Alevilikte Hakikat, Rızalık ve Gönül Ahlakı
⌉Duray Güler⌉
Alevilik, yalnızca belli ritüellerden, cemlerden ya da inançsal pratiklerden ibaret bir yol değildir. Alevilik; insanı merkeze alan, yaşamı rızalık temelinde kurmaya çalışan, hakikati insanın vicdanında arayan kadim bir toplumsal ve ahlaki öğretidir. Bu yolun özü; insanı incitmemek, gönül kırmamak, kul hakkına girmemek ve her canı Hakk’ın bir yansıması olarak görebilmektir. Çünkü Alevi öğretisinde insan, Tanrısal hakikatin yeryüzündeki en değerli tecellisidir. Bu nedenle insanı kırmak, yalnızca bir kişiyi incitmek değil; aynı zamanda hakikati yaralamaktır.
Yol erenleri yüzyıllardır insanı dış görünüşüyle, makamıyla, servetiyle ya da kimliğiyle değil; ahlakı, vicdanı ve gönül dünyasıyla değerlendirmiştir. “İncinsen de incitme” öğretisi yalnızca bireysel bir ahlak çağrısı değil; aynı zamanda toplumsal yaşamın nasıl kurulması gerektiğine dair güçlü bir felsefedir. Çünkü Alevilikte hakikat, ancak insanın insanla kurduğu eşit, adil ve rızaya dayalı ilişkiler içinde anlam kazanır.
Bugün ise ne yazık ki modern yaşamın yarattığı yabancılaşma, rekabet, bireycilik ve iktidar hırsı toplumsal ilişkileri derinden zehirlemektedir. İnsanlar birbirini anlamaktan çok yargılamaya, dinlemekten çok hüküm vermeye yöneliyor. Dedikodu, iftira, niyet okuma ve insanların kusurlarını büyütme hali giderek sıradanlaşıyor. Oysa bu durum yalnızca bireysel bir ahlak sorunu değildir; aynı zamanda toplumsal çürümenin de göstergesidir.
Alevi öğretisi tam da bu noktada insanı önce kendi nefsiyle yüzleşmeye çağırır. Çünkü insan kendi içindeki kibri, öfkeyi, hırsı ve bencilliği aşmadan hakikate yaklaşamaz. Yolun en temel ilkelerinden biri olan “eline, beline, diline sahip ol” öğretisi; yalnızca bireysel disiplin değil, aynı zamanda toplumsal barışın da anahtarıdır. Özellikle “diline sahip olmak”, insanı inciten, ayrıştıran, kıran ve yaralayan sözlerden uzak durmayı ifade eder.
Dedikodu kültürü, yalnızca insanlar arasındaki güveni yok etmez; aynı zamanda muhabbeti, dayanışmayı ve toplumsal birlik duygusunu da parçalar. Bir toplumda insanlar birbirinin kusurunu araştırmaya başladığında, orada ortak hakikat duygusu zayıflar. Çünkü dedikodu, hakikati değil; çoğu zaman önyargıyı, kişisel hesapları ve gizli iktidar ilişkilerini büyütür. İnsanların arkasından konuşmak, onları eksiklikleriyle tanımlamak ve duyulan her sözü gerçekmiş gibi yaymak; Alevi ahlakıyla bağdaşmaz.
Alevilikte asıl olan insan kazanmak, gönül yapmaktır. Yolun özü, insanı dışlamak değil; insanı anlamaya çalışmaktır. Çünkü hiçbir insan bütünüyle kusursuz değildir. Her insan eksikleriyle, çelişkileriyle ve yaralarıyla yaşamaktadır. Bu nedenle gerçek olgunluk, başkasının kusurunu büyütmekte değil; onu anlamaya çalışmakta ortaya çıkar. Pirlerimizin “ayıbı örtmek” üzerine yaptığı vurgular tam da bu yüzden son derece önemlidir. Çünkü ayıbı teşhir etmek çoğu zaman insanı kaybettirir; oysa ayıbı örterek insanı kazanmak yolun erkanına daha uygundur.
Bugün toplumsal ilişkilerde giderek yaygınlaşan bir başka sorun da insanların niyetlerini sorgulama alışkanlığıdır. İnsanların hangi duyguyla konuştuğunu, hangi niyetle davrandığını kesin hükümlerle yorumlamak; insanın kendisini hakikatin yerine koymasıdır. Oysa niyeti gerçek anlamda yalnızca Hak bilir. Bir insanın kalbini tartmaya çalışmak, kişinin kendi sınırlarını unutması anlamına gelir. Bu nedenle Alevi öğretisi, insanı hüküm vermeye değil; anlamaya ve dinlemeye çağırır.
Modern çağın bireyci kültürü insanları birbirinden uzaklaştırırken, Alevi yolu muhabbeti ve ortaklaşmayı büyütmeye çalışır. Cem meydanlarının en önemli anlamlarından biri de budur. Cem; yalnızca ibadet edilen bir alan değil, insanların birbirini dinlediği, rızalık aldığı, yüzleştiği ve yeniden ortak bir gönül bağı kurduğu toplumsal bir hakikat alanıdır. Çünkü Alevilikte toplumsal barış, hukuki zorlamalardan çok vicdani ve ahlaki bağlarla kurulmaya çalışılır.
Bugün Aleviliğin özüne sahip çıkmak yalnızca inançsal ritüelleri sürdürmekle mümkün değildir. Aynı zamanda yolun ahlaki değerlerini yaşamın her alanında yeniden üretmek gerekir. İnsanları ötekileştiren, küçümseyen, dedikodu üzerinden ilişkiler kuran ve toplumsal ayrışmayı büyüten anlayışlara karşı; rızalığı, hakikati, sevgiyi ve muhabbeti büyütmek zorundayız.
Çünkü Alevilik, insanı yargılama yolu değil; insanı anlama yoludur. Gönül kırma yolu değil; gönül yapma yoludur. Hakikatin gerçek taşıyıcıları da başkalarının kusurlarını büyütenler değil; kendi eksiklikleriyle yüzleşme cesareti gösterebilenlerdir.
Yol bir gönül yoludur. Bu yol; ayrılık yaratanların değil, birlik kuranların yoludur. İnsanları birbirine düşürenlerin değil, insanı insanla buluşturanların yoludur. Ve bu yolun gerçek yolcuları, sözleriyle değil; ahlaklarıyla, vicdanlarıyla ve insan sevgileriyle hatırlanacak olanlardır.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler