Çar. Nis 29th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

FEDA Eş Genel Başkanı Demir Çelik: “Bu Anıt Sadece Bir Taş Değil, Bir Halkın Hafızasıdır!”

4 Mayıs 2025 tarihinde Almanya’nın başkenti Berlin’de açılışı gerçekleştirilen Dersim Soykırımı Anıtı, sadece bir hafıza mekânı değil, aynı zamanda tarihle yüzleşme çağrısıdır. Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) ile Berlin Dersim Kültür Derneği tarafından inşa edilen bu anıt, 1937-38’de yaşanan Soykırımı’nın tanınması ve unutturulmaması için verilen mücadelenin sembolüdür. Ancak anıtın açılmasından kısa bir süre sonra, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek‘in “Bu anıtı yıktıracağım” yönündeki beyanı, Alevi ve Dersimli kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılandı.

Bu açıklamanın ardından, Alevi Haber Ağı Genel Yayın Yönetmeni olarak, Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelik ile bir röportaj gerçekleştirdim. Çelik, hem anıtın tarihsel ve toplumsal önemini hem de Dersim Soykırımı’nın tanınması yolunda karşılaşılan engelleri değerlendirdi. Röportajda, aynı zamanda Alevi halkının kendi kimliğiyle örgütlenme, kurumlaşma ve tarihsel sorumluluğuna dair güçlü mesajlar da yer aldı.

Doğu Perinçek’in “Dersim Soykırımı Anıtı’nı yıktıracağız” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğu Perinçek, yıllarca solcuyum diyerek, toplumu aldatan faşist, ırkçı biridir. Kürtlere, Alevilere ait tüm değerleri inkar eden, tehdit ve şantajla kin kusan biridir. Dersim soykırımı ile yüzleşeceğine, yıllar sonrasında hafızayı canlandırmak için yabancı bir ülkenin başkentine dikilen anıtı yıkma tehdidi bizim nezdimizde yok hükmündedir. 

Bu açıklamayı, Alevi toplumuna ve Dersimlilere yönelik bir tehdit olarak görüyor musunuz?

Doğu Perinçek, daha öncede Ermeni soykırımına karşı haddini aşan söylem ve girişiminde bulunan tetikçi ve ırkçı biridir. Perinçek’in, Berlin’de 4 Mayıs’ta dikilen anıtı yıkacaklarını söylemesi: esas olarak Dersim’e ve Dersim’de yaşatılan Raa Heq inanç sahiplerine tehditdir. Kürt Alevi süreğini ve sürek değerlerini tanımamak ve inkar etmek demektir. Elinden gelse inkarla da kalmayıp, Maraş, Sivas, Çorum ve Gazi’de olduğuna benzer katliamlar yapmanın sözü anlamına gelmektedir.

Berlin’deki Dersim Anıtı sizce neyi temsil ediyor? Bu anıtın sembolik ve politik anlamı nedir?

Bilindiği gibi Türk Ulus devleti, 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla Dersim soykırım kararı alır. Onbinlerce Dersimli katledilir, onbinlercesi zoraki sürgüne gönderilir. Kız çocukları subaylara peşkeş çekilir, kadınları taciz ve tecavüze uğramamak için kendini Munzur’un azgın sularına bırakırlar. İşte 4 Mayıs 2025’te Berlin’e dikilen bu anıt; Dersim’de yaşatılan soykırımın hatırlatılması, yüzleşmenin ve hesap sormanın hafızası ve tarihsel belleği olma özelliğini taşımaktadır. Dolayısıyla Dersim’in ruhu, kimliği ve tarihsel hakikatinin belleğini temsil etmektedir bu anıt. Bu anlamıyla devleti yüzleşmeye ve hesap vermeye davet eden bu anıt, aynı zamanda bizlere de Dersim soykırımını unutmamanın, unutturmamanın hafıza merkezi olmaktadır. 

Almanya’da yaşayan Alevilerin ve Dersimlilerin bu anıta verdiği önemi düşündüğümüzde, bu tür çıkışların amacı sizce nedir?

Soykırımlara karşı ikili faaliyeti yürütmek gerekiyor. Birincisi devleti hesap veren, özür diliyen ve hesap veren siyasal ve diplomatik ilişkiler. İkincisi de soykırma uğrayan biz Dersimlilerin soykırımla yüzleşmemizdir. Bu da bizim dilimize, kimliğimize, kültürümüze ve inancımıza sahip çıkmamızdır. Bu değerlerimizi ortadan kaldırmak isteyen, başkalaştırmaya uğratmak isteyen devlete inat, bizler değerlerimizi yaşatıp yarınlara taşıyabilirsek çok önemli bir şeyi başarmış oluruz. 

Perinçek’in bu açıklamasıyla hedef aldığı yalnızca bir anıt mı, yoksa hafızamız mı?

Anıt; Alevilerin yaşadıkları soykırımların sembolik bir temsiliyetidir. Perinçek’in; “anıtı yıkacağız” sözü değerlerimize, kimliğimize ve inancımıza tahammülsüzlüğün dışa vurumudur. Bu anlamda Alevi hakikatının hafızasını karartmak, tarihi belleğini ortadan kaldırma amaçlı olduğu açıktır. Bu söz ve yaklaşım inkarcı, katliamcı ve soykırımcı zihniyette ısrarcı olacaklarını göstermektedir. 

Türkiye’de inkâr politikaları hâlâ sürerken, Avrupa’daki hafıza mekânları sizce nasıl bir işlev görüyor?

Berlin’deki anıt, AABK’nin Madimak Dijital Müzesi ve Rıza Şehri Akademisi’nin Alevi Ansiklopedisi Dijital Platformu kültürel soykırıma karşı Alevi inancının hafıza mekanlarıdır. Bu mekanları çoğaltmak ve çeşitlendirmek gerekiyor. 

Bu açıklamaya karşı Alevi kurumları olarak ortak bir tavır geliştirmeyi düşünüyor musunuz? Bir çağrınız olacak mı?

Sadece açıklamaya karşı değil, asıl olarak fiziki soykırım tehlikesine karşı olduğu kadar kültürel soykırıma karşı da Alevilerin ortak ve birlikte mücadelesine ihtiyaç vardır. Yol bir sürek binbir dustürü gereğince; her Alevi süreği özgünlüğünü koruyarak Alevi üst kimliğinde birlikte mücadele içinde olması gerekiyor. Barış ve Demmokratik Toplum çağrısının gündemde olduğu bu süreçte Aleviler olarak sürecin öznelerinden biri olmayı başarabilirsek eşit vatandaşlık haklarımızın elde edilmesini gerçekleştirmiş oluruz.

Dersim Soykırımı’nın tanınması için verdiğiniz mücadeleye dair şu anki politik iklimde ne tür engellerle karşılaşıyorsunuz?

Türk devletinin Dersim soykırımı ile yüzleşmesi ve hesap vermesi yönlü yürüttüğümüz mücadelede siyasi, diplomatik ve parçalı yapıların varlığı, kurumsallaşamama gibi engeller söz konusudur. Soykırımlara maruz kalan halklar asıl olarak soykırımla yüzleşmelidir. Devleti soykırımla yüzleşmesini istemek, hesap vermesi mücadelesini yürütmek elbetteki meşru olandır. Bununla birlikte biz Dersimliler; coğrafyamıza, dilimize, kültürümüze, inancımıza sahip çıkabilir, bu değerlerimizi sever ve toplumsallaştırabilmenin kurumlarına ve örgütlü mücadelesini yürütebilirsek yeni soykırımların önüne geçmiş oluruz. O nedenle zaman geçirmeden soykırıma karşı ortak mücadele alanlarını çoğaltmalı, eşgüdüm ve koordinasyon esasıyla hareket eden nitelikli kurumsallığa ihtiyaç vardır. Bunu başarabilirsek çok şeyin üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum. 

Teşekkürler Demir Başkan

Demir Çelik’in de altını çizdiği gibi, Dersim Soykırımı’yla yüzleşmek yalnızca devletin değil, aynı zamanda Dersimlilerin, Alevilerin ve vicdan sahibi tüm halkların tarihsel sorumluluğudur. Berlin’de açılan Dersim Soykırımı Anıtı, geçmişin acılarını görünür kılmanın ötesinde, geleceğe dönük bir yüzleşme ve direnç çağrısıdır. Bu tür hafıza mekânları, sadece birer anı değil, aynı zamanda halkların hakikat ve adalet arayışında önemli birer eşiktir.

Alevi toplumu olarak belleğimizi korumak, değerlerimize sahip çıkmak ve bu topraklarda bir daha benzeri acıların yaşanmaması için örgütlü mücadelemizi büyütmeliyiz. Bu röportaj da bu mücadeleye bir katkı, hakikatin sesi olma çabasıdır.

Röportaj sorularına içtenlikle cevap veren FEDA Eş Genel Başkanı Demir Çelik’e çok teşekkür ediyorum.

Hasan Subaşı
Alevi Haber Ağı Genel Yayın Yönetmeni

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir