Alevilerde sırat köprüsü İnsanın nefsiyle vicdanı arasındaki mesafedir!
⌈Erdoğan Aslan Kızıldeli⌉
DIŞARDAKİ ASİMİLASYON’a karşı duyarlılık İÇ ASİMİLASYONA karşı neden olmaz?
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikler’inde, Hacı Bektaş Veli portresinden Aslan ve Ceylanın kaldırılması, Devlet Paradigmasının sistematik yürürlükte olan kendi Aleviliğini oturtma eylemidir.
Bu sadece Alevilerin sorunu değil, azınlıkların ve demokrat tüm kesimlerin sorunudur.
Bütün suç devletin ama özelliklede Alevilerin bu gibi durumlara günden güne biraz daha tepkisiz kalmasından da kaynaklanmıyor mu? Öte yandan İnancımız Pirlerin, Erenlerin ve Evliyaların Sözleri ile ve Sembollerimizle kuşaktan kuşağa bugünlere aktarılmış olmasına rağmen, tüm hızıyla, içimizde Muktedir tarafından yaratılmak istenen Ruhban sınıfı anlayışı üzerindende ne yazıkki İnancımızın içeriği ve değerleri Dedelik/Analık veya konumunu korumak telaşıyla davranan İnanç önderleri tarafındanda günden güne yozlaştırılmaktadır.
Gülbenglerimizin içeriğini, Alevi Terminalojisine zıt söylemler üzerinden hale kullanılmakta, eleştirel yaklaşımlar ise, Zahiri söylemler diye es geçilmesi.
Alevilerde Sırat köprüsü İnsanın Nefsiyle Vicdanı arasındaki mesafedir, birnevi Aslanla Ceylan bundan dolayı Rızaşehri anlamında kucakta tefsir edilmiştir.
İslam felsefesinde varlık proplemi iki farklı çerçevede ele alınır ve birbirlerine tamamen karşıt olan bu iki çerçeveden biri, semavi dinler eksenli Allah’ın varlığı yoktan var etmesiyken, öteki ise Varlığın Birliğidir (VAHDET-İ MEVCUD/ VAHDET-İ VÜCUT)
Tüm Alevi felsefesi ve Teolojisi açık ve alêni bir şekilde “Varlığın Birliğine” dayanarak yol almış olsada, ona dâhil olan günümüz toplumsal bilinci; ruhbanlaşma, hızlı bir yozlaşma, eğitim eksikliği ve Dış ve İç asimilasyon süreçleri sebebiyle, ne yazıkki Semavi evrilmeye gitme durumundadır.
Kısaca bâriz bir örnek vermek gerekirse “Varlığın Birliği bilincinden” haberi olmayan bir Alevi’yi; Budda’yı tanımayan bir Budist’e, İsa’yı unutmuş bir Hristiyan’a, Musa’yı hatırlamayan bir Musevi’ye benzetebiliriz.
Bu içler acısı durumu en açık şekilde “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır “
denen zamanın en büyük Batını Hâce Bektaş Dergahından güncellikle örnekleyelim.
Delikli taştan geçmek için birbirleriyle delice yarışanları, Zihinsel engelli çocukların şifa bulurlar ümidiyle türbe önlerinde yatırılmaları, Çeşme önlerinde küçük çocuklara bile öncelik tanımadan kutsal su içme hengameleri, Arapça/Şii tefsirli semboller , boylu boyuna sonradan eklenmiş minarenin gölgesinde İslam sevici yazarların tasfir ettikleri Şii/Alevi kitap satıcıları ve Müze ismi altında bir ticarethâneye dönüştürülmüş Dergâh etrafında, onun geçmişinden çok hediyelik eşyalarına meraklı koca kalabalık grupları…bunları şimdiye dek göz ardı etmişiz.
Şimdi sorarım Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde, Hacı Bektaş Veli portresinden Aslan ve Ceylanın kaldırılmasına eleştirel cılız yaklaşım ne kadar samimice?
Somut ama ve fakatsız, Alevi Kızılbaşlar DERGÂHLARINI ivedi bir şekilde devletten geri almalılardır.
Cumhuriyetin 2.Yüzyılında, Devlet baskısından arındırılmış, İnanç ve Vicdan özgürlüğü çerçevesinde İnancımızı ”Rızaşehri” şiarıyla gelecek kuşaklara aktarmalıyız.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler