Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

ALEVİLERİN ÖZGÜRLEŞME MÜCADELESİ VE ‘ALEVİ İSLAMCI’ FIRSATCILAR

-Hüseyin Akpınar-
Anadolu Alevileri’nin batı avrupa ülkelerine göç etmeleri, bu ülkelere yerleşip oralarda yaşayarak yuttaşlık hakkı elde etmeleri, onlara, özgürleşme yolunda önemli kapılar açtı. Batılı ülke vatandaşlarının sahip oldukları, insan haklarının yanında, yuttaşlık haklarınıda kullanma imkanlarına sahip olabiliyorlar.
Ayrıca, aranan koşulları yerine getirdiklerinde, toplum olmanın getirdiği, toplumlara tanınan haklarıda kullanabiliyorlar. Mesela, bu ülkelerde dini toplumlara eskiden beri hangi koşullarda ve hangi haklar tanınıyorsa, sonradan göçmen olarak gelen dini toplumlarada, aynı koşulları yerine getirdiklerinde, onlarada aynı toplum haklarını tanıyorlar.
Avrupa ülkelerinde, din ve devlet ilişkilerini yada dini toplumlarla devlet ilişkilerini, ülkelerin yasa ve anayasalarında düzenlenmişler. Bu düzenlemeler, her ülkenin yasalarında belirli bir farklılık göstermektedir. İşte bu yasal düzenlemedeki farklılıklardan dolayı, inanç toplumlarının yerine getireceği koşullar ve kazanacağı statülerde bazı farklılıklar arzetmektedir. Almanyadaki geçerli olan ana yöntem mesela, eyalet hükümetleriyle inanç toplumları arasında imzalanan, Devlet Anlaşması yöntemidir.
Göçmenler, kendi yaşam pratikleriyle bu konuları ve hak alma yollarını, süreç içerisinde öğrendiler. Aynı şeyleri Avrupa’da yaşayan Anadolu Alevileri’de öğrendiler. Aleviler, uzun yıllardan bu yana, çok eziyetli ve bir çok zorluklar içerisinde, örgütlenmelerini sağladılar. Örgütlü yapılarına dayanıklık, süreklilik ve kalıcılık kazandırdılar. Avrupa ülkelerinde var olan, yasal ve anayasal haklara sahip olabilmek için, ülkelere göre özel çalışmalar sürdürdüler. Başta Almanya olmak üzere, bazı ülkelerde, kısmende olsa, bu doğrultuda başarılar sağlandı. Gelecek vaadeden çığırlar açıldı.
T.C. Devleti, Anadolu Alevileri’nin yürüttüğü bu çalışmalardan ve elde ettikleri haklardan, çok rahatsız oluyordu. Avrupada, özel olarak Anadolu Alevileri’ne yönelik, karşı faaliyetler sürdürdü. Sürdürdüğü karşı faaliyetlerden beklediği sonuçları alamayınca, Alevi özgürleşmesinin önüne geçemeyince, T.C. Devleti kendi hizmetinde bulundurduğu sözde Alevileri harekete geçirdi. Bu sözde Alevilere, akıl ve maddi manevi destek vererek, fırsatcı bir şekilde, Anadolu Alevileri’nin önünü kesmeye çalıştı.
Avusturya’da, entrikalar çevirerek, ‘Alevi İslam’ örgütlenmesini yarattı. Aleviliğin islam içerisinde bir inanç ve Alevilerinde islami bir örgütlenmenin parçası olduğunu anlatmaya çalıştı. Hak verilecekse islama verilsin ve islami örgütlerde Alevilerin nasibini versinler demeye getirdiler. Pratikte ise bu düşünce, bu güne kadar olduğu gibi islami bir lehçeyle, Alevilere hak verilmesin, demek oluyordu.
Avusturya ve avrupadaki Anadolu Alevileri, devletin bu oyununun ve fırsatcıların oynadığı entrikaların farkına gecikmelide olsa vardılar. Özgürleşme çabalarını, çok yönlü bir şekilde, sürdürmeye devam ettiler. Bir taraftan islami fırsatcıların oyun ve entrikalarını tecrit ederken, diğer taraftan, islami fırsatcıların iddialarını dikkate almadan, İnanç toplumları için yasalarda ve anayasalarda belirlenen hakların kendileri içinde tanınmasına yönelik çalışmalara devam ettiler. Ve kazandılar, haklarını onlarda aldılar. Almanyada eyalet hükümetleriyle yapılan anlaşmalar sayesinde mesela, Alevi kurumları (AABF) ile birlikte, okullarda Alevilik dersleri verilyor, hastane ve cezaevleri gibi yerlerde ihtiyaç duyanlara ruhani yardım yapılıyor, v.b. Alevi kurumları türkiyede olduğu gibi avrupadada bu hakları elde etmeselerdi, Alevi toplumunu diyanetin hizmetlerine muhtaç bırakacak ve asimilasyona devam edilecekti. İşte Aleviler ve Alevi kurumları, T.C. Devleti’nin asimilasyon faaliyetlerini engellediği için, islami çevrelerin teptisiyle karşılaşıyorlar. Esas konu bu.
Şimdi, T.C. Devleti, onun temsilcileri, fırsatcı Alevi islamcılar, v.b. gibi çevreler, cahillik hareketleri yapıyorlar. Anadolu Alevileri’ne yönelik, hiç bir geçerliliği ve doğruluğu olmayan, karalama ve tecrit etme faaliyetleri sürdürüyorlar. Halbuki, yaşadıkları çifte yenilginin sancılarını, kolay atlatamıyorlar. Birinci yenilgileri, bağımsız Alevi özgürlük hareketi örgütlenmesinin ve Alevi özgürleşmesinin önünü kesmek istiyorlardı, kesemediler. İkinci yenilgileri, Anadolu Aleviliği’nin kendine özgü bir İnanç Sistemi olduğunun tanınmasını engellemekti, engelleyemediler.
Evet, Anadolu Aleviliği kendine özgü bir İnanç Sistemi’dir. Kısacası demek oluyorki, Anadolu Aleviliği diğer inançlardan farklı bir Tanrı anlayışına sahiptir(Hak), Anadolu Aleviliği sözlü bir geleneğe sahiptir, Anadolu Aleviliği’nin ibadet biçimi Cem ve ibadet yeri Cemevidir, v.b. İşte bu ve benzeri koşullar yerine geldiği için, Anadolu Aleviliği ‘Kendine Özgü Bir İnanç Sistemi’ olarak tanınmaktadır.
Alevi aydınlanması ilerledikce, bağımsız Alevi duruşu ve kurumsallaşması geliştikce, Alevilik’de diğer inançlarla eşit muameleye tabi tutuldukca, Aleviliği yok sayan yada asimile etmek işteyen çevreler panikli çırpınışlar içerisine giriyorlar. Etraflarına kendi pisliklerinin saçtıkca Aleviliği kirleteceklerini zannediyorlar am fena yanılıyorlar. Kendi pisliklerinin sorumlusu olarakda, entrikacı islamcı Alevileri’ni gösterecekler. Alevi islam projeside, aynen cami cemevi projesi gibi, Alevileri aldatmak ve asimile etmek için tezgahlanan, islami oyun ve entrikaların bir parçasıdır.
Aleviliğin, kendine özgü bir inanç sistei olması demek, Alevilik üzerine Aleviler’in kendilerinin söz ve karar hakkı olması demektir.
Hüseyin Akpınar
Frankfurt, 09.05.2022

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.