Taş yerinde ağırdır
⌈Latife Ulutaş⌉
Bugün biraz rahatsızdım. Çok işim olmasına rağmen evde kalıp kendime zaman ayırmak istedim. Telefonu içeride şarja bırakmıştım,ne arayanlara cevap vermek istedim ne de çalan kapı ziline Saat 20.00 gibi telefona baktığımda babamın birkaç kez aradığını gördüm. Geri döndüğümde sitemli bir sesle, Neredesin kızım kaç defa aradık, merak ettik. Canımız sıkılıyor annenle, gel görelim seni birlikte yemek yiyelim dedi.
Yorgun olmama rağmen onları kırmak istemedim hemen çıktım.
Annem ve babam akraba, İkisi de 84 yaşına gelmiş, ilkokul yıllarından beri birbirlerini tanıyorlar. Hayatın en zorlu koşullarını birlikte aşmışlar,yokluğu, yoksulluğu ve mücadeleyi omuz omuza göğüslemişler. Bizlere bıraktıkları en büyük miras ise sahip oldukları değerler.
Ben de sohbetlerini çok özlemişim. Geçmişe dair yaptıkları değerlendirmelerini kavgalarını,yaşadıkları zorluklar insanı derin bir düşünceye sürüklüyor. O yaşta olmalarına rağmen hafızalarının bu kadar güçlü olması, insanın kendini sorgulamasına vesile oluyor. Eskilerden, köy yaşamından, ilişkilerden; yerinden yurdundan olan insanlardan, savrulan hayatlardan söz ettiler. Onlar anlattıkça, bugünle kurduğum birçok bağ daha da anlam kazandı.
Annemin kurduğu her sözü ise altın değerindedir. Bir ara durdu ve bana dönüp şöyle dedi:
“Kızım, unutma,Taş yerinde ağırdır.
Bu, sıkça duyduğumuz ama çoğu zaman derinliğini geç fark ettiğimiz bir deyimdir. Büyüklerimizin anlattığı hikâyelerin sonunda yer alır, bir öğüt gibi kulağımıza bırakılırdı. O gün belki tam anlamını kavrayamazdık,ancak bugün, yaşadığımız çağın savrulmaları içinde bu sözün ne kadar güçlü ve olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Günümüzde düşünceler hızla değişiyor, duruşlar kolayca yer değiştirebiliyor. İnsanlar, kurumlar ve hatta ideolojiler bile zaman zaman konjonktüre göre şekil alıyor. Bu değişim bazen zorunluluklardan, bazen ağırlaşan yaşam koşullarından, bazen de kişisel hırs ve çıkarlardan besleniyor. Özellikle siyaset ve temsil alanlarında bu tabloya daha sık rastlıyoruz. Dün savunulan değerlerin bugün geri plana itilmesi, ilkelerin yerini ilişkilerin alması toplumda da karşılık bulabiliyor.
Oysa geçmişte mücadele daha sağlam bir zemine dayanıyordu. İnandığı değerler uğruna bedel ödeyen, işini, geleceğini ve konforunu bir kenara bırakan insanlar vardı. Yoldaşlık yalnızca bir söylem değil, zor zamanlarda omuz omuza durabilmenin kendisiydi.Dayanışma, paylaşma ve birlikte üretme hayatın merkezindeydi.
Bugün ise bu anlayışın yerini daha bireysel ve hesapçı ilişkiler almaya başladı. İnsanlar arasındaki bağlar zayıflarken, karşılıklı beklentiler güçleniyor. Reklam, görünürlük ve popülizm çoğu zaman emeğin ve samimiyetin önüne geçiyor. Kolektif çalışma yerine bireysel kazanç, ortak değerler yerine kişisel çıkarlar öne çıkıyor.
Bazı değerler basamak haline getirilirken, bazı görevler bir sıçrama tahtası gibi görülüyor. Oysa temsil edilen anlayış ve üstlenilen sorumluluk, her makamın ve her koltuğun üzerindedir. Bu sorumluluğun farkında olmayanlar rüzgarın yönüne göre savrulur ve zamanla kendi ağırlığını da yitirir.
Unutulmamalıdırki insanı değerli kılan, bulunduğu yer değil, o yere kattığı anlam ve gösterdiği duruştur. Köklerinden kopan, bulunduğu yeri araçsallaştıran bir anlayış ne kendine ne de temsil ettiğine bir değer katabilir.
Bu yüzden büyüklerimizin, pirlerimizin ve yol önderlerimizin sözünü yeniden hatırlamak gerekir:
Taş yerinde ağırdır.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler