Aleviliğin Mezhepçi İndirgenişi, Siyasal Söylem ve Seçici Vicdan
⌈Hüseyin Akkuş – Bağımsız Araştırmacı⌉
Özet
Bu makale, AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın TBMM’de Suriye bağlamında yaptığı açıklamayı (“Yıllarca, on üç yıl boyunca Suriye’de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar bugün ‘Aleviler öldürülüyor’ diye ortalığı ayağa kaldırıyor”), mezhepçilik söylemi ve kimlik indirgemeciliği çerçevesinde eleştirel olarak incelemektedir. Çalışmanın temel savı, Aleviliğin tarihsel, felsefi ve etik açıdan bir “mezhep” olarak tanımlanamayacağı; buna karşın siyasal iktidar söyleminin Aleviliği bilinçli biçimde mezhepçi bir kategoriye indirgediğidir. Bu indirgeme pratiğinin hem teorik hem de siyasal sonuçları tartışılmaktadır.
Anahtar Kavramlar: Alevilik, mezhepçilik, siyasal söylem, kimlik indirgemeciliği, seçici vicdan
1. Giriş
Modern siyasal söylemde kimlikler, çoğu zaman tarihsel ve felsefi bağlamlarından koparılarak işlevsel kategorilere indirgenmektedir. AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın Suriye iç savaşı bağlamında yaptığı açıklama, bu indirgemeci yaklaşımın güncel bir örneğini sunmaktadır. Açıklamada Alevilik, dolaylı biçimde bir “mezhep” olarak konumlandırılmakta; böylece yaşanan insan hakları ihlalleri mezhepsel bir duyarlılık tartışmasına sıkıştırılmaktadır.
Bu makale, Aleviliğin mezhep olarak tanımlanamayacağı savından hareketle, söz konusu söylemin ideolojik niteliğini açığa çıkarmayı amaçlamaktadır.
2. Alevilik: Mezhep mi, İnanç-Felsefe mi?
Alevilik, klasik İslam mezhepleriyle aynı kategoride ele alınamayacak ölçüde heterodoks, sözlü kültüre dayalı ve insan merkezli bir inanç-etik sistemidir. Mezhepler, tarihsel olarak teolojik ayrışmalar üzerinden şekillenmiş normatif doktrinlerdir. Oysa Alevilik, dogmatik bir teolojiye değil; rıza, ikrar, yol erkân ve ahlaki olgunlaşma esasına dayanmaktadır.
Bu nedenle Aleviliği bir mezhep olarak tanımlamak, yalnızca analitik bir hata değil; aynı zamanda siyasal bir tercihtir. Bu tercih, Aleviliği Sünni-Şii eksenli mezhep çatışmalarının içine çekerek, onu egemen İslam yorumlarının “öteki”si haline getirmektedir.
3. Mezhepçilik Olarak İktidar Stratejisi
Leyla Şahin Usta’nın açıklamasında Alevilik, açıkça ifade edilmese de, “Aleviler öldürülüyor” söylemi üzerinden mezhepsel bir hassasiyet başlığı altında ele alınmaktadır. Bu yaklaşım, Aleviliği özne olmaktan çıkarıp, siyasal söylemin nesnesi haline getirmektedir.
Buradaki temel sorun, Alevilerin kendilerini nasıl tanımladıkları değil; iktidarın Aleviliği nasıl görmek ve göstermek istediğidir. Bu, mezhepçiliğin klasik bir biçimidir: Kimliği, kendi tarihsel ve felsefi bağlamından koparıp, yönetilebilir ve karşılaştırılabilir bir kategoriye dönüştürmek.
4. Kimlik İndirgemeciliğinin Eleştirisi
Kimlik temelli indirgemeciliği, sınıfsal ve siyasal çelişkileri görünmez kılan bir ideolojik aygıt olarak değerlendirir. Mezhepçilik de bu aygıtlardan biridir. Toplumsal çatışmaların gerçek nedenleri olan emperyalist müdahaleler, sermaye birikim süreçleri ve devlet şiddeti; mezhep söylemiyle perdelemektedir.
Bu bağlamda Aleviliğin mezhep olarak sunulması, yalnızca inanç alanına ilişkin bir yanlış tanımlama değil; aynı zamanda siyasal sorumluluğun dağıtılması işlevi görmektedir.
5. Alevi Etik Öğretisi ve Evrensel Adalet
Alevi inanç sisteminde adalet, kimlik temelli değil; insani ve evrensel bir ilkedir. “İncinsen de incitme” öğretisi, yalnızca bireysel bir ahlak çağrısı değil; toplumsal şiddete karşı kolektif bir duruşu ifade eder.
Bu nedenle Alevilerin Suriye’de ya da başka bir coğrafyada yaşanan katliamlara tepki göstermesi, mezhepsel bir refleks değil; tarihsel ve etik bir zorunluluktur. Bu duruşu “mezhepçilik” olarak nitelemek, Alevi öğretisinin özünü bilinçli biçimde çarpıtmaktır.
6. Seçici Vicdan ve Söylemsel Tahakküm
İktidar söylemi, belirli acıları görünür kılarken diğerlerini tartışmalı hale getiren bir seçicilik üretmektedir. Alevilere yönelik kaygıların, “önce Müslümanlar öldürülüyordu” argümanıyla değersizleştirilmesi, bu seçici vicdanın somut bir örneğidir.
Oysa etik ve hukuki açıdan mesele, hangi kimliğin ne zaman konuştuğu değil; kimin, hangi mekanizmalarla öldürüldüğüdür.
7. Sonuç
Bu makale, Aleviliğin mezhep olarak tanımlanmasının epistemolojik ve siyasal olarak sorunlu olduğunu ortaya koymaktadır. Aleviliği mezhepçi bir çerçeveye hapsetmek, hem Alevi inanç felsefesini tahrif etmekte hem de insan hakları ihlallerinin yapısal nedenlerini görünmez kılmaktadır.
Alevi perspektifden bakıldığında, adalet kimlikler üzerinden değil; hakikat ve eşitlik üzerinden tesis edilir. Mezhepçilik, bu nedenle yalnızca bir söylem değil; bir iktidar tekniğidir.
Kaynakça
Melikoff, I. (1994). Uyur İdik Uyardılar: Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları. Cem.
Ocak, A. Y. (2000).
Alevilik-Bektaşilik. İletişim.
Mardin, Ş. (1991). Türkiye’de Din ve Siyaset.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler