Per. Nis 30th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

İpek Bayrak Yazdı: Tarihi Hafıza Olmadan Adalet Olmaz

Screenshot

Bin yıldır Aleviler, kendisini “İslam’ın temsilcisi” olarak tanımlayan siyasal ve silahlı yapılar tarafından sistematik biçimde katledildi, sürgün edildi, asimile edilmeye çalışıldı. Bu bir iddia değil, tarihsel bir olgudur.
Kuyucu Murat Paşa’dan Yavuz Sultan Selim’e, Celali İsyanları’ndan Dersim’e kadar uzanan bu çizgide, yalnızca inançları farklı olduğu için on binlerce Alevi kılıçtan geçirildi. Kuyulara doldurularak boğdurulanlar, kafası kesilenler, dağlara kaçmak zorunda kalanlar bu toprakların hafızasında hâlâ duruyor.
Yavuz Sultan Selim döneminde on binlerce Alevi’nin katledilmesiyle başlayan büyük kırılma, yalnızca bir katliam değil; zorla Sünnileştirme, fetvalarla meşrulaştırılan asimilasyon ve gizli yaşamaya zorlanan bir halkın tarihidir. Bugün “dağlara çekilmiş”, “sessizleşmiş” Alevi kimliğinin ardında bu travma vardır.
Cumhuriyet döneminde de bu süreklilik kırılmadı ve devam etti.
Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi…
Bu coğrafyada Alevi olmak, çoğu zaman hedef olmak anlamına geldi.
Bugün Suriye’de yaşananlar da bu zihniyetin güncel bir yansımasıdır. İnancı, düşüncesi ve yaşam tarzı farklı olan kadınların pazarlarda satılması, Alevilerin katledilmesi, “cihat” adı altında yürütülen vahşet; tarihten bağımsız değildir. Aynı zihniyet, farklı coğrafyalarda aynı yöntemleri uygulamaktadır.
Bu nedenle, seçici bir vicdanla “şu Müslümanlar öldürüldü, buna ses çıkaralım” demek samimi değildir.
Eğer gerçekten adalet savunulacaksa, Aleviler için de konuşulmalıydı.
Eğer insanlık savunulacaksa, Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de de ses yükseltilmeliydi.
Aleviler kimsenin yolunu kesmedi, kimsenin inancına saldırmadı, kimseyi zorla kendine benzetmeye çalışmadı. Buna rağmen yüzyıllardır hedef oldular.
Tarih boyunca yalnız Aleviler değil; Kürtler, Ermeniler, Ezidiler, Dürziler, sosyalistler ve sayısız azınlık da aynı devlet aklı ve aynı kutsallaştırılmış şiddet tarafından ezildi.
Bugün Meclis kürsüsünde görünen öfke, aslında bastırılmış bir suçluluk duygusunun dışavurumudur. Çünkü gerçeklerle yüzleşmek cesaret ister.
Eğer bu ülkede ezilenler ortak bir ses çıkaramazsa, bugün Suriye’de yaşananlar yarın bu topraklarda tekrar eder. Tarih bunu defalarca gösterdi.
Unutmak değil, hatırlamak; susmak değil, yüzleşmek zorundayız.
İpek Bayrak
11.01.2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir