İNCİ TÜRK ve MUAMMER ÇİÇEK
Nişanlılıydılar, dumandan ilk Muammer çıktı. Sonra nişanlısı için tekrer girdi içeri ve bir daha çıkmadılar… ”
“Ölmek için çok erken değil mi canım?’’ diye sordu. muammer otel’in önünde kalabalığın ortalığı inleten gürültüsüne aldırmadan, iki eliyle inci’nin yüzünü avuçlarına alıp, gözlerine baktı. ne çok şey söylemek istiyordu fakat kuruyan dudaklarındaki çatlakların acısı gibi acıyordu boğazına takılan kelimeler. neşe içinde gelmişlerdi pir sultan abdal Sivas şenlikleri’ne. Fakat şimdi cami çıkışı ellerinde taş ve sopalarla yürüyeşe geçen ağzı salyalı yobazlardan kaçıp madımak oteli’ne sığınmışlardı. yazar, çizer, oyuncu, şair, çoluk, çocuk,kadın, erkek, yaşlı…
2 Temmuz 1993ateşin utandığı, insanın utanmadığı bir tarihti.
Madımak Oteli’nde otuzüç insan diri diri ateşe verildi.
Aralarında yakıldığında oniki yaşında olan Koray aydın da vardı. Koray ablası ile birlikte yangından kurtulamadı. Onların katledilmesinden iki yıl sonra bir kardeşleri oldu. Menekşe can. Menekşe can hiç görmediği ablasının ve abisinin fotoğraflarına sarılarak acılarını sarmaya çalışıyor. Anne hüsne kaya her gece belki onları bir kez olsun rüyasında görür diye yatağa gidiyor. Yıllardır her gece aynı rüyayı görmek için dua ediyor.
Madımak Oteli’nde yakılan muammer çiçek ve inci türk nişanlıydılar. muammer 26 inci ise 22 yaşındaydı ve o yaşlarında kaldılar. bir yandan okuyp çalışan diğer yanda Pir Sultan Abdal derneği’nde halkoyunları ve tiyatro faaliyetlerine katılan inci ve muammer sivas katliamı’nda öldürülmeslerdi evleneceklerdi, çocukları olacaktı. Onlar da sabahları erkenden kalkıp işlerine koşturacaklardı. Akşamları çay demleyip karşılıklı içeceklerdi. hayaller kuracaklardı. İçleri rahat etmeyecek, geceleri kalkıp çocuklarının üstlerinin açılıp açılmadığını kontrol edeceklerdi. Onlar da düzene söveceklerdi, herşeye rağmen yaşamayı seveceklerdi. ah onlar da…
Yıllarca hep onlar öldürüldü.
Yıllarca hep onların çocuklukları gençlikleri ellerinden alındı.
Yıllarca hep onlar gözaltında kaybedil.
Yıllarca onlar sürgün
Yıllarca onlar tutsak
Yıllarca onlara bomba
Onlara işkence
Onlara ölüm
Onlara gaz jop toma sopa
Onlara yokluk
Onlara yasak
Onlara yalan
Onlara ölüm…
İnci ve Muammer dışarıdaki kalabalık oteli ateşe verdiğinde ve odadan içeriye dumanlar dolmaya başladığında inci ve muammer artık yolun sonuna geldiklerini anlamışlardı. artık gökyüzünü, gökyüzündeki kuşları, denizi, denizin mavisini, sevdiklerini, sevdiklerinin ellerini, dünyayı, dünyanın renklerini ve yarını, yarının umutlarını göremeyeceklerdi. ’’Ölmek için çok erken değil mi canım?’’ diye sordu inci. cevap ne kadar kolay ve ne kadar zordu…
16 Haziran 1993 tarihinde muammer aşağıdaki dizeleri yazmıştı. ve o dizelerde hep karanlıkta yaşayan şehircikleri ve onların gecekonmuş evlerini anlatmıştı. Bizler hala o şehirciklerin gecekonmuş evlerinde yaşlanma telaşındayız. O ve İnci 2 Temmuz 1993’de el ele ölümle tanıştılar. Geriye çoğumuzun bilmediği yarım bir aşk hikayesi ve utanç kaldı.
Öyleyse muammer’in şiiri ile kapatalım geceyi.
yarına daha çok var (mı)… ülkenin en gecekonmuş evleri
sarmıştı sırtını,
hep karanlıkta yaşıyordu
şehircik.
her gece,
yüzlerce ışık çoğalmıştı
kuytularında
ve bir gün,
güpegündüz aydınlıktan
giriverdi imara…
Dersim Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler