Ateist Bir Alevi Mümkün mü?
⌈Hüseyin AKKUŞ ⌉Bağımsız Araştırmacı⌉
Bu çalışma, Aleviliğin insan merkezli ontolojisi, rızalık temelli etik yapısı ve doğa merkezli hakikat anlayışı çerçevesinde “Ateist bir Alevi mümkün müdür?” sorusunu tartışmaktadır.
Alevilik, klasik teist aşkın ve müdahaleci Tanrı anlayışından farklı olarak, içkin hakikat anlayışına ve toplumsal sorumluluğa dayanan, rızalık esaslı ve etik olgunlaşmayı esas alan bir yol olarak değerlendirilmektedir.
Makale, Aleviliğin tarihsel-sosyal karakteri, etik toplum modelini ve cem pratiğini inceleyerek, ateizm ile Alevilik arasında ontolojik ve etik düzlemde bir çelişki bulunup bulunmadığını analiz etmektedir.
1. Aleviliğin Tanımı ve Tarihsel Konumlanışı
Alevilik, tarih boyunca tek bir etnik kimliğe, dile veya millete ait olmayan; insan merkezli, eşitlikçi ve özgürlükçü bir halk muhalefeti temelli inanç öğretisidir.
Kökenleri, köleci üretim ilişkilerine, din temelli sömürü sistemlerine ve sınıfsal baskılara karşı gelişen toplumsal direniş hareketlerine dayanır.
Alevilik, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasındaki farklı inanç ve düşünce geleneklerinin tarihsel birikimi içerisinde şekillenmiş heterodoks bir inanç-kültür yapısıdır.
Alevi-Bektaşi-Kızılbaşlık ve Rea-HAK (Hak yolu) olarak bilinen bu öğretim, varoluş felsefesine dayalıdır; doğaya, bilime, sevgiye, paylaşıma ve cana değer verir ve haksızlıklara karşı direnme ilkesini benimseyen felsefi bir yaşam öğretisi olarak tanımlanmaktadır.
Bu öğretide doğa ve yaşam yasaları kutsaldır; insan ise bu yasaların bir parçasıdır.
Varlığın birliği (vahdet-i mevcut) kabul edilir.
İnsan doğanın efendisi değil, parçasıdır.
Alevi-Bektaşi inancında merkezi bir yere sahip olan Dört Kapı Kırk Makam öğretisi, insanın “insan-ı kâmil” olma yolculuğunu sembolize eder. Bu öğretinin metafizik arka planı, vahdet-i vücut anlayışına kadar uzanır. Ancak bu anlayış, klasik teist bir Tanrı anlayışından ziyade, varlığın bütünlüğünü esas alan bir içkinlik metafiziği olarak yorumlanabilir.
2. Alevilik Bir Din midir?
Alevilik, semavi İslami bir din değildir ve dinlerden bağımsızdır. 72 millete aynı nazardan bakmaktadır. Herkese olduğu gibi inanmayanlara da eşit mesafededir. Irk, dil, din, mezhep, cinsiyet ayrımı yoktur.
Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancında inanan ya da inanmayan, hangi dilden, hangi renkten olursa olsun insan insandır ve candır.
Ha kutuplarda bir eskimo genci, ha Afrika’da garip bir siyah zenci, fark etmez ne dili ne rengi, madem ki insandır saygımız vardır.
Aleviliğin temel özelliği, iman merkezli bir kurtuluş öğretisinden çok, etik ve toplumsal sorumluluğa dayalı bir hakikat yolunu temsil etmesidir.
Bu perspektife göre Alevilik:
İnsan odaklıdır; kurtuluş ahirete değil, toplumsal rızalık ve adalet aracılığıyla gerçekleşir; kutsal gökyüzünde değil, yeryüzünde ve doğadadır; aşkın müdahaleci Tanrı anlayışından farklıdır.
Bu bağlamda Alevilik, klasik teizmin kader yazan, sevap-günah muhasebesi yapan, kulluk talep eden Tanrı anlayışını reddeden bir konumda durmaktadır.
3. Etik Toplum Modeli: Rızalık ve Cem
Alevilikte adalet ve barış, dışsal otoritelerden değil; cemlerde uygulanan rızalık ilkesinden türetilir.
“Kendine reva görmediğini başkasına görme”,
“Eline, diline, beline sahip ol”
“Rızalık al-ver”
ilkeleri; Aleviliğin özgün hukuk anlayışını oluşturur.
Bu yönüyle Alevilik bir etik toplum modeli sunmaktadır.
Alevilik, insanı merkeze alan; rızalık, sorgu ve dayanışma üzerine kurulu bir toplumsal hakikat öğretisidir.
Cem:
Bireysel kurtuluş ritüeli değildir.
Toplumsal sorgu ve görgü mekanizmasıdır.
Kolektif sorumluluğun pratiğidir.
Cemevi ise yalnızca ibadet mekânı değil; kültürel aktarımın, dayanışmanın ve kimlik inşasının kamusal alanıdır.
Cem’i ibadet, Cemevi’ni ibadethane olarak tanımlamak geçici hukuki kazanımlar sağlayabilir. Ancak bu yaklaşım, Aleviliği semavi din kalıplarına indirgeme riski taşır.
Bu nedenle Cem ve Cemevi, başka inanç sistemleriyle kıyaslanarak değil; Aleviliğin kendi ontolojik ve kavramsal dünyası içinde değerlendirilmelidir.
4. Evrensel İnsan Anlayışı ve Eşitlik
Burada güçlü biçimde vurgulanan bir diğer ilke, insanın mutlak eşitliğidir:
72 millete aynı nazardan bakmak.
İnanan–inanmayan ayrımı yapmamak.
Irk, dil, renk, cinsiyet ayrımını reddetmek.
Bu yaklaşım, Aleviliği etnik-dinsel bir kimlikten ziyade evrenselci bir etik konuma yerleştirir.
Ezidi’ye, Ermeni’ye, Süryani’ye, Sünni’ye, ateiste veya başka bir inanç sahibine eşit mesafede durmak, Aleviliğin ontolojik eşitlik anlayışının sonucudur. İnsan olmak, tek ölçüttür.
Bu noktada sosyalist dünya görüşüyle belirgin bir paralellik gösterir:
Devletin dinli-dinsiz ayrımı yapmaması gerektiği vurgulanır.
Hiçbir inanç veya inançsızlık kategorisi ayrıcalıklı kılınmamalıdır.
Kimseye kimlik dayatılmamalıdır.
5. Ateist Alevi Mümkün mü?
Aleviliğin ontolojik ve etik yapısı açısından temel sorular şunlardır:
Alevilik bir Tanrı inancı üzerine mi kurulu, yoksa etik ve toplumsal sorumluluk üzerine mi?
Hak kavramı, aşkın müdahaleci bir Tanrı mı, yoksa içkin bir etik ve doğa yasası mı temsil eder?
Eğer Alevilik, semavi dinlerdeki gibi aşkın bir Tanrı’ya iman olarak tanımlanırsa; ateizmle çelişir.
Ancak eğer Alevilik:
Doğa merkezli,
İnsan merkezli,
Rızalık temelli,
Toplumsal adaleti esas alan
bir hakikat yolu olarak tanımlanırsa; ateist bir Alevi kimliği teorik olarak mümkündür.
Burada ortaya çıkan temel argüman şudur:
Alevilikte Hak, kaderi belirleyen bir otorite olarak anlaşılmaz. Doğa kutsaldır ve insan bu doğanın bir parçasıdır. Ahlakın kaynağı ilahi ceza değil, rızalık ilkesidir.
Bu bağlamda ateizm, Aleviliğin etik ilkelerini ortadan kaldırmaz. Tam tersine; Tanrı korkusu yerine bilinçli sorumluluk temelinde bir ahlak anlayışı geliştirir.
Sonuç
Bu makalede;
Aleviliği:
Semavi dinlerden bağımsız,
İnsan merkezli,
Doğa temelli,
Rızalık esaslı,
Eşitlikçi bir etik toplum modeli
olarak tanımlamaktadır.
Bu çerçevede ateist bir Alevi kimliği; ontolojik ve etik düzlemde mümkündür.
Burada belirleyici olan, Tanrı’ya iman değil, insana, doğaya ve rızalığa bağlılıktır.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler