Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

ALEVİ ÖĞRETİSİNİN DÜŞÜNCE YAPISI VE HAYATA VERDİĞİ MANA

-Hüseyin Akpınar-
Bilim insanlarının yazdıklarına göre, insanlık tarihinin başlangıcındanan günümüze kadar uzanan düşünce gelişimi, şu üç evreden oluşmaktadır. Sihirbazlık, dini düşünce ve bilimsel düşünce.
Sihirbazlık dönemi, insanlık tarihinin ilk düşünme ve inanma evresidir. Bu dönemde, bazı insanların, gösterdikleri ritualler ve kerametlerden dolayı, doğa ve insan üstü özelliklere sahip olduklarına ve doğa olaylarını insan lehine etkileyebildiklerine inanılırdı. Bu yetenekli insanların sözleri toplumda düşünme ve davranış biçimini belirliyordu.
Yüzyıllar yada binyıllar sonra, bu sihirbazlık düşünce evresi içerisinden yeni bir düüşünce olan dini düşünce sistemi gelişiyordu. Sihirbazlığın zayıflıkları ve yetersizlikleri kendi inandırıcılığınıda azaltırken,yeni gelişen dini düşünce daha güçlü ve inandırıcı görünüyordu. Dini düşünceye göre, evrende var olan herşeyi bir Tanrı yaratmış, evrendeki bütün gelişmeler Tanrı’nın bilgisi ve emri ile gelişmekteydi. Tanrı tek kutsal olandır. İnsan ise Tanrıya ruhu yada canı ile bağlı olan ve Tanrı’nın emirlerini yerine getirmek için yaratılan itaatkar bir kuldur.
Sonraki yüzyıllar yada binyıllar sürecinde, dini düşünce evresi ve sistemi içerisinden, onu var olan yetersizlikleri ve yanılgılarıyla birlikte eleştirerek, bilisel düşünce evresi gelişmiştir. Bilimsel düşünce, kendisinden önceki düşünce sistemlerinde var olan, bir tesbitin doğruluğuna inanma yerine o tesbitin duğruluğunu kanıtlama ve bilme , prensibine dayanmaktadır. Bilimsel düşünceye göre, yeryüzünde tek kutsal olan şey insan yaşamıdır. İnsan öznedir ve yaşama hakkı kutsaldır, dokunulmazdır.
Kısaca değindiğimiz bu üç düşünce sistemleri, genel olarak herbiri bir öncekinin yerini alsada, hiçbir zaman birbirlerini tamamen yok edememişlerdir yada etmemişlerdir. Bu durum göstermektedirki, ne sihirbazlık, ne din ve nede bilim, toplumların yaşadığı bütün soru ve sorunların hepsine, doyurucu ve ikna edici çözümler getirememişlerdir. Bu nedenledirki, günümüzde esas olarak gelişmiş ülkelerde bilimsel düşünce belirleyici olsada, bunun yanında ve diğer değişik toplumlarda sihirbazlık ve dini düşünceler sistemi oldukca etkili bulunmaktadır.
Düşünce sistemlerinin gelişim ve değişimi, insanların üretim ve yaşam ilşkilerindeki gelişmeyle, çok yakın ve ayrılmaz bir ilgisi bulunmaktadır Sihirbazlık düşünce tarzının, ağırlıklı olarak insanların avlanarak ve tabiattan toplayarak, kendilerini yeniden ürettiği dönemlere denk düştüğü bilinmektedir. Dini düşünce tarzının ise, köylü devrümleri sürecinde ve devamında toplumların yaşamında hayat bulduğu bilimektedir. Dini kitaplar bu nedenle ağırlıklı olarak toprak konularıyla ilgilenmektedirler. Bilimsel düşünce ise sanayi devrimiyle aynı sürede doğmuş ve gelişmiştir. (Bu konularda geniş bilgi için, diğer kaynakların yanında, Yuval Noah Harari’nin ‘Eine Geschichte von Morgen’ adlı kitabı okunabilir).
Anadolu Aleviliği’nin düşünce yapısında, değişik ölçülerdede olsa, yukaıda anlatmaya çalıştığımız her üç düşünce sistemlerininde etkileri mevcuttur. Mesela, Alevi toplumu içerisinde bazı çevreler yada bireyler hala, geçmişteki bazi inanç önderlerinin yada şahsiyetlerin akan ırmağı durdurduğunu, dağı yürüttüğünü, ölüm yatağındaki hastayı dirilttiğini, vb inanarak anlatmaya devam ederler. Bazı taşları, tepeleri ve ağaçları, suyu, toprağı, vb. kutsal saymaya inanarak devam ederler. İşte bu düşünceler ve inanışlar, sihirbazlık düşünce evresinden günümüze kadar, Alevi toplumunun kendi yaşantısı içerisinde devam edip gelebilen düşünceler ve inançlardır. Yine, Anadolu Alevileri genel olarak, insanın iki ayrı nesneden, vücut ve ruhun birliğinden oluştuğunu, sadece vücudun öldüğüne ruhun ise ölümsüzlüğüne inanırlar. Bu düşünce bir dini düşüncedir ve bütün büyük dinler bu düşünceye inanırlar. Hiç bir bilim insanı ve araştırması, ruh denen şeyin gerçekten var olduğunu günümüze kadar ıspatlayamamıştır. Ama, diğer dinlerde olduğu gibi Alevi inancındada, bir dini düşünce olarakda olsa eskiden beri varlığını sürdürerek getirmiştir. Anadolu Aleviliğini, diğer dinlerden ve inançlardan ayıran, en önemli düşüncesi yada özü ise, insanı inancının yada düşüncesinin merkezine koymasıdır. İnsan yaşamını kutsal ve dokunulmaz kabul etmesidir. Bu düşünce ise yukarıda belirttiğimiz üçünci düşünce tarzı ile, yani bilimsel düşünce tarzı ile, aynilik oluşturmaktadır. Alevi öğretisine göre, bilimsel düşüncede olduğu gibi, tek kutsal olan insan ve insan yaşamıdır. İnsan öznedir.
Bu nedenle, Anadolu Aleviliği, ‘Benim kaabem insandır’, ‘Her ne arar isen kendinde(insanda) ara’, Bilimden gidilmeyen sonu karanlıktır’, vb gibi, bilimsel düşünceye denk düşen, anlamlı sözleri geliştirerek öğretisine katmıştır. Bir ara sonuç olarak belirtmemiz gerekirse eğer, Anadolu Aleviliği, düşünce yapısı düşünce sistemleri bakımındanda bağdaşık bir yapı arzetmektedir.
Şimdide yazımızın başlığındaki ikinci konumuza biraz değinelim. Anadolu Aleviliği’nin insan yaşamına yada genel olarak hayata(yaşama) verdiği mana nedir?. Yaşamakta bir amaç yada bir hedef varmıdır? Eğer varsa bu nedir?
Anadolu Aleviliği’nin insan yaşamına verdiği manada, diğer bir çok konularda olduğu gibi, büyük dinlerin verdiği manadan farklıdır. Onlara benzemez.
Büyük dinler olan islam, yahudilik, hırıstiyanlık, vb. gibi dinler, insana ve insan yaşamına sadece itaatkar bir kulluk görevi verirler. Bu dinlere göre insanın manası ve görevi, Tanrı’nın emirlerine uymak ve ona dua etmektir. Evrande olup biten her şey Tanrının bilincindedir, onun emirleriyle olup biter. Belirleyici özne Tanrıdır. İnsan edilgen ve kendisi tek başına bir şeye karar veremeyen kuldur. Yanrı onun yerine her şeye karar verir, o sadece uyacaktır. Bu dinlerin, insan yaşamına verdikleri tek amaç ve anlam, insanın öldükten sonra cennete gidebilme hakkını alabilmesidir.
Anadolu Aleviliğinde ise insan özerk ve öznedir. Düşünerek tartışarak her şeye kendisi karar verendir. İnsan değişen, gelişen ve olgunlaşan bir varlıktır. Dünyadaki gelişmeleri etkileyen ve belirleyen öznedir. İnsanlara cennet yada cehennem vadetmez. Bu nedenlede ölümü bir haksızlık olarak değerlendirip ona kardıda mücadele eder. Sağlıklı, mutlu, özgür ve uzun yaşamayı amaçlar. Uzun ve içerikli(yaratıcı) yaşamayı, sürekli olgunlaşarak kamil insan olmayı, insanların yaşamlarındaki anlam ve amaçları olarak öngörür.
Yazıyı uzatıp okuyucuyu usandırmamak için konuyu kısa ve öz olarak anlatmaya çalıştık. Anadolu Aleviliği’nin mevcut düşünsel yapısı ve öğretinin yaşama verdiği anlamı nedir, bu konular kısaca anlaşıldığı gibi, tartışmaya ve geliştirilmeyede başlandı.
Alevi aydınlanmasına katkı sunması dileğiyle ve
Aşk ile
 18.10.2021

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir