Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Diyalog ve İletişim Gelişimdir, Geliştirmeliyiz!

Erdal Boyoğlu

Avrupa’da pratikte öğrendiğim güzel iki kavram; diyalog ve iletişim.
Toplum ve birey ilişkisi insana dair; sevgi ve dostluk için gereken en elzem yaşam ilişkisi “diyalog ve iletişim”dir.

Bu sorumluluğu taşımanın bilincinde olursak; güneşin altında yaşayan tüm canlılara çok şey kazandıracağının farkındalığını biliriz. Doğayı korumanın ve sevmenin bilincine sahip oluruz!

Farklılıklara karşı barış bilincini başardığımızda, işte ırkçılık, şovenizm, önyargı ve dedikodularla mücadelede bir yol alırız. Bu, hiçbir zaman alt yapı üst yapı kolaycılığı değildir. Dolayısıyla beyaz önlüklü, sanatçı, akademisyen ya da memur-işçi-köylü olmasına indirgenemez. İnsana dair üslup yaratabilmeyle, biçimsel yapılar kurabilmeyle ilintilidir.

İnsanı hissettiğiniz kadar, nasıl söylediğiniz de önemlidir. Egemenler, farklı dinden, inançtan ve farklı düşüncelerden insanların özgürce yaşayacağı bir toplumu tehdit gördükleri için düzenlerini ırkçı propagandalarla, dinci kindarlıkla ve ayrımcılıkla sürdürmektedir. Ve barış içinde bir arada yaşamak isteyenleri, farklılık zenginliktir diyenleri vatan haini ilan etmektedir.

Buradan baktığımızda iletişimden ve diyalogdan söz etmek olanaklı değildir. Toplumdaki gelişmeleri manipülasyonlarla yeniden inşa ederken, buna karşı çıkanlara ise şiddet ve vahşet uygulamayı, mahpuslara göndermeyi bir görev saymaktadır.

Toplumsal sorunların özü, iletişimi ve diyaloğu dayanışma içinde yalansız dolansız yaşaması elzemdir. Kendini iyi zannedenle değil, güzel insanlarla buluşmaktır. Buna ihtiyacımız var.

Nedeni çok açık: Toplumdaki tüm ilişkilerin kaçınılmaz varlığı sınıfsal ve kültürel niteliği bakımından toplumsaldır. Eğer birey ve toplum, diyalog ve iletişim halinde olursa bu büyük bir gelişimdir.

Peki, bu kültürel farklılığı, toplumsal ilişkileri nasıl sağlayabiliriz? Belirli koşulları, belirli etkenleri nasıl çözümleyebiliriz? Yaşamın içinde her ilişki aynı zamanda bireyseldir. Çünkü bireysel olmayan ilişki yoktur. Bu yüzden bireyselliği hatta bireyciliği diyelim.

Her şey bilince, bilgiye, sorgulamaya, diyalog ve iletişime dair bir bakıştır.

Bunu insan ilişkilerinde yaratıcılık olarak algılayalım. Birey-toplum bütünlüğü içinde yaşamak ve yansıtmak önemlidir. Neler aldık, neler verdik? Çok kültürlülük, dünya vatandaşı olma, uyum, asimilasyon, kültürel zenginlik, çeşitlilik ve çoğulculuk. Çok renkli farklılıklarla, bilemediğimiz, göremediğimiz ama birlikte paylaştığımız bir dünyanın içindeyiz. Bilinçli bilinçsiz, gerekli-gereksiz korkuların ve birbirimizle ilgili ön yargıların yapay gündemlerin, korku kültürünün ürünü olduğunu ancak diyalog ve iletişimle başarabilmeliyiz ve de göstermeliyiz. Bizi bizden dinleyerek doğrudan konuşacak ve tanıyacak.

Bütün bunları bir araya getirdiğimizde çok farklı çalışmalar, belgeseller, ilişkiler ortaya çıkacak. Şuraya gelmek istiyorum: Diyalog ve iletişim konusuna;

  1. Niçin yazıyoruz ve öz olarak ne demek istiyoruz.

  2. Biçim olarak nasıl söylemeliyiz.

  3. Nelere dikkat etmeliyiz.

İnsan ilişkilerinde yaşamı tanımak, yaşamak diyoruz öncelikle. Gerçek; sevgisizliğin ve sevginin, dostluğun ya da dostsuzluğun, bireyin içinde yaşadığı toplum düzeninden beslendiğini biliyoruz.

Buradan gelişip, buradan hız alacağı çok doğaldır. Ancak içinde yaşadığımız toplum-birey düzeninde insanları mutlu görmenin, sevgiyi dostluğu paylaşmanın çok uzağındayız.

Uzak olduğu zaten ortada, su götürmez. Bozuk düzenin çarkları insanları yutuyor, yiyip bitiriyor. Bu bozuk çarkı hep birlikte görüyoruz.

Düşünsenize şöyle bir; “Babana bile güvenme”, “Kardeşine güvenme”, “Tırnağın varsa başını kaşı”, “Nerede çokluk, orada bokluk” deyimleri ne anlam ifade etmektedir.

Dil, din ayrımcılığı ve üstün kültür ayrımcılığı insanları zehirlemektedir. Toplumu güvensiz ve ayrımcı ilişkilere ve de bencil ilişkilere teşvik etmektedir. Hatta babayı, kardeşi bile birbirine düşmanlaştırıyor.

Toplumu uyandıran sosyal gelişmeler, sokak gösterileri, doğayı koruma dayanışmaları, hayvanları koruma eylemlilikleri umut veriyor. Kadınların direnişi güç ve güven veriyor.

Umut veren güzel insanlara ve güzel gelişmelere diyeceklerimiz var. Diyalog ve iletişim ile konuşmaya, tartışmaya, düzeltmeye ve birbirimizi uyarmaya ihtiyacımız var. Birbirimizi anlamaya, diyalog ve iletişime ihtiyacımız var. Bu ihtiyaçlara ısrarla devam etmeliyiz. Sevgiyle, dostlukla, konuşmayla yüreklerin birbirini çektiğini bilmeliyiz ve yakınlaşmalıyız. Yani gerçekçi dayanışmanın içinde olmaya devam etmeliyiz.

Birey-toplum arasında “diyalog ve iletişim” geliştikçe barış içinde bir arada yaşamın duyarlılığı da bir başka olur. Toplumun değişimini algılamak, dönüşümünü yakalamak için sosyal yaşamın içinde ilişki yolları aramalıyız. Kin ve nefret söylemleri asla bizim lügatimiz olmamalı. Küsme ve dışlama asla olmamalı. İnsanı seven, insana değer veren duygularımızdan taviz vermeden, dedikodudan, önyargıdan ve şiddetten uzak durmalıyız.

Emekten yana olmanın zorluğunu biliyoruz. “Devlet baba”, “Devletin vurduğu yerden gül biter” diyen bir potansiyel kitle var. Dinci kindar, ırkçı milliyetçi bir nesil var. Sessiz ve suskun bir kitle var. Devletin otoriter baskı rejimi var.

Dolayısıyla biz emekçilerin empati, sempati ve güvene dayalı ilişkilerde güzel dostluklara, diyalog ve iletişime ihtiyacımız var. İnsan ilişkilerini geliştirmek elzemdir ve çok kıymetlidir. Sevginin yanında sevgimizi, varlığımızı, dostluğumuzu gerçek bir iletişimle, gerçek bir dayanışma içinde olduğumuzun samimiyetini yaşamalıyız. “Diyalog ve iletişim” yaşamın içinde somut olmalıdır.

Sosyal yaşamda iyileri ve kötüleri görüyoruz. İyiliği ve kötülüğü de görüyoruz. Bencil ve çıkarcı ilişkiler her türlü kötülüğün aynasıdır.

Söylenme, söyle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir