Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

İdamlarının 48. yıldönümünde Üç Fidanı saygıyla anıyoruz…

– Hüseyin Candemir –

Türkiye devrimci hareketinin sembol isimlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan bundan tam 48 yıl önce 6 Mayıs 1972’de idam edildiler. Marshall ve Truman yardımları, NATO ve ABD’nin askeri üsleriyle gerek ekonomik gerekse askeri alanda emperyalizmin kıskacına alınan Türkiye’de, dünyadaki antiemperyalist dalgaya paralel olarak yükselen devrimci-bağımsızlıkçı hareketi yok etmek için tertiplenen 12 Mart faşizminin askeri mahkemesi tarafından yargılanan Üç Fidan, faşist mahkeme heteyetinin verdiği siyasal kararla idama mahkum edildi.

Bu kararı verenler sanıyorlardı ki verdikleri idam karırınıdan  üç fidan korkacak, özür dileyecek, af dileyecek. Sanıyorlardı ki bu üç devrimcinin idam sehpasında dizleri titreyecek. Ama titreyen cezaevinin duvarlarında yankılanan  ” Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği,”  ” Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!” sesini duyan cellatlar, idam kararını verenler oldu. İşbirlikçiler her gün uykularından bu sesle irkilerek uyandılar!

6 Mayıs 1972 günü Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Deniz Gezmiş, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nin verdiği kararı Meclis’in onaylamasıyla idam edildiler. bu kara günü vicdanımız sızlayarak hatırlarken, Deniz’ler, halkın yüreğinde adeta parlayan birer yıldıza dönüşmüşlerdir. İdama bile hiç korkmadan, başı dik, onurlu ve yiğitçe giderken son sözleri, bağımsızlık ve kardeşlik olmuştur.

Denizlerin idamının ne anlama geldiği bugün Türkiye’de daha da anlam kazanıyor. Devrimci gençlik hareketinin o dönemde istediği: Emperyalistlerin tahakkümünden kurtulmuş, kendi halkının iradesiyle yönetilen bir Türkiye’dir. Yani “Tam Bağımsız ve Demokratik Türkiye”.  Denizlerin idam kararıyla aslında idam fetvası verilen “Bağımsız Türkiye Özlemi”dir.

Üç devrimci Fidan‘ın idama götürülürken gecenin sessizliğini yırtan“Yaşasın tam bağımsız Türkiye” haykırışı dün olduğu gibi bugün de emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin korkulu rüyası olmuştur!

Son nefeslerinde dahi Pirimiz Pir Sultan Abdal gibi inançlarını ve ideallerini haykıran  Deniz Gezmiş‘i, Yusuf Aslan‘ı ve Hüseyin İnan’ı  idam edilişlerinin 48. yıldönümünde saygıyla anıyoruz.

Deniz’in idamı öncesi kaleme aldığı mektup:

Baba,
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında âciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni
anlayacağını tahmin ediyorum.

Sadece senin değil Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum.

Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da
bildireceğim, Ankara’da 1969’da ölen arkadaşım Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkma.

Annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum, kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum; bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, abimi, ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım.’

 Deniz Gezmiş

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir