar, Türkiye tarihine bir katliam olarak geçti. 83 saat süren ve 22 Aralık’ta sona eren saldırılarda, 20 cezaevinde toplam 28 siyasi tutsak yaşamını yitirdi, yüzlerce tutsak ise ağır biçimde yaralandı.

12 Eylül Sonrası Devlet Şiddeti Ve Bastırma Politikaları

12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte devlet, devrimci hareketi ve işçi sınıfı önderlerini idamlar, işkenceler ve uzun süreli hapis cezalarıyla tasfiye etmeye yöneldi. Bu süreç, “devlet otoritesini yeniden tesis etme” gerekçesiyle topluma sunulurken, yaklaşık on yıl boyunca toplum üzerindeki baskı ve denetim mekanizmaları güçlendirildi.

1980’li yılların sonlarına gelindiğinde ise 1989 Bahar Eylemleri ile başta kamu işçileri olmak üzere emekçiler yeniden mücadele sahnesine çıktı. Maden işçilerinin direnişleri, kamu emekçilerinin sendikal mücadelesi ve Kürt halkının özgürlük mücadelesi 1990’lı yıllara damgasını vurdu. Sosyalist örgütlenmeler yeniden güç kazanmaya başladı. Bu yükselişi bastırmak isteyen devlet, Madımak ve Gazi gibi katliamlarla toplumu sindirmeye çalışırken, cezaevlerini de siyasi tutsaklarla doldurdu.

“Hayata Dönüş” Adı Altında Emperyalizm Destekli Katliam

1990’lı yılların sonunda siyasi ve ekonomik istikrarsızlık derinleşirken, DSP–MHP–ANAP koalisyon hükümeti 2000 yılı başında IMF ile Stand-by Anlaşması imzaladı. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, kısa süre sonra yaptığı açıklamada “Hapishaneler sorununu çözmeden geleceğe güvenle bakamayız” diyerek, emekçi halka karşı planlanan saldırıların ön koşulunun devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi olduğunu dile getirdi.

Bu sürecin ardından, koğuş sisteminin yerine Avrupa Birliği uyum süreci kapsamında sunulan F tipi hapishaneler inşa edilmeye başlandı. Medyada bu hapishaneler “daha konforlu ve sağlıklı” olarak lanse edilirken, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi raporlarıyla da desteklendi. Ancak asıl amaç, siyasi tutsakları birbirinden yalıtan ve tecrit esasına dayanan hücre sistemini hayata geçirmekti.

Direniş, Açlık Grevleri Ve Katliam

Siyasi tutsaklar, bu tecrit planına karşı 20 Ekim 2000 tarihinde ülke genelinde açlık grevine başladı. 45 gün sonra eylemler ölüm orucuna dönüştü. Devletin yanıtı ise 8 binden fazla askerin katıldığı, 20 binden fazla gaz bombasının kullanıldığı, mermi ve kimyasal maddelerle desteklenen kapsamlı bir askeri operasyon oldu.

Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün 19 Aralık akşamı bir televizyon programında açıkça ifade ettiği üzere, bu operasyonun temel amacı bir kez daha devlet otoritesini sağlamaktı. 19–22 Aralık 2000 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu saldırılar sonucunda F tipi hücre sistemine geçiş zorla hayata geçirildi.

25 Yıllık Cezasızlık Ve Derinleşen Tecrit

Aradan geçen 25 yılda işçilerden öğrencilere kadar binlerce siyasi tutsak F tipi hapishanelerde sistematik tecrit uygulamalarına maruz bırakıldı. Bu süreçte katliamın mağdurları yargılanırken, gerçek sorumlular hakkında ceza alan tek bir kişi dahi olmadı.

Günümüzde F tipi hapishanelerdeki tecrit sistemi sürerken, S tipi, Y tipi ve “yüksek güvenlikli” hapishaneler adı altında inşa edilen ve havalandırmaları dahi kapatılan “kuyu tipi” cezaevleri, tecrit işkencesini daha da ağırlaştırdı. Gökyüzünü görmenin dahi engellendiği bu yapılar, insanlık onuruna aykırı uygulamaların yeni bir boyutu olarak öne çıkıyor.

Hesap Sormanın Yolu Örgütlü Mücadeleden Geçiyor

19–22 Aralık Hapishaneler Katliamı’nın 25. yılında, tecrit hücrelerinin yıkılması ve bu katliamın hesabının sorulması çağrısı yeniden yükseliyor. Katliamın gerçek sorumlularının açığa çıkarılması ve cezasızlık politikasının son bulmasının, emekçi halkın istibdada, kapitalizme ve emperyalizme karşı vereceği örgütlü mücadeleyle mümkün olduğu vurgulanıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir