Alevi İnanç ve Yaşam Felsefesinde Rıza Şehri
⌈Hüseyin Akkuş – Bağımsız Araştırmacı⌉
Öz
Rıza Şehri, Alevi inanç ve yaşam felsefesinde; rızaya dayalı ortak yaşamı, ortak mülkiyeti, emeğe göre üretimi, ihtiyaca göre paylaşımı, kadın–erkek eşitliğini, adalet, etik, barış ve gönül birliğini esas alan komünal–toplumsal bir düzen idealidir. Bu çalışma, Rıza Şehri kavramını tarihsel kökenleri, Anadolu Aleviliği içindeki somutlaşması, siyasal–toplumsal proje olarak ifadesi, ütopya/karşı-ütopya tartışması ve güncel toplumsal talepler bağlamında ele almaktadır.
Anahtar Kelimeler: Rıza Şehri, Alevilik, Rızalık, Komünal Yaşam, Ortak Mülkiyet, Kadın Emeği
1. Rıza Şehri Kavramı
Rıza Şehri, Alevi inanç ve yaşam felsefesinde; rızaya dayalı ortak yaşamı, ortak mülkiyeti, emeğe göre üretimi, ihtiyaca göre paylaşımı, kadın–erkek eşitliğini, adalet, etik, barış ve gönül birliğini esas alan komünal–toplumsal bir düzen idealidir. Bu şehir: Kimsenin kimseyi ezmediği, gücün değil rızanın belirleyici olduğu, lokmanın, toprağın, suyun, nefesin ortak kabul edildiği bir yaşam alanıdır. Rıza Şehri, modern sosyalizmden çok önce ortaya çıkmış özgün bir Anadolu–Mezopotamya komünal yaşam öğretisidir.
2. Tarihsel Kökenler: Anadolu–Mezopotamya Komünal Geleneği
Temelleri yaklaşık 12 bin yıl önce Yukarı Mezopotamya – Anadolu coğrafyasında; Ana Tanrıça (MA) kültürü, ortak mülkiyet, kadın merkezli üretim ve toplumsal örgütlenme üzerinden şekillenmiştir. Bu, devlet öncesi, sınıfsız, doğayla uyumlu kadim komünal yaşam geleneğinin devamıdır.
3. Anadolu Aleviliği İçinde Somutlaşması
Anadolu Aleviliği içindeki somutlaşması 1200’lü yıllarda Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları) kadın örgütlenmesiyle, kadın emeği, ahlak, adalet ve öz savunma temelinde yeniden kurumsallaşmıştır. Fatma Bacı (Kadın Ana – Kutlu Melek), Hacı Bektaş Dergâhı’nın kadın postnişini olarak anılır.
4. Siyasal–Toplumsal Proje Olarak Rıza Şehri
Siyasal–toplumsal proje olarak ifadesi 1400’lü yılların başında, Ege’de Aydın – Ortaklar bölgesinde, “Yârin yanağından gayrı her şey ortak” ilkesiyle özerk, komünal bir Alevi toplumu kurma girişimiyle görünür hâle gelmiştir. Dinsel değil ahlaki–toplumsal, devletçi değil toplumcu, erkek egemen değil kadın öncüllü bir sosyal düzen tasavvurudur.
Bu şehirde:
Yönetim “hak” iddiasıyla değil, rıza ile yürür.
Mülkiyet birikim aracı değil, lokmadır.
Adalet ceza üzerinden değil, ikrar ve onarım üzerinden kurulur.
Birey, devlete değil topluma ve cana karşı sorumludur.
5. Ütopya mı, Karşı-Ütopya mı?
Rızalık Şehri çoğu zaman “ulaşılamaz bir ideal” gibi okunur. Oysa tarihsel olarak bu kavram, mevcut düzene alternatif üreten, egemen şehir anlayışını reddeden bir karşı-ütopyadır.
6. Günümüzde Rızalık Şehri Ne Talep Ediyor?
Bugün Rızalık Şehri kavramı nostaljik bir özlem değil; güncel bir siyasal–etik taleptir.
Eşit yurttaşlık,
Laiklik,
Adalet,
Emek ve paylaşım,
Katılımcı demokrasi.
Bu talebin temel başlıklarıdır.
7. Toplumsal Paylaşım ve Alevi Ritüelleri
Canlıların en temel mücadelesi yaşamlarını sürdürmektir. Bu nedenle en büyük toplumsal sorun, dünya nimetlerinin paylaşımıdır. Alevilik, egoist ve sömürücü anlayışın tersine, toplumsal yaşamı ortak üretim ve eşit paylaşım üzerine kurmuştur. Cemlerde kırklar mitolojisi, lokma paylaşımı, rızalık alınması, hizmetin kutsanması ve emeğin onurlandırılması Aleviliğin sosyal paylaşımcı özünü oluşturur.
8. Arkeolojik Bulgular ve İlkel Komünal Düzen
Göbeklitepe ve Çatalhöyük kazılarında elde edilen bulgular, sınıfsız, devletsiz, kadın anayı kutsayan, ortak üretim ve paylaşıma dayalı ilkel komünal düzenlerin varlığını göstermektedir. Bu yapı, Alevilikteki “Rıza Şehri” anlatımıyla büyük benzerlik taşımaktadır.
9. Tarihsel Süreklilik ve Güncel Pratikler
Aleviler, tarih boyunca bu anaerkil komünal düzene duyulan özlemi Buyruk kitaplarında, yol erkânlarında ve pratik yaşamlarında dile getirmişlerdir. İmece, musahiplik ve rızalık bu sürekliliğin canlı örnekleridir.
10. Alevilikte Hedef ve İçsel Eğitim
Alevilikte hedef; doğayı ve canlıyı incitmeden, onlarla birlikte yaşayarak kâmil insan olmak ve rıza şehrinde yaşamaktır. Rıza şehri bir mekân değil, bir yaşama biçimidir. Bu yaşama ulaşmak için “Dört Kapı Kırk Makam” içsel eğitim süreci esas alınır.
11. Rıza Şehri Öyküsü (Anlatı, Şiir ve Toplumsal Yorum)
Günün birinde bir Sofi dünyayı gezmeye çıkar. Yolu bir şehre uğrar, açlık hisseder ve kendisine ekmek almak için fırına gider. Ekmek alır ve karşılığında para çıkarıp vermek ister. Fırıncı parayı görünce şaşkınlıkla Sofinin yüzüne bakar. Sofinin bu şehirden olmadığını, şehir sakinlerinin nitelemesiyle onun bir “Dünyalı” olduğuna hükmeder ve parayı geri çevirerek, “biz bunu ortadan kaldırmak için yıllarca uğraştık, büyük savaşlar verdik, anlaşılan sen Rıza Şehri’nden değilsin, ‘Dünyalı’ olmalısın” der. Hizmetlileri çağırarak “Dünyalıyı” onlara teslim eder.
Hizmetliler, kendi aralarında halleşerek Sofiyi arifler katına çıkarırlar. Arifler Meydanı’nda Sofiye yatacak yer ve yiyecek verilmesini, saygıdeğer bir konuk gibi ağırlanmasını söylerler. Üç gün Rıza Şehri’ne konuk olan Sofi, üçüncü gün gitmek istediğinde, hizmetliler ona “Biz senden razı mıyız?” diye sorarlar. Sofi kalır. Bir iş verilir. Mutludur. Bir hanımla dost olur. Evlilik teklif ettiğinde “Birbirimizden razı kalırsak olur” yanıtını alır.
Bir gün bahçede nar ağacından izinsiz nar koparır. Hanım, rızalık alınmadığını fark eder ve “Belli ki sen Rıza Şehri’ne alışamayacaksın” diyerek Sofinin şehirden çıkarılmasını ister. Sofi “dar olur ama didar göremez” ve şehirden ayrılır.
Ve bir tabak dolusu nar sundu
Rıza Şehri yabancısı sofu
İstedi ki gönül sarayının sultanı da ondan hoşnut olsundu
Lakin nerden bilsindi ki, burası Şehr-i Rıza idi
— ver rıza al rızalık işler idi.
Bu gönül şehrinin yarenleri
Aşkın narına tutuşup yanar idiler
Değil idi gözlerinde sofunun tabağındakiler
Onlardan var idi ağaçlar dolusu nar
— yoktu önünde bekçisi
Bilirlerdi yangın yeri bahçesi yürekleri
Bilirlerdi, aşkın narında harareti
Daldaki narın kızıllığında değil.
Rıza idi tohumu bu narın sebilen
Rızalık idi dem-i mekânda serpilen
Sevgi idi meyvesi bu narın — ortakça sunulan
Rıza ile ateşine yanıp kül olunan
Çün burası Şehr-i Rıza idi
Gönül işleri böyle idi.
(Şair Kutubî)
Her ne kadar teknoloji gelişse insanların genel yaşam düzeyi artsa da bugün içinde yaşadığımız kapitalist toplumun en büyük çelişkisi/sorunu sömürüdür, insanların hak ve emeğinin yenmesidir. Bugün dünyanın 8 en zengin adamı, dünyanın yarısından fazla servete sahiptir, bu eşit ve adil bir düzen değildir. Alevi rıza şehri öğretisi ütopyası tüm dünyada eşitlikçi sosyal paylaşımcı bir toplumu hedefler. Cemlerimizde Aleviliğin bu toplumsal yanı işlenmeli, yaşanıp yaşatılmalı, bu doğrultuda sivil kolektif üretim paylaşım projeleri geliştirilip, fiili durum yaratılmalıdır.
Güzel Âşık Cevrimizi
Çekemezsin Demedim mi?
Bu Bir Rıza Lokmasıdır
Yiyemezsin Demedim mi?
–
Kimsenin hakkına etmeyiz minnet,
Bağlıdır rızaya payımız bizim.
Sonuç
Bu çalışma, Alevi inanç ve yaşam felsefesinin merkezinde yer alan Rıza Şehri kavramını; tarihsel kökenleri, Anadolu Aleviliği içindeki kurumsallaşması, toplumsal–siyasal bir proje olarak taşıdığı anlam, ritüellerdeki somut karşılıkları ve güncel toplumsal taleplerle ilişkisi bağlamında ele almıştır. Rıza Şehri, yalnızca metafizik ya da mitsel bir anlatı değil; rızaya dayalı ortak yaşamı, eşitliği, emeği, paylaşımı ve etik sorumluluğu esas alan somut bir yaşam felsefesi olarak ortaya çıkmaktadır.
Rıza Şehri öğretisi, tarihsel olarak devletçi, mülkiyetçi ve hiyerarşik düzenlere karşı geliştirilmiş bir karşı-ütopya niteliği taşımakta; günümüzde ise eşit yurttaşlık, adalet, laiklik, katılımcı demokrasi ve toplumsal paylaşım talepleriyle güncelliğini korumaktadır. Alevi cemleri, lokma paylaşımı, musahiplik ve rızalık pratiği, bu öğretinin gündelik hayatta yaşatılan biçimleridir.
Sonuç olarak Rıza Şehri, geçmişe ait nostaljik bir ideal değil; bugün ve gelecek için etik, toplumsal ve siyasal bir yönelim sunmaktadır. Alevilikte hedeflenen kâmil insan ve rızaya dayalı yaşam anlayışı, insanın insanı ve doğayı sömürmediği bir toplumsal düzen tasavvurunu ifade eder. Bu yönüyle Rıza Şehri, yalnızca Alevi toplulukları için değil, eşitlikçi ve paylaşımcı bir dünya arayışı içindeki tüm insanlık için evrensel bir çağrı niteliği taşımaktadır.
Kaynakça
Korkmaz, Buruk Esat.
Kutlu, Haşim. Kızılbaş Alevilikte Yol Erkân Meydan, Yurt Yayınları.
Kutlu, Haşim. Kızılbaş Kadın, Alev Yayınları, s. 92–110.
Buyruk Kitapları ve Alevi Yol Erkânı Sözlü Kaynakları.
Göbeklitepe ve Çatalhöyük Arkeolojik Kazı Yayınları.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler