Hakikatin Sessizliği; Modern Savaşların Anatomisi ve Ekolojik Kırım!
⌊Erdoğan Doğan⌋
”Savaşta önce gerçekler ölür” sözü, bugün yaşadığımız bilgi kirliliği çağında sadece bir aforizma değil, acı bir gerçekliktir. Savaşın kurbanları denilince akla gelen istatistikler; asker ölümlerini birer sayıya, sivil kayıpları ise “teminat hasarı”na indirger. Oysa savaşın gerçek kurbanları yaşayan tüm canlılar, doğa ve toplumsal hafızadır. Bugün ABD ve İsrail’in öncülüğünde Batı blokunun desteğiyle bölgede gelişen ve 18. gününe giren süreç, bu kadim yıkım geleneğinin en taze halkasını oluşturuyor.
1. Tarihsel Miras: İki Dünya Savaşının Gölgesinde Kitle İmhası
yüzyılın iki büyük savaşı, insanlık tarihine sadece teknolojik ilerleme değil, devasa bir ruhsal ve fiziksel enkaz bıraktı. I. ve II. Dünya Savaşları, sivil ölümlerinin askeri kayıpları geçtiği, “modern” insanın en büyük icadının “kitlesel yok etme” olduğunu kanıtladığı bir dönüm noktasıydı. Bugün tanık olduğumuz çatışmalar, bu karanlık mirasın modern silahlarla ve daha sofistike yöntemlerle yeniden canlanmasıdır. Büyük güçlerin kendi topraklarından uzakta yürüttüğü bu kirli strateji, coğrafyaları bitmeyen bir laboratuvara çevirmiştir.
2. Ekosid: Savaşın Sessiz ve Kalıcı Cephesi
Savaşın en sinsi saldırısı doğaya karşı yapılır. “Yakılan toprak” taktiği, bir coğrafyayı yaşanılamaz kılarak toplumsal iradeyi kırmayı amaçlar.
Orman Yangınları: Güvenlik gerekçesiyle ateşe verilen ormanlar, sadece ağaçların yok olması değil, binlerce canlı türünün soykırımıdır.
Kalıcı Hasar: Bombaların toprağa bıraktığı ağır metaller ve zehirlenen su kaynakları, barış imzalansa dahi nesiller boyu sürecek bir yoksulluk ve hastalık mirası bırakır. Doğa, barış masasına oturamaz; faturayı sessizce ödemeye devam eder.
3. Uluslararası Hukukun Sessizliği ve Cenevre’nin Külleri
Atılan her bomba, insanlığın II. Dünya Savaşı’ndan sonra inşa ettiği hukuk kulelerini de sarsıyor. Cenevre Sözleşmeleri sivilleri ve doğayı korumayı emretse de, modern savaşlarda “askeri gereklilik” kavramı tüm suçların üzerini örten bir zırha dönüşmüştür.
Hukuki Gerçek: Bir yaşam alanının kasten yok edilmesi veya ormanların sistematik imhası, uluslararası hukukta giderek daha fazla kabul gören Ekosid (Doğa Kırımı) kavramının tam karşılığıdır ve bir savaş suçudur.
Cezasızlık: Küresel güçlerin yarattığı cezasızlık kültürü, BM gibi mekanizmaların güçlü olanın hukukunu koruyan yapılara dönüşmesine neden olmuştur.
Hakikatin Nöbetini Tutmak
Savaşın 18. gününde manşetler atılırken; gerçekler yakılan toprakların dumanında ve doğanın sessiz çığlığında gizlidir. Savaşlar biter, ordular çekilir; ancak toprak unutmaz, su affetmez.
Dünya Halklarının görevi, kazananların yazdığı sahte tarihe karşı gerçeklerin nöbetini tutmaktır. Adalet; sadece silahların susmasıyla değil, tahrip edilen her karış toprağın ve susturulan her canlının hakkının sorulmasıyla mümkün olacaktır. Çünkü hakikat, ne kadar derine gömülürse gömülsün, bir gün mutlaka filizlenecek bir tohumdur.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler