Hızır ayı yaklaştığında doğa önce haber verir. Soğuk artar, rüzgâr sertleşir, kar ve fırtına kapıyı çalar. Bu sertlik boşuna değildir. Çünkü Hızır, Alevi inancında rahat günlerin değil; zor zamanların, darda kalanların yoldaşıdır.
Doğa nasıl sınavdan geçiyorsa, insan da bu günlerde sabrı, paylaşmayı ve dayanışmayı hatırlar. Hızır ayı bu yüzden çetin geçer.
Pir Sultan Abdal der ki:
“Binbir adı vardır birisi Hızır,
Nerede çağırsan orada hazır.”
Gola Gağan ile Açılan Kapı
Hızır ayının kapısı Gola Gağan (Galoğan) ile açılır. Bu eşik, kışın en sert zamanını, yoklukla var olma hâlini simgeler. Doğa henüz uyanmamıştır ama yaşam içten içe kıpırdanır. Sessiz, zor ve öğretici bir dönemdir.
Takvimler, Günler ve Niyet
Kamuoyunda yaygın olarak bilinen 13–14–15 Şubat Hızır günleri Miladî takvime göre hesaplanır. Ancak Doğu Anadolu’daki Kızılbaş Aleviler Rûmî takvimi esas alır. Rûmî ve Miladî takvim arasında yaklaşık 13 günlük fark vardır.
Bu nedenle Hızır günleri, Rûmî takvime göre Ocak ayının son haftası ile Şubat ayının 1 ve 2’sine denk gelen Perşembe günlerine rastlar. Asıl belirleyici olan rakam değil; Perşembe günü ve niyettir. Çünkü her gün Hızır günüdür.
Oruçlar, Ziyaretler ve Erkân
29 Ocak Perşembe günü oruç tutulur, kabir ziyaretleri yapılır, lokmalar pişirilir. Alevilikte ölüm bir yok oluş değil; canın bir hâlden başka bir hâle yürüyüşüdür. Kabir başındaki duruş yas değil, yâd etme ve bağ kurmadır.
5 Şubat Perşembe günü oruç tutulur, lokmalar hazırlanır, türbe ziyaretleri yapılır. İkrarı olan canlar için ikrar kurbanı tığlanır, müsahiplik cemleri yürütülür.
12 Şubat Perşembe günü Hızır Cemi doruğa ulaşır. Oruç tutulur, kurbanlar tığlanır, post serilir. Canlar en temiz kıyafetleriyle pir evine, ocağa ya da dergâha gider.
Perşembeyi Cuma’ya bağlayan sabah çerağ uyandırılır, mumlar yakılır. Tuzlu kete lokma yenilir; su içilmez. Rüyada su veren kişi nasipteki eş olarak kabul edilir.
Sabaha erken uyanılır, yine lokma pişirilir. Asa (Zazaca: Savok) çıkarılır, çerağ uyandırılır, temizlik yapılır. Cem yürütülür, Asa tekrar yerine konur ve en güzel, yüksek bir yerde muhafaza edilir.
Darda kalanın eşisin
Yetim yoksulun düşüsün
Doğan erenler başısın
Carımıza yetiş Hızır…
Cemreler ve Doğanın Uyanışı
Hızır günleriyle birlikte doğa da dile gelmeye başlar. Cemreler bu uyanışın işaretidir:
-
İlk cemre 19–20 Şubat’ta havaya,
-
İkinci cemre 26–27 Şubat’ta suya,
-
Üçüncü cemre 5–6 Mart’ta toprağa düşer.
Cemre; kor, ateş ve diriliş demektir. Yaşam yavaş yavaş yeniden yoluna girer.
Alevilikte ateşe su dökülmez; söndürüleceği zaman toprakla kapatılır. Akarsuya tükürülmez, kirletilmez. Çünkü ateşin de suyun da canı vardır.
Kara Çarşamba ve Arınma Erkânı
Cemrelerden sonra Kara Çarşamba (Zazaca: Qerê Çarseme) gelir. Dersim ve çevresinde kutsal kabul edilen bu günlerde Hawtemal erkânı yapılır.
Irmaklardan getirilen suyla yıkanılır; bunun arınma ve sağlık getirdiğine inanılır. “Şilan” denilen kuşburnu dalı halka hâline getirilir; özellikle çocuklar bu halkadan geçirilir. Bu ritüel, kötülüklerden arınmayı ve yeni döneme temiz girmeyi simgeler.
Hatayi’nin dizeleri bu anlayışı özetler:
Muhammedi hazır bil ki
Can Hakk’a nazır bil ki
Her gördüğün Hızır bil ki
Ali’ye Selman olasın
Nevruz ve Döngünün Tamamlanışı
9 Mart, Rûmî takvime göre Şah-ı Merdan Ali’nin doğum günüdür; Miladî takvimde bu tarih 21 Mart’a denk gelir. 21 Mart Sultan Nevruz ile doğa resmen uyanır.
Nevruz yalnızca baharın gelişi değil; yenilenmenin, umudun ve yaşamın yeniden can bulmasının adıdır.
Bu döngü, 5–6 Mayıs’ta Hızır ile İlyas’ın buluşmasıyla tamamlanır. Halk arasında Hıdırellez olarak bilinen bu günler; toprağın, suyun ve insanın buluştuğu eşiği simgeler. Bolluk, bereket ve paylaşma bu buluşmayla anlam kazanır.
Sonuç: Hızır Bir Hâldir
Gola Gağan’dan Hızır’a, Hızır’dan Kara Çarşamba’ya, oradan Sultan Nevruz’a ve Hıdırellez’e uzanan bu çizgi; Alevi yolunda doğayla kurulan derin ilişkinin ifadesidir. Doğa kutsaldır; çünkü yaşamın kendisidir.
Hızır ayı geldiğinde evler temizlenir ama asıl temizlik gönülde yapılır. Eve gelen her misafirin şahsında Hızır’ın uğradığına inanılır.
Hızır bir isimden çok bir hâldir: paylaşmak, dayanışmak ve darda kalana el uzatmaktır.
Takvimler değişebilir; ama Hızır bilinci değişmez. Önemli olan günün adı değil, niyetin doğruluğudur.
Ali haldaşımız,
Hızır yoldaşımız olsun.
Gerçeğe Hü…
Kötülüğe karşı iyilik,
Karanlığa karşı ışık,
Zalime karşı Şah-ı Merdan,
Umutsuzluğa karşı umuttur Hızır.
Birbirimize Hızır olalım.