Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

ALEVİLER VE SİYASET (5)

Etnik Ya da Dinsel Kimlik Şemsiyesi Altında Değil, İnsanın Gölgesinde Demokratik ve Laik Siyasette Buluşmak Mümkündür.

⌈Turan Eser⌉

Türkiye’de çoğunlukçu siyaset etnik ve dinsel kimliklere sıkıştırılmıştır. Farklı olanı inkar ya da istismar eden şark usülü kurnazlıkla egemenliklerini sürdürmektedir. Örneğin mevcut TBMM partilerinin hiç biri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasını talep edememiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesine parti olarak kimse topluca HAYIR oyu verme cesareti göstermemiştir.

Kısmı resterasyon ya da temsil hakkı üzerinden, laiklik karşıtı diyanetin varlığını şu ya da bu şekilde sürdürmeyi savunmuşlardır.

12 Eylül ürünü siyasi partiler kanunu ve dinsel kimlik siyasetini teşvik etmiş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı koruma altına almıştır. Peki hangi demokratik ve laik ülkede siyasi partiler kanunu devlet adına din ve dindar üreten bir kurumu yasal koruma altına alır?

Dolaysıyla bu çarpıklığa, laiklik ve özgürlükler zemininde köklü bir itiraz konulamamıştır. Sosyalist partiler dışında hiç bir parti, devleti, siyaseti, ekonomiyi dincilik ve din istismarından arındırılmasına dair kararlı politikalar üretmemişlerdir. Tüm partiler kimi aşırı dozda, kimi dozu düşük, kimi şu ya da bu şekilde siyaset retoriğini ve din üzerinden söz kurmaktan kendini kurtaramamıştır.

Sosyalist partiler dışında hiçbir parti devlet tarafından açılmış ve laiklik karşıtı Sünni eğitim yuvaları olan İlahiyat Fakültelerinin, İmam hatip okullarının ve Kuran Kurslarının kapatılmasını “Sünni dindarların oylarını kaybederiz” mazeretiyle talep edecek cesareti gösterememiştir.

Hiçbir parti TBMM’de dinin ve bir mezhebin finansmanının kamu bütçesinde karşılanmasına itiraz edememiştir. İnananların kendi inançlarına dair giderlerini, yine kendi gönüllü finansmanı ise sağlanmasına yanaşmamıştır.

Özetle devleti ve siyaseti dinsizleştirmeyi, vicdanı özgürleştirmeyi ve siyaset dinsel vesayetten kurtarmayı, gerçek laikliğin kurumsallaşmasını, TBMM’de temsil edilen hiçbir parti göze alamamıştır!

Laikliği savunduğunu iddia eden kimi “sol – sosyal demokrat” partiler dahi, bu konudan siyasal utangaçlıklarını, çekincelerini, endişelerini ve laikliği savunmanın dine karşı olmadığını, esasen din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğünün tek güvencesi olduğunu açıkça savunamamıştır. Sürekli “ama” ya da “sosyolojik gerçekler” gibi siyaset bilimi dışındaki, pragmatizm bataklığından kurtulamamışlardır.

TBMM’de verdikleri ve hiçbir etki ve yaptırım gücü olmayan “Soru Önergeleri ya da kendi partilerinde dahi tam oy desteği alamayan “Yasa Teklifleri” ile Alevilere yönelik “bakın sizin için soru önergesi, yasa teklifi verdik” denilmektedir. Fakat TBMM’ne sunulan bu yasa tekliflerine dair ise sokakta tek bir eylem örgütlememişlerdir. Çünkü Alevilerin talepleri muhalefet partilerinin de “asli siyasal işleri” arasında değil, “tali ve oy artırıcı işleri” olarak görülmüştür.

Hiç bir siyasi parti Alevi taleplerini politik faaliyetinin merkezinde “önemli ve önceilikli başlıklar” altına koymamıştır. Herkes kendi siyasal pozisyonunu üzerinden öncelikli hedeflerinin ve asli taleplerinin sözcüsü, mücadelecesi ve bedel ödeyeni olmuştur. Alevi taleplerinin bir kısmının seçim bildirgelerinde yer alması, tek başına bir şey ifade etmeyen, oy almaya yönelik vaatler kataloğudur. Aleviler siyasal alandaki temsili ise sadece “dekor” düzeyinde kullanılmıştır!

Bu tarz siyasetlerin ve vaatlerin samimiyeti alanlarda “Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması” talebinin dile getirilmesi, “Madımak Oteli Utanç Müzesi Olmalı” talebindeki kararlılıkta, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçe görüşmelerinden alınacak tutumlarda, laiklik mücadelesindeki kararlılıkta, dinselleştirilmiş eğitime karşı, başta zorunlu din derslerinin kaldırılması olmak üzere, eğitimde dinselleştirme politikalarına son verilmesi, cemaatler ve tarikatlara karşı açık mücadelede, Alevilere yönelik ayrımcılık, nefret söylemi ve asimilasyon konularında populizmin ötesinde söylem ve eylem oluşturmaktan geçer.

Alevi hareketi açısından siyaset dini ya da etnik kimlik referansları üzerine kurulamaz. Laikliği ve demokratikleşmeyi siyasallaşmanın önemli bir zemini olduğunu savunan Aleviler açısından, siyaset bir dinin ya da inancın diliyle değil, sorgulayan aklın, eleştirel düşüncenin, siyaset biliminin ve siyaset felsefesinin evrensel diliyle yapılır.

Çünkü devlet ve kamu hizmetleri din, iman ve itikaat üzerinden değil, bilimsel akıl, laik siyaset, hukukun evrensel değer ve ilkeleri, insan hakları evrensel standartları ve insan onuruna saygıyı esas alan liyakat ile yönetilir.

Bu nedenle hiç kimse Alevi hareketinin siyaset tarzı ve anlayışından, dini ya da dar bir kimlik siyaseti üreteceğini sanmasın. Aleviler amasız ve fakatsız bir yurttaşlık zemini ve hakkı üzerinden kamucu, laik, demokratik, katılımcı, çoğulcu, doğa haklarına sahip çıkan ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı siyasette yana tutum alma taraftarıdır.

Aleviler Eşit Yurttaşlık Hakkı İle Siyasal Alanda Yaptırım Gücünü Kullanabilir.

Alevi hareketi cumhuriyetin ikinci yüzyılının inşasında, demokrasi, laiklik, adalet ve hukukuk evrensel ilkeleri perspektifinde, herkese güçlü ve yaygın bir şekilde, eşit yurttaşlık ve eşit haklar temelinde ilkesel bir siyaset çağrısı yapabilir.

Hem inkar edilen, ayrımcılığa maruz kalan, ezilen kimliğimize sahip çıkabilir hem de Alevi kimliğinin içine hapsolmadan, kimliģini evrensel değerlerle zenginleşerek yurttaşlık hakkı ile politikleşebilir. Bu bir yandan Alevilerin siyasal alanda bir siyasi özne olarak, diğer yandan tüm toplumsal kesimlerler politik dayanışma imkanı yaratmasına zemin sunabilir.

Maalesef siyaset kendisini salt çoğunluk kimlikleri ve onların kutsal değerleri ve ideolojileri üzerinden inşa etmektedir. Oysa her türlü kültürel kimlik ayrımcılığa ve önyargılara karşı, siyasetin sosyolojisini sivil toplum ve yurttaşlık hakkı üzerinden değiştirecek bir zeminin yaratılmasına katkı sunalabilinir.

Alevilik bu ülkede sadece bir inanç sistemi ve felsefi kimlik değildir. Aynı zamanda ayrımcılığa maruz kalmanın, dışlanmanın ve eşitsizlik dayatmasının mağdur adıdır. Toplumsal barışın, eşit haklar ve eşit yurttaşlık hakkı temelindeki eşitlikçi siyaset alanına, Aleviler siyasal özne olarak katılmalıdır.

Aleviler kendini inkar etmeden, ayrıştırmadan, yetmiş iki millete aynı nazarda bakarak, demokratik, katılımcı, eşitlikçi ve çoğulcu bir siyaset zeminden “güç ve çoğunluk” olanın hiyerarşisine ve bunun kurulmasına izin vermeden, yurttaşların eşitlikçi ve birleştirici olabildiği sürece siyasal alanda güven yaratabilir.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, siyasal alan yeniden yapılanırken, siyaset yeniden dizayn edilirken, Aleviler yurttaşlık temelinde siyasal alanda özneleşerek varobilir.

Tektipleştirici siyasi avcıları avsız bırakmalıyız.

Siyasal alanda ve siyaset cambazlarının ve avcılarının avı olmamaya dikkat edilmelidir. Ama siyasal alanda avcı da olunmamalıdır. Tüm toplumsal kesimlerin farklı ama eşit haklarla birarada ve birlikte olabileceği, tüm kültürel kimlik farklılıklarıyla yeni bir cumhuriyetin, adalet, laiklik, demokrasi, insan hakları ve onuruna saygılı çoğulculuk zeminde inşasına katkı sunmak adına, Alevi hareketi daha sıkı ve eşitlik hukuku içinde birbirine kenetlenebilir. Bu kenetlenmeyi hem kendi içinde hem de müsahipleriyle, eşit haklar ve eşit yurttaşlık hakkını savunarak sağlayabilir.

Aleviler, Türkiye siyaset tarihinin “ötekisi”, “oy deposu”, “istismar kitlesi” kalıbını, ezberini yıkmalı ve siyaset yapma biçimini değiştirmeye aday olmalı. Toplumsal gücünü, tarihsel birikimini ve siyasal tecrübesini yurttaşlık kimliği ile siyasal alanda sivil demokratik baskı ve yaptırım için kullanabilir.

Siyaset Retoriği Alevifobya’dan Arındırılmalıdır.

Alevifobya’yı toplumsallaştıranlara karşı mücadele edebilir ve siyasal alanın yuhalatılanı değil, siyasal alana insan merkezli siyaset felsefesini sunacak ve kurucu olmaya aday olabilir .

Alevi kimliğinin “vebalı” ve siyasal alanın kullanışlı “siyasal dolgu mazemesi” olmayacağını ancak kendi toplumsal iradesini, dieğr toplumsal güçlerle birlikte ortaya koyabilir ve siyasal değişime katkı sunabilir. Eğer çocuklara onurlu bir gelecek bırakmak istiyorsak, miting alanlarında “Alevilik kültürüyle yetişmiş bir insandır, Alevidir.” “Hani Alevilik kültüründen gelen birisidir ya, hani Alevilik vardır ya kendisinde”, “bu beyefendi güya Alevilik kültürünü de bilir diyorlar, Alevi’dir diyorlar.”diyerek meydanlarda onbinlerce insan tarafından “Yuuuuuuhhh!” diye yuhalanan Aleviler olmak istemiyorsak, Alevifobya’sına karşı, insan sevgisi, toplumsal çeşitlilik temelinde barış için siyasal alanda, eşit haklar ve eşit yurtaşlık hakkı üzerinden örgütlenmek zorundayız.

Her seçim “kime oy vereceğiz ki, mecburen buna verdik” demek zorunda kalmayalım. Siyasal alanın nefret söylemlerine maruz kalmamak, her seferinde yaralamızı kanatmamak, içimizdeki acıyı büyütmemek, daha çok parçalanmamak için, eşit haklar ve eşit yurttaşlık temelinde tüm sol ve sosyal demokrat zeminde buluşmak isteyenlerle iri, diri ve bir olmalıyız.

Alevi İstismarı Siyaset Kurumlarının Elinden Alınmalıdır.

Siyaset kurumlarının elindeki Alevi istismarı alınmalıdır. Kimliklerin dar kuyularına sığmayacak insan ve yurttaşlık kimliğimizi görünür kılınmalıdır. Seçim öncesi içi boş ajitasyonlara, duygu sömürülerine, hamaset edebiyatına set çekebilmeli ve siyaset ile onurlu, ilkeli ve eşit haklar zemininde ilişki kurulmalıdır. Alevi hareketinin esas hedefi olan, eşit yurttaşlık ve eşit haklar siyaseti, kamucu, toplumcu, laiklik, demokrasi ve adalet ekseninden talepleri ve mücadelesi daha yüksek sesle konuşmaya başlamalı diye düiünüyorum.

Gerçek şu; Alevilerin mağduriyetlerini ancak Alevi hareketinin siyasallaşması ve siyasal zeminlerde yurtaşlık olarak ve kendi sözünü kurarak Türkiye’ye aktabilir, toplumsal barışın teminatı olan, eşit haklar ve eşit yurttaşlık için, tüm demokratik kamuoyu ve muhalefet dinamikleriyle birlikte siyasallaşmak kaçınılmazdır.

Aleviler kendine olan özgüveni ve yurttaşlar hareketini müsahipleriyle birlikte örgütlemelidir. Hiç bir toplumsal kesimin birbirini kendi içinde eritmediği eşitlik hukukuna saygı ile siyasallaşması benimsenmelidir. Siyaset alanı Aleviler gibi diğer toplumsal kesimlerin ötekilerini nesneleştiren, pasifleştiren olmamalıdır. Alevi hareketi buna karşı Alevileri siyasete özne ve etkin katılımına dair bir özgüveni örgütlemeli ve buna denk düşecek siyaset üretmelidir. Dolaysıyla farkllı siyasal yapılar tarafından üretilmiş politikalara ve yazılmış hikayelere teslim olmak yerine, Alevi hareketi herkes için yaşanabilir ve toplumsal barışa hizmet edecek politik bir tutum oluşturabilir. Bu politik tutum eşit yurttaşlık hakkı üzerinden ve kimlik üstü yurttaşlık siyaseti oluşturmayı ve siyasallaşmayı mümkün kılabilir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir