HTŞ Suriyesi’nde Aleviler Sistematik Baskı ve Yerinden Edilme Endişesinde
⌈Mehmet Tanlı⌉
2026 Aleviler ve tüm muhalifler için özgürlükler yılı olsun artık…
2025 yılının bitimine günler kaldı. Zaman su gibi akıp giderken, özellikle geldiğimiz coğrafyada, Ortadoğu’da sorunlar, baskılar ve zulümler devam ediyor.
2025 yılı Aleviler, azınlıklar ve farklı düşünen, inanan insanlar için hiç de iyi bir yıl olmadı. Bu nedenle tüm sağ yönetimlerin, devrimcilere olduğu gibi Alevilere ve aydınlarımıza da baskı ve asimilasyon dışında farklı bir politikası olmamıştır ve olamaz da.
2025’te dünyanın birçok coğrafyasında savaşlar, felaketler, göçler ve terör eylemleri sürdü; suçsuz insanlar hayatını kaybetti. Filistin’de 80 bin insan katledildi. Suriye’de ise Lazkiye, Tartus, Humus, Hama ve başkent Şam’daki Alevi vatandaşların yaşadığı bölgelerde toplu katliamlar yapıldı. İnsanların mallarına, mülklerine el konuldu; kadınlar ve kız çocukları kaçırıldı, tecavüze uğradı ve ardından infaz edildi. Alevilere yönelik etnik temizlik, cinayet ve kaçırma eylemlerinin acilen son bulması gerekiyor.
Tüm bu nedenlerle Avrupa’daki Aleviler ve dostları sessiz kalmayarak Köln Neumarkt’ta, Alevi örgütlerinin öncülüğünde düzenlenen mitingte binlerce kişi Suriye’deki Alevi katliamını protesto etti.
Suriye’de Alevilere yönelik soykırım, uluslararası toplumun sessizliği nedeniyle devam etmiş; bu durum HTŞ’li teröristleri cesaretlendirmiştir. Türkiye’de MHP destekli AKP hükümeti ise bu katliamı yalnızca seyretmiş, ne bir yardım koridoru açmış ne de bu insanlara sığınma hakkı tanımıştır. Aksine, Muğla’da yakalanan 25 kişilik bir ailenin Suriye’ye geri gönderilmesi için zemin hazırlanmıştır.
Oysa aynı AKP hükümeti, Suriye’den kaçan yaklaşık 5 milyon Suriyeliye kapılarını açmış, onları Türkiye’nin farklı şehirlerine dağıtmıştır. Bu açık bir çifte standart ve büyük bir haksızlıktır.
Türkiye’nin Suriye politikası değişmelidir. Alevilere dönük baskı ve şiddet ile Rojava gerçeği görmezden gelinemez. Türkiye’de en az 20–25 milyon Alevi yaşamaktadır. Bu insanlar vergi veriyor, askere gidiyor; ancak buna rağmen dışlanıyor, inançları ve ibadet merkezleri olan cemevleri hâlâ tanınmıyor. Bu hem büyük bir haksızlık hem de saygısızlıktır.
Suriye’de Aleviler yeniden saldırıların hedefindedir. Bu saldırılara karşı Suriyeli Aleviler üç günlük greve gitti, kepenk kapattı. Haklı olarak ayağa kalktılar ve federalizm talep ettiler. Sahil kentlerinde, Colani’ye bağlı güçlerin saldırılarına karşı sokaklara çıkan Aleviler, dini lider Gazal Gazal’ın çağrısıyla düzenlenen protestolarda taleplerini dile getirdi. Protestoculara yine gerçek mermilerle ateş açıldı.
Türkiye’de ise 2025 yılında, İmralı–barış görüşmelerine paralel olarak muhalif gazetecilere, medyaya, yazarlara, çizerlere, sanatçılara ve siyasetçilere yönelik baskılar arttı; siyasi tutuklamalar aralıksız sürdü.
Almanya’da da ırkçılık yeniden yükselişe geçti. Irkçı ve göçmen düşmanı AfD, kamuoyu yoklamalarında birinci parti oldu ve girdiği birçok seçimde başarı elde etti.
Geriye bakmadan ilerleyen kişi, arkasında kalan engellere kolayca takılıp düşer. Aleviler ve tüm insanlar olarak, 2025’te yaşadıklarımızdan, yanılgılarımızdan ve yanlışlarımızdan dersler çıkarmalıyız.
Dileğimiz, 2026 yılının “insanlık için yeni bir özgürlük yılı” olmasıdır. Barışın, eşitliğin, adaletin ve temel hakların evrensel olarak benimsendiği; baskıların sona erdiği bir gelecek umudu yalnızca bir temenni olarak kalmamalıdır. Bunun için kararlı ve birlikte mücadele şarttır.
Daha iyi bir dünya mümkündür; şayet kaderleri ortak olan insanlar birlikte mücadele eder ve direnirlerse.
Dileğim; 2026’da Almanya’da ırkçılığın ve ayrımcılığın azalması, Türkiye’de ise adaletin, demokrasinin, toplumsal barışın ve özgürlüklerin tesis edilmesidir. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve tüm siyasi tutuklular ile halkın seçtiği belediye başkanları özgürlüklerine kavuşmalıdır.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve tüm siyasi tutsaklar özgür olana kadar meydanlarda barışçıl hak arama mücadelesi devam etmelidir. Aynı şekilde Suriye’de Alevi katliamları sona ermeli, barış sağlanmalı, farklı inançlara yönelik kıyımlar son bulmalıdır.
Yaşadığımız Almanya’da da 2026 zor ve mücadeleyle geçecek bir yıl olacak. Buna hazır olmalı; haksızlıklara karşı ses çıkaranlara destek vermeli, tribünde kalmamalıyız. Çünkü hak verilmez, alınır. Refah ülkelerinde bile yoksul, yoksun ve onursuz biçimde ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamak istemiyorsak mücadele etmek zorundayız.
Tam demokrasi artık yalnızca kitaplarda ve resmi açıklamalarda vardır. Gerçek hayat ise yasaklar, yoksulluk ve baskılarla şekillenmektedir. Buna “dur” diyecek olanlar, cesur ve kararlı halklardır.
Herkese bu yılı aratmayacak; umut vadeden, mutluluk ve özgürlük dolu bir 2026 diliyorum.
Aşk ile…

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler