Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Rozbi Demir: Önce kendimizi sonrada bu dünyayı tekrardan yaratabiliriz!

Yaşadığımız yüz yılda, insanın insana yabancılaştığı, bir süreçten geçiyoruz ve bu süreç biz kadınlar açısından çok daha sancılı, bir o kadarda yakıcı bir hal almış durumda. Tacizler, tecavüzler hızla artarken, töre cinayetleri eklenmişken ve her birimiz katil yada mağdur olmaya bu kadar yakınken neden hala daha kuvvetli ayağa kalkmıyoruz, neyi bekliyoruz ?
İnsani değerlerin yerlerde sürüklendiği bu çağda, kadın olmamızdan kaynaklı üzerimizde oluşturulan baskıyı yine biz kadınlar, el ele vererek, direnç göstererek, ortak – örgütlü çalışmalar yürüterek, tekrardan birbirimizin hayatına temas ederek, sineye çekip susmaktansa var gücümüzle, haykırarak yıkabiliriz !
Birbirimize yabancılaştırılıyoruz ; çünkü, sistem paylaşımdan uzak, kuşkucu, güvensiz, birbirini tanımayan, insani ilişki geliştiremeyen, böylelikle de bir araya gelerek onu yıkamayacak ölü toplumlar yaratmak istemekte ki bunu yarattı da. Bizlerse doğduğumuz topraklardan uzaklarda, birbirine yabancı, farklı kültürler arasında sıkışmış durumdayız. Tam da bu noktada, dilimize, geleneklerimize, köklerimize sırtımızı çevirmek yapabileceğimiz en büyük hatalardan biri olacaktır. Köklerimizden, değerlerimizden uzaklaştıkça, yaşayacağımız kaçanılmaz sonuçlar nettir..
Sistem bizleri yobaz zihniyetlerin kucağına itmek, Alevi inancını yok etmek ve onlardan biri olmamız için adeta canla başla çalışıyor.. öyle ki bu çaba, çalışma yürüttüğümüz kurumlara kadar sirayet etmiş durumda. Özellikle son dönemlerde bu tabloyu sık sık görmekteyiz.
Bizlere, yani yaşamı doğuran kadınlara gelecek olursak, inancımıza göre kadın ve erkek eşittir, önemli olan tek şeyse insan ve yaşamdır. İçerisinden geçtiğimiz süreçte cinsiyetler arası ayrım giderek belirgin bir hal almakta ; kadınlara yönelik uygulanan psikolojik, fiziki, maddi ve duygusal şiddet gün geçtikçe artmakta..
Şimdi siz, kadınlarımıza, şu soruyu yöneltmek istiyorum :
Biz katlanarak artan şiddetin ne kadar farkındayız ve hakikaten bu gerçeğin farkındaysak neden kuvvetli ve örgütlü bir mücadeleyle bu sistematik şiddete karşı koymuyoruz ?
Bir ikinci temel sorunda, az konuşulan, çok sık karşılaştığımız kadının kadına uyguladığı şiddet : ezilen cins psikolojisiyle kendi hemcinslerimize uyguladığımız manevi şiddetede bir an önce dur demek zorundayız ! İş yerlerimizde, evlerimizde, sosyal hayatın olduğu her yerde, biz kadınların korumakta ve cesaretlendirmekte ki, ilk önceliği yine aynı baskı altında ezilen kadındır. Kendi hemcinslerimize karşı oluşturacağımız her olumsuz tutumun büyüyen dalgalar halinde bumerang gibi, bir gün bizlere geri döneceğini artık farketmek durumundayız.
Biz alevi kadınları olarak, öncelikle alevi inancının temellerini oluşturan cinsiyetler arası eşitliği tekrardan hayata geçirmek zorundayız. Bulunduğumuz her alanda bunun ortak mücadelesini vermekten başka bir seçeneğimiz yok !
Çünkü inancımızda,
YOL ana’dır
Baba ise Erkandır.
YOLa giren, YOLu bilen, ana topraktır,
YOL ana olmaktan çıkarsa,
YOLumuzda, YOL olmaktan çıkar.
Evet, biz kadınlar birinin eşi, sevgilisi, annesi, ablası, halası, teyzesi, yahut arkadaşı olarak görünüyoruz. Ancak tüm sonradan eklenen etiketlerden öte bizler, bir bireyiz sonra dünyanın yarısını oluşturan ve diğer yarısını doğuran kadınız ve tepeden tırnağa insan.
Biz kadınlar eğer istersek,
Hamurlu ellerimizle devrim yapabiliriz. Önce kendimizi sonrada bu dünyayı tekrardan yaratabiliriz !
Rozbi DEMİR
12.11.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir