Alevilikte Hukuk, Sorgu, Görgü ve Dar Anlayışı: Kadim Bir Etik Sistem Olarak Rızalık Hukuku
⌈ Hüseyin Akkuş⌉
Özet
Bu çalışma, Alevilikte hukuk, sorgu, görgü ve dar kavramlarının tarihsel ve toplumsal temellerini incelemektedir. Alevi toplumsal düzeninde hukuk, devlet ya da din kurumlarından bağımsız olarak; rızalık, adalet, eşitlik ve gönül birliği ilkeleri üzerine kurulmuştur. Bu sistem, cezalandırıcı değil, uzlaştırıcı bir yapıya sahiptir. Alevi toplumunda “dar” kavramı, bireyin kendi vicdanında hesap vermesini, özünü sorgulamasını ve arınmasını simgeler. Bu yönüyle Alevilik, etik temelli özgün bir hukuk anlayışı geliştirmiştir.
Anahtar Kelimeler: Alevilik, rızalık hukuku, dar, görgü, cem, adalet, etik.
1. Giriş:
Alevilik, tarih boyunca baskılara rağmen kendi inançsal ve toplumsal düzenini korumuş, özgün bir hukuk anlayışı oluşturmuştur. Aleviler, birlik ve dirliklerini, devletten, dinden resmi mahkemelerden bağımsız; “Kendine reva görmediğini başkasına görme, eline diline beline sahip ol” ve “Rızalık al ver” ilkesine bağlı olarak, cemlerinde sorgu, görgü, dar, rızalık ilkesi kendi hukuk sistemi içinde sağlamışlar.
Aleviler, kadim dönemlerden itibaren adalet ve barışı, dışsal otoritelerden değil, cemlerde uygulanan rızalık ilkesinden türetmişlerdir. Bu yönüyle Alevilik, bir “etik toplum” modeli sunar.
2. Rızalık Hukuku: Adaletin Temeli
Alevilikte hukuk, “rızalık” kavramı üzerine kuruludur. Rızalık; gönüllülük, eşitlik, paylaşım ve karşılıklı hoşnutluk demektir.
Aleviliğin rızalık şehri öğretisi doğa anamızın bize sunduğunu “NİMETLERİ” rızalıkla paylaşmayı, ezmeden ezilmeden birlikte barış içinde mutlu, komünal ortak yaşamı hedefler. Alevilikte rızalık, rızalık alıp verme, gücü oranında üretime katılma, ihtiyaca göre paylaşım, eşitlik, adalet, karşılıklı saygı ve toplum içi barış gönül birliği vs. Tüm insanlığın geleceği özlemi modern paylaşımcı bir düzen kurmayı amaçlar.
Toplum içindeki her mesele, önce tarafların rızalığı alınarak çözülür.
Pir, cemin başında canlara şu soruyu yöneltir:
“Aranızda küskün, dargın, alacaklı, verecekli olan var mı? Birbirinizden razı ve hoşnut musunuz?”
Bu soru, Alevi hukukunda yargının ve vicdanın başlangıç noktasıdır. Çünkü rızalık olmadan cem başlamaz, yol yürümez.
Alevilikte adalet anlayışı, kazanan–kaybeden dengesine değil, her iki tarafın da kazandığı bir dengeye dayanır.
Pir, “Aşığa Şan Dervişe Nişan” herkesin birbiri ile niyazlaşmasını ister. Canlar dara kalkacağını veya kaldırılabileceğini bildiği için, cemden önce gider küskün dargın alacaklı verecekli olduğu kişiler ile barışır sorunu çözer veya arabulucu olarak Pir çağrılır, sorunlar çözülür ceme öyle girilir. Ufak tefe hatalar müşkülükler, cemde rızalıkla, sembolik uyarı cezaları ile af edilir kaldırılır.
Modern hukukta yeni uygulanan arabuluculuk kavramı, Alevi hukuk sisteminde yüzyıllardır “Pir’in hakemliği” biçiminde var olmuştur.
3. Sorgu, Görgü ve Öz Denetim
Alevi toplumunda birey, yılda en az bir kez “görgü cemine” katılarak topluluk önünde hesap verir. Bu cemlerde kişi, öz eleştirisini yapar, varsa hatalarını kabul eder, zarar verdiği canlardan rızalık ister.
Küçük hatalar, rızalıkla affedilir, bir anlamda canlar ikrarını tazeleyip, sorgu görgüden geçip aklanmış olur. Ancak; kasten bir cana kıymak (öldürmek), tecavüz gibi ağır suçları affedilmez kişi “düşkün” sayılır. Yol cümleden uludur denilerek yoldan toplumdan atılır.
Görgü cemleri, toplumsal düzenin vicdani denetim mekanizmasıdır. Burada kişi, hem kendi özünü hem de toplumsal ilişkilerini dara çeker.
Bu durum Alevilikte “ölmeden önce ölmek” öğretisiyle örtüşür.
4. Dar Kavramı ve Darda Duruş Biçimleri
“Dar” sözcüğü Arapça kökenli olup “sıkıntı, zorluk, dara düşmek” anlamlarına gelir. Alevi terminolojisinde ise dar; kişinin vicdanıyla yüzleşmesi, özünü hakikate çekmesi anlamını taşır.
Alevi hukuk sisteminin temelini, etik eğitim, suç işlememeye, yapılacak işleri rızalıkla yapmaya ve özünü DAR’a çekmeye, özeleştiriye dayalı olduğu görülmektedir.
Alevilikte dört dar duruş biçimi vardır:
1. Kadın-Ana Darı: Eller göğüs veya bel üzeri ve sağ ayak başparmağı, sol ayak başparmağı üzerinde çapraz “mühürlenir”. Bu aynı zamanda ölmeden önce ölmek anlamına gelir. Hakka yürüyen canlar bu şekilde el ayakları mühürlü toprağa sır edilir. Bu duruş, yeniden doğuşu ve teslimiyeti simgeler. Alevi yoluna giren bir kişi, yeniden anasından doğmuş gibi temiz masum, ömrünün sonuna kadar yola girerken verdiği ikrarına bağlı dar’dadır. Arkeolojik bulgular, bu dara duruş şeklinin Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunan 5-6 bin yıllık Anatanrıça heykellerinde de görülmektedir. Aleviler öbür dünya, ahiret sorgusuna vs. inanmazlar, cemlerde dara durularak bu dünyada sorgu görgüden geçerler. Bu nedenle bir can hakka yürüdükten 40 gün sonrası, “Dardan indirme” erkanı yapılır.
2. Mansur Darı:
Hallacı Mansur’un “Enel Hak” öğretisini temsil eder. Bu darda, baş boyundan asılmış gibi hafif yana eğik, sağ el kalp üzerine konur sol el yan tarafa uzatılır.
3. Nesimi Darı:
Derisi yüzülen Nesimi’yi anımsatır. Kişi diz üstü oturur, baş yana eğik, sağ el kalp üzerindedir. Kendi postu üzerinde “hakikat için bedenim feda” anlamında durur.
4. Fazlı Darı:
Kalbinden karnından hançerlenmiş gibi yere kapanıp, baş avuç içinde meydana konulur. “Yüzümü yere düşürmem, kendi ellerimle serimi (başımı) bu yola serdim” sözüyle özdeşleşir.
Cemlerde genellikle Kadın-Ana ve Mansur Darı topluca uygulanır; diğer darlar bireysel durumlarda icra edilir.
5. Niyaz ve Edep Anlayışı
Alevilikte “niyaz”, dua etmenin ötesinde, gönül temizliği, el emeği ve rızalık ifadesidir.
Cemlerde Pir bir gülbenk verdiğinde veya zakirler bir deyiş okuduğunda son beyitte deyişi yazan aşığın adı geçtiğinde, AŞK ile can cana diye, Alevilikte sembolik anlamları olan EL’e emeğe “niyaz” edilir. Niyaz; niyet dilemek istemek, arzu etmek, el emek ve temiz kalp, gönül rızalığı ile işi oluruna bırakmak karşılıklı razı hoşnut olmak kabullenmek vs. anlamlara gelir. Sağ el kalbe, sonra dudağa, bele ve/ya yere meydana götürülür. Bu “edeb”
“Elime, dilime, belime sahibim. Özüm sözüm bir, niyetim Hak içindir.
Bu edep öğretisi, Alevi hukukunun en temel ahlaki çerçevesini oluşturur.
Cemde sorgu görgüye kalkan canlar örnek şöyle bir tercüman okur. Sonra canlardan rızalık alınır Pir Görgü gülbengi verir.
Desturu Pir…
Eli erde Seri Meydanda
Özü Mansur darında
Kâmili insanlık yolunda.
Doğduk, Ölmeden öldük,
Erenler meydanında Pir divanında
Görgüden sorgudan geçmeye
Nesimi gibi yüzülmeye
Mansur gibi asılmaya
Fazlı gibi hançerlenmeye
Tüm hata kusurlarımızı elimize aldık
Başı açık yalın ayak geldik meydana.
Geçtiğimiz 1 yıl içinde;
Bizlerden ağrınmış incinmiş olanlar varsa
Dile gelsin bile gelsin, meydana gelip
Hakkını talep etsin.
6. Toplumsal ve Tarihsel Yansımalar
Geçmişte Pir, talip ve mürşit aynı köyde yaşar; herkes birbirini tanırdı.
Bu yakın sosyal yapı, Alevi hukukunun işlevselliğini kolaylaştırıyordu.
Bugün ise kentleşme ve bireyselleşme süreci bu bağları zayıflatmış olsa da, rızalık hukukunun özü hâlen cemlerde, derneklerde ve inanç önderleri aracılığıyla yaşamaktadır.
Resmi hukuk sisteminde daima bir kazanan bir kaybeden vardır. Genelde çok uzun ve maddi açıdan pahalı bir çözümdür. Alevi rızalık hukuk sisteminde her 2 tarafında kazandığı eşit olduğu rızalığa dayalı bir çözüm yolu bulunmaya çalışılır. Bugün resmi hukuk sisteminde önce arabuluculuk yöntemi denenmektedir.
Modern hukukta “arabuluculuk” veya “uzlaştırma” kavramları, Alevi geleneğinde yüzyıllardır Pir–Talip ilişkisi üzerinden pratiğe dönüşmüştür.
Bu bağlamda Alevilik, günümüz hukuk sistemine alternatif değil, tamamlayıcı bir vicdan hukuku sunar.
7. Sonuç
Alevilikte hukuk, bir ceza sistemi değil; vicdanın ve rızalığın kurumsallaşmış hâlidir.
Dar, bireyin öz sorgusudur;
Görgü, toplumsal barışın mekanizmasıdır;
Rızalık ise adaletin ruhudur.
Bu yönüyle Alevilik, adaletin dıştan değil, insanın kendi özünden doğduğunu savunan etik bir sistemdir.
Bugünün dünyasında toplumsal barış ve adalet arayışları, Alevi rızalık hukukunun ilkelerinde yeniden anlam bulabilir.
Pir Sultan’ım der gözümde
Hiç hata yoktur sözümde
Eksiklik kendi özümde
Darına durmağa geldim
Sakın arınmadan girme bu ceme
İnsana kem gözle bakarsan eğer
Gönül beytullahtır benzer erdeme
Yapılmaz tamiri yıkarsan eğer
Kırkların Cemine girmek istersen
Eline diline beline sahip ol da gel
Hakkın cemali görmek istersen
Eline diline beline sahip ol da gel
Kaynakça
Aksüt, H. (2009). Aleviler: Türkiye, İran, İrak, Suriye, Bulgaristan. Ankara: Yurt Yayınları.
Bozkurt, F. (1995). Aleviliğin Toplumsal Boyutları. İstanbul: Cem Yayınları.
Çamuroğlu, R. (2008). Alevi Kimliği ve Siyaset. İstanbul: Metis Yayınları.
Melikoff, I. (1998). Uyur İdik Uyardılar: Alevilik ve Bektaşilik Üzerine İncelemeler. İstanbul: Cem Yayınları.
Sevgen, E. (2012). Anadolu’da Ana Tanrıça Kültü ve Alevi İnanç Sistemine Etkileri. Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Yaman, A. (2017). Alevi İnanç Sistemi ve Toplumsal Yapı. Ankara: Hacı Bektaş Veli Araştırma Enstitüsü Yayınlar

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler