Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

HAKİKATIN VE HAKKIN YOLU

-Kemal Cenik-
Bir toplum kendi öznel yapısından uzaklaşıp kopartıĺırsa varlık gerekçelerini ve kendisini tanıyamaz, tanımlyamaz duruma gelir.
İnsanlık aleminin bütününü oluşturan toplumlar, kendi kökleriyle, kultürleriyle, renkleriyle kendilerini koruyup, geliştirebildikleri oranda var olmuş ve günümüze kadar varlıklarını taşıya bilmişlerdir. Bunu başaramayan bir çok topluluk tarihten silinmiştir.
Bu günümüz gerçeğinde de yaşanan yapısal sorunların kökleri, tarihsel gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Doğru bir yöntemle, belgeli bilimsel bir tarih anlayışı gerçeğinden, bu günün sorunları ele alınarak, çözüm gücü, çekiciliği ve merkezi olunmalı ve geleceğe güçlü bir perspektiften bakmayı gercekleştirebilmeliyiz.
HAKİKATIN VE HAKKIN YOLU olan Alevi felsefesinin sorgulayıcı yolu ve yaşamı dogru bir anlayış ve kavrayıştan yoksun oluşu, kendi içinde yaşanan bir çok sorunun kaynağı, nedenin sonucunu da beraberinde getirmekte ve içinde barındırmaktadır.
İslami anlayış, bakış ve yaklaşım içerisinde olan ve islamın özüyüz biçiminde kendini ele alan kesim, kendini islamin neresinde bulduğunu ve islamın neresine koyduğunu açıklamayı bir yana bırakalım, bir takım hurafelerle kendini avutmaktan öte yaşamında hiç bir karşılığı dahi yoktur.
TC,nin ve diyanetin esas aldığı, kerbela vahşetini ve dehşetini gerçekleştiren Muaviye ve emevi islam yapısı, alevilikle nasıl bağdaşır.
Diger yandan ehlibeyit, 12, imamları şiği kolu olan, bu günümüzde ki İran gerçeğiyle alevi toplum değerleri ve yaşamıyla nasıl bir bağ ve alakası kurulmaktadır.?
Dahada vahim olanı, dört kapı, kırk makam ( Alevi meclisi) olan ehli kamil ve kemale ermiş yapının, tüm vasıflarından arınarak içeri alınan HZ, Muhammedin icazet aldığı islamiyet in, aleviler neden onun bir parçası olsun veya tahakumu altına girsin?
İslamiyete de dört kapı, kırk makam ve cem yoktur. Ümmet yapılanmasında oluşan islamiyetde Aleviliğin sorgulayıcı felsefesi olmadığı gibi, koşulsuz ve şartsız teslim olma ve teslim alma zor vardır.
Devletci bakış, anlayış ve yaklaşım içinde olan kesim = bütün tarih boyunca ve günümüz gerçekliği de dahil, hiç bir egem otorite ve devlet tarafından tanınmayan, her fırsatta katliyam, zulüm ve asimilasyona uğrayan, tabi tutulan alevi gerçeğini nasıl açıklayacak?
Cumhuriyetle birlikte kısa yüz yıllık tarihi gerçeklik de buna dahil. Dersim, Kocgiri, Çorum, Maraş ve Sivas katliamları. Bunların hepside bilinen belgeli şahitli devlet katliamları.
Milliyetçi, ulusalcı ve bölgeci yaklaşım ve anlayışlar başlı başına aşılması gereken sorunlar olarak alevi toplum ve değerlerini yıpratmakta,bir kanser gibi her geçen gün derinleşerek bünyeyi etkisiz hale getirip, kangıren gibi çürütmekte.
Alevi tarihinin felsefesi, kökleri ve kültürü kadının tarihiyle ve gerçeğiyle özdeştir.
Ocak kültürü ve geleneği ana ocağından gelmektedir.
Ana pişirir, pay eder.
İnsanı da pişiren, adaleti de pay eden, hakça ortak yaşamı olusturan Anadır.
Eril egemen devlet, erkek egemen zihniyet yapısının temeli tanrı ve allah üzerine inşası gerçekleştirilerek, cinsin ve inancın rolü belirlenmiş, yaşlı ve gencin görev paylaşımı gerçekleştirilmiş tir.
Bu günümüz gerçeğinde oluşan toplumsal, kurumsal ve yönetim sorunlarının temeli tarihimizden kaynaklanmaktadır.
Alevi toplum ve değerlerinin üzerinde ki oluşan, gerçekleşen örgütlenme, dergahlar, ocaklar, dernek ve federasyonlar, fakıflar bir bütünlük içerisinde alevi toplumunu kapsayamamaktadır.
Nedeni de yukarıda belirttiğimiz yalnış, yetersiz ve çarpık anlayış, yaklaşım içerisinde olmalarından kaynaklanmaktadır. Katliamların, baskının, asimilasyon ve yasaklamaların yaratmış olduğu korku, kendini inkar, musade edilen resmi tarihin çarpık ve temeli olmayan, gercekte Yaşamda karşılığı bulunayan bir zoraki zihniyet ve bellek kaybı dayatması.
Bütün bu sorunların üstesinden gelebilmek, doğru bilimsel bir tarih anlayışına sahip olmak tan gecer.
Felsefemizde sevgiyi esas alarak savaşa karşı yaşamı esas alarak, barışın ve ortak yaşamın gereklerini yerine getirip yaşamın hakını bilmekten ve vermekten geçer.
Varlığın birliğimiz olduğu gerçeği, doğayla ve doğanın Bütün canlı varlıklarıyla bir arada, her canlının yaşam hakkına büyük bir saygı ve sevgiyyle yaklaşmaktan geçer.
Enel hak hakikatinin insanda vücut bulması bilincinin, ortak kolektif aklın ve bilincinde bir araya gelmenin örgütlenmesini gerçekleştirmekten geçer. ( Ümmet değil birey, kamil insan, bireyselliğini aşmış kemale ermiş insan gerçeği)
Ana ocağının geliştirilmiş, Çağdaş demokratik öze ulaşmış kadın eksenli meclisler örgütlenmesini esas alan cem olan ve egemen erkek anlayışı başta olmak üzere tüm egemen zihniyetlere karşı duran, özgür gelişimi amaçlayan bir örgütlenme gerçekliğini oluşturup geliştirmekten geçer.
Hakikatin hak talep ve insanca yaşam hakkının kutsallığı tek vazgeçilmez kutsalımızdır.
İnsanı, insanın yasam hakkı ve özgür gelişimini, hakça paylaşımını esas almayan, demokratik öze sahip olmayan hiç bir toplumun gelişmesi mümkün değildir.

.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir