Aslan ile Ceylan Hâlâ Aynı Kucakta Duruyorsa, Orada Yol Vardır, Pir Vardır
⌈Hasan Subaşı⌉
AKP iktidarının uzun süredir sürdürdüğü asimilasyon içerikli ideolojik yönelimlerden biri, Alevilik inancını içeriksizleştirerek sistem içinde denetlenen bir kültürel kimliğe dönüştürmektir. Bu yaklaşım, yönelim sadece inançsal değil; aynı zamanda toplumsal, kültürel ve siyasal bir müdahale pratiğidir. Son yıllarda kurumsal düzeyde derinleştirilen bu politikaların en görünür örneği, devlet eliyle oluşturulan “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı”dır.
Bu yapı aracılığıyla Aleviliğin kendi iç dinamiklerinden koparılarak devletin ideolojik aygıtına eklemlenmesi hedeflenmektedir. Son yıllarda Hacıbektaş’ta düzenlenen resmi anma etkinliklerinde, Hacı Bektaş Veli’nin aslanla ceylanı bir arada taşıyan tasvirinden hem aslan hem de ceylanın çıkarılması, bu müdahalenin simgesel olarak en açık göstergelerinden biri olmuştur.
Hacı Bektaş Veli’nin öğretisine ve mirasına sahip çıkmak, geçmişe duyulan nostaljik bir saygının değil; bugünün siyasal, inançsal ve etik mücadele hattının gereğidir. Aleviliğin Yol öğretisi, sadece bir inanç sistemi değil; aynı zamanda bir yaşam felsefesi, bir etik-politik duruş, bir toplumsal hakikat arayışıdır. Bu nedenle Pir’e sahip çıkmak, aynı zamanda Yol’un özüne ve geleceğimize sahip çıkmaktır.
AKP iktidarı, Aleviliği kendi siyasal tahayyülüne göre yeniden inşa etme çabasında, inancı içerikten arındırarak folklorik bir temsile indirgemek istemektedir. Bu kapsamda devletin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, şu yollarla işlevselleştirilmektedir: Aleviliği bir inanç değil, kontrollü bir kültürel farklılık gibi sunma, Cemevlerini Diyanet benzeri bir hiyerarşiye tabi kılma, Yol önderlerini etkisizleştirerek yerlerine atanmış bürokratları yerleştirme ve devlet onaylı, itaatkâr ve muhalefetsiz bir “makbul Alevilik” tanımı oluşturma. Bu sadece idari bir hamle değildir; bu bir ideolojik kuşatma, bir toplumsal belleğin tahribi, bir direniş geleneğinin tasfiyesidir.
Alevi-Bektaşi öğretisinde aslan, Şah-ı Merdan Ali’yi temsil ederken; ceylan, zarafet, barış, masumiyet ve birlikte yaşam anlayışını simgeler. Hacı Bektaş Veli’nin tasvirinde bu iki figürün yan yana olması, Aleviliğin farklılıklar arasında çatışma değil, uyum ve eşit haklar temelinde bir arada yaşama idealini temsil eder. Bu simgeselliğin yok sayılması ya da bilinçli olarak kaldırılması, yalnızca bir görsel müdahale değil; Alevi yol öğretisine yöneltilmiş derin bir ideolojik saldırıdır!
Hacı Bektaş Veli’nin felsefesi, mistik bir söylem değil; toplumsal dönüşüm arzusudur. O’nun “Benim Kâbem insandır” sözü, Aleviliğin insan merkezli, eşitlikçi ve özgürlükçü doğasının özlü bir ifadesidir. Aslanla ceylanın birlikte yaşadığı temsiliyet, sadece bir resim değil; aynı zamanda rızalığa ve eşitliğe dayalı olan bir yaşam biçiminin yansımasıdır. Bu tasvir; farklılıklara tahammül değil, saygı duymayı; kadınla erkeğin eşit olduğunu; doğayla uyumu ve güçlüyle zayıf olanın arasındaki dengeli bir adaleti içerir. AKP’nin bu simgeleri ortadan kaldırma çabası, Aleviliği ehlileştirme ve denetim altına alma girişiminin çok katmanlı bir ifadesidir.
Aleviler, her dönemde adaletsizliğe karşı “Şah” demiş, bedel ödemeyi göze alarak direnmişlerdir. Aleviler, devlete değil; kendi yol gerçeklerine bağlıdır. Bu nedenle devletin şekil vermeye çalıştığı her “Alevilik” tanımının karşısında durmuşlardır.
Her yıl Hacıbektaş’a yüzbinlerle gitmek, sadece bir geleneği sürdürmek değil; AKP’nin yürüttüğü asimilasyon politikalarına karşı en güçlü kolektif cevaptır. Orada olmak; Pir’i anmak kadar, Yol’a sadakati haykırmaktır.
Bu nedenle: Aleviliği Alevilik yapan tüm değerleri savunmalıyız, devletin müdahale araçlarını teşhir etmeliyiz, Alevi kurumlarının öncülüğünde anama etkinliklerine katılımı büyütmeliyiz ve Yol’un öğretisini genç kuşaklara aktararak sürekliliği sağlamalıyız!
Çünkü biliyoruz ki: Aslan ile ceylan hâlâ aynı kucakta duruyorsa, orada hak vardır, yol vardır, Pir vardır, Ana vardır…


Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler