Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Yönetim Üyesi ve Gütersloh AKM Başkanı Bahar Coşkun, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri dolayısıyla bir yazı kaleme aldı. Coşkun, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin nefesiyle yoğrulmuş yolun kadim bir emanet olduğunu vurgularken, Alevilerin kutsallarına ve değerlerine sahip çıkmasının önemine dikkat çekti. Yazısında Çorum Tarhan Köyü Cemevi’nde yaşanan saygısızlığı da eleştiren Coşkun, birlik ve dirlik içinde geleceğe yürüme çağrısı yaptı.
Alevi değerlerini esas alan bu önemli yazıyı yayınlıyoruz:
Serçeşmemiz Yolumuzun Emaneti, Kutsalımıza Sahip Çıkmak Görevimizdir!
Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin nefesiyle yoğrulmuş yolumuz, dün olduğu gibi bugün de, yarın da bizlere emanettir. Serçeşmemiz yalnızca bir mekân değil; adaletin, eşitliğin, kardeşliğin ve Hak aşkının sembolüdür.
Tarih boyunca türlü engeller, oyunlar ve baskılar yaşandı. Katliamlarla, sürgünlerle, zindanlarla bizleri yolumuzdan döndürmek istediler. Ama başaramadılar, başaramayacaklar. Çünkü Alevilik gönüllerdeki çerağdır; gönülde yanan ışığı hiçbir güç söndüremez.
Alevi inancı, kimsenin belirleyeceği kalıplara sığmaz. Bizim görevimiz, bu kutsal emaneti özünden koparmadan gelecek kuşaklara aktarmaktır. Her inanç topluluğu, kendi kurumunu kendi kültürüne ve inancına bağlı kalarak özgürce idare etme hakkına sahiptir. Bizim de talebimiz budur: kendi yolumuzu, kendi hizmetimizi, kendi irademizle belirlemek. Bu haktan sapılmamalı, yapılan yanlışlardan derhal geri dönülmelidir.
Nitekim son günlerde Çorum Tarhan Köyü Cemevi’nde ezan okutulması, inancımıza ve kültürümüze yapılan açık bir saygısızlıktır. Bunu en kesin ifadelerle kınıyoruz. Bu büyük hata, en kısa zamanda düzeltilmeli ve bir daha tekrarlanmamalıdır. Her inanç kendi özgün değerleriyle var olmalı, hiçbir kurum başka bir inanca benzetilmeye zorlanmamalıdır.
Sıkça dile getirildiği gibi, “kimse ayrıştırılmıyor, kimsenin hakkı yenilmiyor” deniyorsa, bunun gerçekliği artık icraatla gösterilmelidir. Haklarımızı koruma altına almak, yalnızca propagandada değil, yetkili kurumların ve idarecilerin sorumluluğu ile somut çalışmalarda hayat bulmalıdır.
Görev ve sorumluluk makamında olanlar; serçeşmemizi, inancımızı ve kültürel değerlerimizi korumak, görünür kılmak ve eğitim yoluyla gelecek kuşaklara aktarmak zorundadır. Çünkü gerçek barış, ancak hakların tanınmasıyla ve sözlerin eyleme dönüşmesiyle mümkündür. Bu noktada kültür ve inanç zenginliklerimizin çocuk yaşta öğretilmesi hayati önemdedir. En kısa zamanda ilkokullarda başlanacak bir eğitimle, farklı inançların ve kültürlerin değerleri çocuklara aktarılmalıdır.
Bu eğitim yalnızca okul sıralarında kalmamalı; hayatın içinde süreklilik taşımalı, her yerde insanların gözünün önünde tutulmalıdır. Ancak bu şekilde yeniden bir birlik anlayışı yaratılabilir. Halkın içinde barış ve karşılıklı saygı, ancak bu yolla güçlenir; bu yol insanlarda ayrışmaya değil, birliğe hizmet eder.
Örnek verecek olursak; Hatay ve Antakya, Anadolu’nun birçok bölgesinde olduğu gibi, farklı inançların, kültürlerin ve dillerin yüzyıllarca yan yana yaşadığı sembol bir coğrafyadır. 6 Şubat depremi sonrasında bu zenginlik ağır bir şekilde sarsılmış, insanlar yaşanan yıkım ve zor şartlar nedeniyle göç etmek zorunda kalmıştır. Ancak bu acı durum adeta kullanılmaya çalışılarak; kültür zenginliğini bilmeyen ya da bilmek istemeyen toplulukların bölgeye yerleşmesine imkân verilmiştir ve böylece bu eşsiz mozaiğin büyüsü bozulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.
Unutulmamalıdır ki, bu miras yalnızca Hatay ve Antakya’nın değil, tüm Türkiye’nin ortak değeridir. Eğer bu kültür mozaiği korunur ve ülke geneline yayılabilirse, gerçek bir kardeşlik ve barış iklimi yaratılabilir. Hatay ve Antakya’nın mozaiği bize gösteriyor ki, farklılıklarımız bir arada yaşadığımızda bizi zayıflatmaz; tam tersine, ülkemizi daha güçlü kılar.
Unutmayalım: bizim kuru lokmamız, gönülden paylaşıldığında en büyük sofralardan değerlidir. Çünkü o lokmada hak, adalet, rıza ve sevgi vardır.
Bugün bizlere düşen, Hünkar’ın huzurunda bir araya gelmek, birlik ve dirlik içinde geleceğe yürümektir. Bu yolda en büyük gücümüz, birliğimiz ve inancımız olacaktır.
Geleneğimiz bize öğüt verir:
Bir olalım, iri olalım, diri olalım.
16–18 Ağustos tarihlerinde yapılacak olan Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’nde bir araya gelen, yolumuza sahip çıkan, mücadele gösteren tüm canlara ve Alevi örgütlerimize selam olsun.
Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler